Küre Milli Parkı yok edilmesin
Küre Mili Parkı, altın madeni tehdidi ile karşı karşıya. Yaşam savunucuları, ‘‘Batı Karadeniz’deki tehlikenin farkındayız. Bölgemizin en önemli biyolojik çeşitlilik merkezlerinden Küre Milli Parkı yok olmasın’’ dedi.

Sibel Bahçetepe
sibelbahcetepe@birgun.netMaden Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nün (MAPEG) Batı Karadeniz’de Karabük, Bartın ve Kastamonu illerinde 36 noktada 500 bin dekar araziyi maden sahası olarak özel şirketlere ihaleye çıkarılmak istenmesinin ardından yaşam savunucuları harekete geçti. Küre Dağları Milli Park içerisinde yer alan Ulus ve Pınarbaşı bölgesindeki köylerin altın madeni ocağı tehlikesinde olduğunu belirten yaşam savunucuları ‘‘Batı Karadeniz’de tehlikenin farkındayız. Toprağımıza, suyumuza, ormanlarımıza kıymayın’’ dedi.
Ülkenin ekolojisi, tarım ve hayvancılığı, yaşam alanları maden sevdasına kurban ediliyor. Batı Karadeniz’de yapılmak istenen 4. grup maden faaliyetine karşı bir araya gelen ve ortak mücadele kararı alan halk ‘‘Sularından içtiğimiz, bol oksijenli havasını ciğerlerimize çektiğimiz, bölgemizin en önemli biyolojik çeşitlilik merkezlerinden Küre Dağları Milli Parkı maden ocaklarının tehdidi altında’’ diye konuştu.
Bartın-Ulus Maden Mücadelesi Platformu adına Bartın Çevre Kültür ve Doğal Varlıkları Koruma Derneği Başkanı Sedat Bora, BirGün’e yaptığı açıklamada ‘‘MAPEG, Karabük,-Bartın ve Kastamonu illerinde 36 noktada yaklaşık 500 bin dekar araziyi maden sahası olarak ihale sürecine dahil etti. Türkiye’de birçok örnekte görüldüğü üzere, madenciliğin yaşam hakkımızı elimizden alacak şekilde zehirli kimyasal atıkları ile sürdürülüyor olması hepimizi endişelendiriyor’’ dedi.
TEHLİKENİN FARKINDAYIZ
Türkiye’nin en yoğun ormanlık alanı ve doğal güzelliklerine sahip olan Batı Karadeniz bölgesinde, ağaçların, su kaynaklarının ve kültürel mirasların büyük tehdit altında olduğunu vurgulayan Bora, ekosistemin telafisi mümkün olmayacak şekilde yok olacağını söyledi. Bora, şöyle devam etti:
"Tehlikenin farkındayız. Sermayenin yeni gözdesi Batı Karadeniz MAPEG Bartın iline 2 tane ve komşu Kastamonu sınırında bulunan komşu köylere 4 tane olmak üzere toplam altı maden sahası ihale etti. Ulus’a bağlı Şirinler, Gökpınar ve Elmalık köyleri ile Kastamonu Pınarbaşı’na bağlı Mirahor, Dizdarlı ve Demirtaş köy ormanları 3 saha içinde Pınarbaşı Uzla köyü de var. Bu bölgenin bir kısmı Küre Dağları Milli Parkı sınırları içerisinde. Bu alanlar yüzde 100 orman arazileri ve tüm köylerin birbiriyle bağlantısını koparmak için başka iller olarak önerilmiş. Bu ormanların yok edilmesiyle Bartın için sel ve kimyasal zehir riski daha da artacak. Bu alanlarda, arıtma ve maden zenginleştirilmesi için muhtemelen siyanür de kullanacaklar. Bu tam bir felaket. Bu madenler kirlenmiş hava, zehirlenmiş toprak-su, boşalmış köyler, yok olmuş orman ve hayvanlara yol açacak. Ormanlarımızın yok edilmesi bölgemiz için geçim kaynağı olan kerestecilik ticaretinin yok edilmesine ve işsizliğe yol açacak. Ekoturizm noktalarının yok edilmesi de beraberinde işsizliği getirecek. Sularımızın kirletilmesi, zirai ürünlerimizin zehirleyici etkiye dönüştürülmesi sağlığımızı da bozacak. Ülkemiz ve yöremiz maden çöplüğü haline gelecek. Yaban hayatı ve bitki florası yok olacak. Kısacası İliç’teki yaşanan felaketten ders alınmadığı görülüyor. Bartın ve çevresi için acımasızca bu felaket pazarlaması öngörülmüş ihale 17 Nisan’da yapılamadı. Hiçbir açıklamada yapmadılar. Su uyur talancılar ve doğa düşmanları uyumaz. Tehlikenin farkındayız. Toprağımıza, suyumuza, ormanlarımıza, sahillerimize göz koyan vahşi sermayene karşı mücadelemiz sürecek. Herkesi mücadele etmeye ve ses çıkarmaya davet ediyoruz.’’


