birgün

17° PARÇALI AZ BULUTLU

DÜNYA 04.04.2021 07:54

Kurt savaşçı diplomasisi: Retorikten eyleme

Bir önceki yazımda, eski Dışişleri Bakan yardımcılarından Yang Wenchang’ın Deng Xiaoping’in “Taoguang Yanghui” özdeyişi hakkında (düşük profil benimse/düşük profilli ol ve zamanını bekle) değerlendirmesinden söz etmiştim. Wenchang, bu ifadenin uluslararası toplum tarafından yanlış yorumlandığını ve yanlış anlaşıldığını söylüyordu. Ona göre “Bu iki kelimenin gerçek anlamını kavrayabilmek için geleneksel Çin kültüründeki derin köklerine, geçmişte nasıl kullanıldığını bakmak gerekir. Güney Hanedanı (MS 420-589) Prensi Xiao Tong, ‘taoguang’ terimini ilk kez kullandığında, sosyal yaşamdan (günlük yaşamın oyalayıcı işlerinden) çekilmesi gereken bilgeleri kastediyordu. Song Hanedanlığı’nda (960-1279) ‘yanghui’ ifadesinin ilk kullanımı, başarıyı hedefleyerek-izleyerek kendi kendini yetiştirmeyi tanımlıyordu. Qing Hanedanlığının (1644-1911) sonlarına kadar, bu iki terim (tek başına veya ikisi birlikte) serinkanlılık, ayrıntılı planlama ve sıkı çalışma içeren düşük profilli davranışları ifade etmek için kullanıldı. Bu ifade, uzak görüşlü hedeflere yönelik gösterişsiz ama gayretli çabalara girişmek için içsel bir inancı içerir. Bu haliyle, ‘yousuo zuowei’ yani ‘bir şeyi başarmaya çalışırken düşük profil benimsemek’ veya ‘bir şeye ulaşmaya çalışmak’ için temel bir önkoşulu ifade eder. İntikam ya da saldırganlıkla hiçbir ilgisi yoktur.”


Eski Bakan yardımcısının yukarıdaki açıklamasından hareketle bir tespitte bulunursak, Çin’in ulaşmak istediği “uzak görüşlü hedef”in ulusal endüstriyel kalkınma olduğunu söyleyebiliriz. Bu hedef için Çin, ayrıntılı planlama yapmıştı, serinkanlıydı, sıkı çalışıyordu ve bu çabası gösterişsiz ama gayretliydi. Sanayileşme, kalkınma gibi hedefler için bir bitiş noktası olmadığını (yani bir süreç olduğunu) göz önünde bulundurarak, Çin’in başarmak istediği hedefe ulaştığını söyleyebiliriz. Çin’in “Artık hedefimize ulaştık. Şimdi bir dünya gücü olarak ortaya çıkabilir ve ABD hegemonyasını tehdit edebiliriz” gibi bir niyeti olmadı.

ZAMANIMIZ GELDİ

Deng Xiaoping’in “Işığımızı gizlemeli ve zamanımızın gelmesini beklemeliyiz” diye yorumlanan özdeyişinden hareketle söylersek, Çin’in “Zamanımız geldi. Artık ışığımızı gizlememize gerek yok. Şimdi ortaya çıkmalı, gücümüzü göstermeliyiz” diye bir politikası olmadı. Yani ABD’yle karşı karşıya gelmeyi isteyerek seçmedi. Dünya pazarlarından hak ettiği payı almasını sağlayacak, kurallarını ABD’nin koyamadığı ve istediği gibi değiştiremediği bir küreselleşmeyi savundu. Çin’in ekonomik yükselişini kendi ekonomisi-pazarları ve dolayısıyla hegemonyası için tehdit olarak görüp oyunu bozan ABD’dir. Bir-iki yıl öncesine kadar Çin, gerek ağırlığını artırdığı uluslararası kurumların devreye girmesiyle, gerekse küreselleşme savunuculuğu yaparak ABD’nin oyununu bozmayı veya geriletmeyi ve böylece açıktan karşı karşıya gelmemeyi denedi. “Kurt savaşçı diplomasi” olarak anılan yüksek profilli diplomasi Çin’in bu yolu izlemekle yetinmeyeceğine ve gerekirse terk edebileceğine dair işaretlerdi. Bu diplomasi işin retorik boyutuydu. Fakat Çin, artık retoriğin yanı sıra sahaya da indi. Gelecek yazıda buradan devam edeceğim.

BİTİK ADAM REJiMİNİN SONU

Lüks aracının içinde narkotik madde çekerken görüntülenen o kişi AKP-Saray rejiminin her açıdan (yolsuzluk, yağmacılık, aç gözlülük, görgüsüzlük, kasabalı rüküşlüğü ve şatafat düşkünlüğü, iki yüzlülük vs) tam bir özeti. 20 yıllık bir iktidarın (ve partinin) çürümüşlüğünü, kokuşmuşluğunu hiçbir şey bu kadar iyi özetleyemezdi. İktidarlarının (ve partilerinin) “executive summary”si önlerinde duruyor. Başarılarıyla ne kadar gurur duysalar azdır. Bu genç ifşa olmasaydı, muhtemelen sonraki seçimlerde milletvekili adayı olurdu. Reisinin isteği üzerine Meclis’te el kaldırıp indiren, muhalefete çemkiren bir arsız trol olmaya çok uygun bir profil gibi görünüyor. Eminim Aktrollük deneyimi de vardır. Bir “dava neferi” menzil-i maksuda emin adımlarla kutlu yürüyüşünü sürdürürken ayağı takıldı, tökezledi. Şimdi bu pudra şekeri müptelasını harcayıp kendilerini temize çıkarmaya çalışacaklar; ama nafile. Çünkü toplum bu çürümeyi, kokuşmayı gün geçtikçe daha ağır hissetmeye başladı. Siyasal İslamcı faşizm+ırkçı faşizm ittifakını kurtaracak bir sihirli formül artık yok. Şimdi “bitik adam rejimi” için zaman nasıl gideceğine karar verme zamanı.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol