Google Play Store
App Store

Kültür alanında istihdamda kadın erkek eşitliği hem AB ülkelerinde, hem Türkiye’de neredeyse sağlanmış durumda. Ancak veriler ücret için aynısını göstermiyor. Öte yandan yönetici rollerinde yine erkekler başı çekiyor.

Kültür alanında gerçek eşitlik gerek
Fotoğraf: Depo Photos

Buse İlkin YERLİ

Kültür alanında çalışan kadın ve erkek sayısı Avrupa Birliği’nde (AB) ve Türkiye’de neredeyse eşit. Bunun karşısında ücret eşitsizliği sürüyor. 2024 yılı AB ortalamasında kültür alanında çalışan erkekler, kadınlardan yüzde 13,5 daha fazla kazanıyor. Türkiye’de ise durum çok daha vahim. 2023 verilerine göre kültür alanında çalışan erkekler, kadınlardan yüzde 34,4 daha çok kazanıyor. Yine kültür alanında hem AB’de hem Türkiye’de kadın yönetici oranı erkeklere nazaran düşük kaldı.

Eurostat verilerine göre 2024 yılında AB ortalamasına göre kültürel alanda çalışanların yüzde 50,4’ü erkek olurken kadın oranı ise yüzde 49,6 oldu. Yani AB’de kültür çalışanlarında kadın erkek eşitliği yüzde 0,8’lik bir farkla neredeyse sağlandı. 2015 yılında aradaki fark 6,4 puandı.

LETONYA VE ESTONYA’DA DAHA FAZLA

AB üye ülkeleri arasında Letonya ve Estonya’da kültürel sektörde kadın çalışan sayısı erkek çalışana göre daha yüksek. Erkeklerin karşısında kadın çalışan oranı Letonya’da yüzde 32,6; Estonya’da ise yüzde 24,2 daha fazla. Buna karşılık, İspanya ve İtalya başta olmak üzere 11 AB ülkesinde kültürel istihdam oranı erkeklerde daha fazla. Yunanistan, Romanya ve Avusturya’da cinsiyet temelli istihdam dengesi neredeyse sağlanmış durumda.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye’de 2023’te kültür alanında çalışan erkek sayısı 379 bin, kadın çalışan sayısı 364 bin oldu. 2023 yılında kültürel alanda kadın istihdamı yüzde 49, erkek istihdamı yüzde 51 olarak gerçekleşti. Aralarındaki fark 2 yüzde puan. Eurostat verilerine göre ise Türkiye’de 2024 yılında bu alanda kadın istihdamı yüzde 49,2 erkek istihdamı ise yüzde 50,8.

EŞİTLİK ÜCRETLERDE SAĞLANAMADI

Ancak bu verilerin karşısında hem AB’de hem Türkiye’de erkeklerin hâlâ kadınlardan daha fazla ücret kazandığı görülüyor.

2022 yılı verilerine göre AB genelinde kültürel sektörde çalışan kadınların brüt saatlik kazancı, erkeklerin kazancına kıyasla ortalama yüzde 13,5 daha düşük. Örneğin Letonya’da her ne kadar kadın çalışan oranı erkeklerden fazla olsa da iş ücretlere gelince göstergeler değişiyor. Ülkede erkeklerin saatlik ortalama kazancı, kadınlardan yüzde 23,2 daha yüksek. Lüksemburg’da ise cinsiyete dayalı ücret farkı yüzde 5’in altında. Bu durum, erkek ve kadınların kazançları arasında makasın giderek kapandığını gösterse de eşitlik sağlanamamış durumda. Slovenya’da ise kadınlar erkeklerden ortalama yüzde 1 daha fazla kazanıyor. Yani Slovenya cinsiyet temelli ücret eşitsizliğinin küçük bir farkla tersine döndüğü tek ülke. 2022 yılında, AB genelinde kültürel faaliyetlerde çalışan kadınların yüzde 16,1’i düşük ücretli olarak sınıflandırılırken, bu oran erkekler için yüzde 11,2 oldu.

Türkiye’de tablo daha da vahim. 2023 yılında kültür, sanat, eğlence, dinlence ve spor faaliyetlerinde erkekler yıllık olarak 524 bin 576 TL kazandı. Kadınlar ise 344 bin 347 TL’de kaldı. Aradaki yıllık kazanç farkı yüzde 34,4 oldu. Bu oranla kültürel faaliyetler, 2023 yılının en yüksek cinsiyete dayalı kazanç farkına sahip sektör unvanını aldı. Ayrıca cinsiyete dayalı ücret farkı, AB ortalamasının neredeyse 2,5 katı olarak gerçekleşti. TÜİK verilerine göre toplu iş sözleşmesine (TİS) sahip işyerlerinde ise bu durum tersine döndü ve kadınlar erkeklerden yüzde 5,4 daha fazla kazandı. Kültür alanında çalışan kadınlar ile erkekler arasındaki eşitsizlik, hem Türkiye’de hem Avrupa’da hem de dünyada birçok biçimde kendini gösteriyor.

KARAR MERCİ YİNE ERKEKLER

AB’de 2024 yılında kültür alanında çalışan kadınların yüzde 43,9’u yönetici olarak istihdam edildi. Bu oran yüksek görünse de arada kapatılması gereken yaklaşık 12 puanlık bir fark var.

Türkiye’de de karar verici pozisyonlarda genellikle erkekler yer alıyor. Erkekler teknik işler, yönetim, kürasyon gibi daha ‘prestijli’ alanlarda konumlandırılırken kadınlar daha çok iletişim, halkla ilişkiler, organizasyon gibi yan rollerde. Film festivallerinde yarışmaya seçilen filmlerin yönetmenleri çoğunlukla erkek. Benzer şekilde konser afişleri, tiyatro sahneleri, sergiler hâlâ büyük oranda erkeklerin üretimiyle dolu.

SEKTÖR İÇİ DAYANIŞMA GENİŞLETİLMELİ

Kültür alanında dillendirilse de kulakların duymadığı bir ‘taciz kültürü’ oluşmuş durumda. Yetki ve güç bahşedilen erkekler, birlikte çalıştıkları kadınları cinsel tacize, psikolojik şiddete ve mobbinge maruz bırakıyor. Ancak güvencesizlik, ‘karalama’ korkusu ve ekonomik kaygılar gibi nedenlerle çoğu kadın sessiz kalmaya mahkûm ediliyor.

Buna karşın son 10 yılda feminist ve LGBTİ+ kolektiflerin kültür alanında görünürlüğü arttı. Kadın yönetmenler kolektifi, kadın karikatüristler, kadın müzisyen dayanışma grupları gibi mikro ağlar güçlenmeye başladı. Bazı bağımsız sanat mekânları da zaman zaman toplumsal cinsiyet odaklı programlara yer vermeye başladı.

∗∗∗

KÜLTÜR SEKTÖRÜ NEDEN KÖTÜ DURUMDA?

Türkiye’de en önemli sorunlardan biri alanda proje bazlı veya serbest çalışmanın yaygın olması. Kurumlara bağlı çalışanlar ise sınırlı sayıda. Birçok kültür çalışanı demokratik toplum örgütlerinde, bağımsız sanat mekânlarında veya kültür sanat inisiyatiflerinde yer alıyor. Serbest çalışanların önemli bir kısmı sigortasız. bir geliri yok. Bu durum özellikle pandemi döneminde çok daha görünür hale gelmişti. Kültür ve sanat alanında kamu fonları oldukça sınırlı. Var olan destekler de çoğunlukla yandaş kurum ve kişilere gidiyor. Fon dağıtımındaki bu eşitsizlik ve politik dayatmalar, ifade özgürlüğünü de derinden sarsıyor.