birgün

5° AÇIK

DÜNYA 26.06.2017 10:20

Kürtler, IŞİD sonrası bölgede özerk olabilir mi?

Kürtler, IŞİD sonrasında bölgede oluşacak boşluğun kendileri için tarihi önem taşıyan bir dönem olacağını ifade ettiler

Kürtler, IŞİD sonrası bölgede özerk olabilir mi?

Martin Chulov

İslam Devleti’nin kaltıntılarının da parçalanmasıyla beraber zafer ilan edecek olan güçler bölgeyi çeper içine aldı. Irak güçleri, üç yıldır yağmacıların kök saldığı Musul’u şu an kuşatmış durumda...

Rakka sınırının ötesinde ise Kürtler kendilerini nelerin beklediği üzerinde düşünüyor...

Irak ve Suriye’de yıllardır devam eden savaş ve kayıplarda rolü olan herbir grup bugün hızlı bir şekilde yeni senaryolar üretiyor.

Rusya, ABD ve İran bölgede avantaj kazanmak için çekişip duruyor... Ödül ise, IŞİD’e karşı eninde sonunda kazanılacak askeri zaferin çok daha ötesinde... Tüm taraflar için söz konusu olan, bölgenin gelecekteki şekli ve bu şekli kendi istekleri doğrultusunda belirleme şansı...

Sonuçla ilgili dilek listesi oldukça geniş ve çeşitli. Rusya’nın, doğal gaz ve petrolle ilgili çıkarları hususunda kendisine siyasal güç sağlama potansiyeli olan bölgenin merkezinde varlığını kayda değer bir şekilde güçlendirme şansı var...

İran ise, her iki ülkede de – Irak ve Suriye - sağlam ve etkili bir rol alma şansını yakalayabilir.

ABD’nin ise, bölgede geniş kapsamlı bir strateji olmadığı için, rakiplerinin planlarını bozma şansı var...

Büyük güçlerin bu çekişmelerinin ortasında diğerleri de mevcut kaos içerisinde fırsat kolluyor...

Irak ve Suriye’deki Kürtler, IŞİD sonrasında bölgede oluşacak boşluğun kendileri için nadir rastlanan ve potansiyel olarak tarihi önem taşıyan bir dönem olacağını ifade etmekten geri durmadı...

Ancak Irak ve Türkiye’deki yönetim, Irak’ın bölünmesini ve Kürtlerin kuzey Irak’taki petrol sahalarından çıkan petrolü Türkiye’ya kadar yapılan boru hatlarını kullanarak satmalarını desteklemeyecektir...

Saddam Hüseyin’i devirmek için gerçekleştirilen işgalden bu yana ABD, Kürtlerin bağımsızlığının gündeme getirilmesine destek vermedi... Çünkü Irak’ın etnik bazda bölünmesi, ABD’nin bölgedeki müttefiklerini doğrudan tehdit edecek bir unsur olarak yorumlanıyor...

Irak Kürdistanı’nın başkenti Erbil’de konuşma yapan güvenlikten sorumlu danışman Masrur Barzani, Türkiye’nin Kürdistan’la ilgili yapılacak referendumdan korkmasına gerek olmadığını belirterek, ‘Bu referandum, Kürdistan ve Irak’ın geri kalanı ile olan ikili ilişkileri şekillendirecek. Komşu ülkelerimizle olan sınırlarımızı değiştirmek gibi bir niyetimiz yok...’ dedi ve ekledi: ‘Mevcut modelin işlemediğini kabul etme zamanı geldi. Irak zaten siyasal anlamda bölünmüş durumda ve bu oylama (referandum) zaten mevcut olan durumu yansıtacak ve bize halkımızın meşru arzularının tanınması hususunda Bağdat ile barışçıl bir anlaşma üzerinde konuşma şansını verecek...’

Diğer taraftan Bağdat da, üç yıl önce ellerinden alınan kentlerin yeniden kontrol altına alınmasında oynadıkları rolün sonucu olarak pastadan kendilerine düşen payı alma beklentisi içinde. Ve bir ödül kazanmayı bekleyen Irak liderleri, ülkenin büyük bir bölümününün ellerinden gitmesine hiç de sıcak bakmayacak ve Kerkük ya da petrol gelirleri gibi mihenk konularda pazarlık etmekten geri duracaktır...

Suriye’de ise, ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri savaşçıları Rakka’da yavaş yavaş ufalanıyor...

Rakka’nın güneyinde, IŞİD’in kalıntılarını ortadan kaldırma çalışmaları daha geniş kapsamlı bir uzlaşmazlığa dönüştü. İran, desteklediği militanları Fırat nehri vadisine yöneltti... Ve bu da, bölgeye güneyden girme planları olan ABD’nin önüne taş koymuş oldu...

Son dönemlerde Washington’daki yetkililer, IŞİD’in Rakka’da mağlup edilmesinin ardından ABD’nin bölgedeki etkisinin nasıl sağlamlaştırılacağı ve güvence altına alınacağı konusuna kafa yoruyor...

Observer’a konuşan bir ABD yetkilisi, bölgedeki temsili Kürt güçlerinin savaştaki rollerinden dolayı bölgede daha geniş bir jeopolitik rol için ‘hak kazandıklarını düşünmemeleri’ gerektiğini ifade etti...

The Guardian’dan çeviren Burcu Gündoğan

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız