Kurulan setleri mücadele kıracak
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verileri, AKP iktidarında örgütlenmenin nasıl sistematik biçimde budandığını bir kez daha ortaya koydu. Türkiye’de 16,7 milyon işçinin yalnızca yüzde 14,45’i sendikalı.

EMEK SERVİSİ
İktidarın emek düşmanı politikaları, tek adam rejiminin örgütlülükten duyduğu rahatsızlık ve işçilerin önüne çekilen örgütsüzlük barikatı; kendini Bakanlık verilerinde gösterdi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın işçi sendikalarına üye sayılarına ilişkin verileri Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre, 16 milyon 699 bin 84 işçiden, yüzde 14,45’ine denk gelen sadece 2 milyon 413 bin 790’ı herhangi bir işçi sendikasına üye. Ülkede her 7 işçiden sadece 1’i bir sendikada örgütlü.
Verilerin açıklandığı bir önceki dönem olan Temmuz 2025’e göre işçi sayılası da geriledi. 6 ay önce ülkede 17 milyon 326 bin 143 işçinin yüzde 14’ü sendikalıydı. İşçi sendikaları arasında en fazla üyeye sahip sendika, 276 bin 537 üyeyle Hizmet-İş oldu. Hizmet-İş’i 271 bin 600 üyeyle Türk Metal Sendikası, 215 bin 234 üyeyle Öz Sağlık-İş takip etti.

ORANLAR DÜŞÜK KALDI
En fazla işçinin yer aldığı işkolu, sorunlu tanımı nedeniyle çok fazla meslek grubunun bulunduğu 10 no’lu işkolu, yani ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar oldu. Bu işkolunda çalışan işçi sayısı 4 milyon 375 bin 904 olarak tespit edildi. Bu işkolunda, öğretmenlerden müzisyenlere, reklamcılardan oyunculara 31 farklı sendika bulunuyor. Kalabalık işçi sayısına rağmen bu işkolunda sendikalılık oranı yüzde 7,11’de kaldı.
Toplam 20 işkolu içinde en fazla işçinin yer aldığı 2’nci işkolu 1 milyon 918 bin 111 işçiyle metal ve 3’üncüsü de 1 milyon 711 bin 852 işçiyle inşaat işkolları oldu.
En kalabalık 3’üncü işkolu olmasına rağmen en düşük sendikalaşma oranı inşaatta kaydedildi. İnşaat işkolunda örgütlülük yüzde yüzde 3,08’de kaldı. Sendikalarla bir arada hareket eden işçilerin sigortasız çalıştırılması da düşük oranda etkili oldu.
En örgütlü işkolu, yüzde 56,32 sendikalaşma oranı ile 20 no’lu genel işler işkolu oldu. Yarısından fazlasının örgütlü olduğu işkolu, belediye işçileri, temizlik ve ev işçileri gibi işçileri kapsıyor.
Bu işkolunda ayrıca, Ocak verilerine göre Öz Belediye İş sendikası da ilk kez yüzde 1’lik toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi barajını geçti.
İŞKOLU BARAJI ENGEL
12 Eylül’ün mirası olan işkolu barajı, pek çok işçi için örgütlenmenin önünde bir engel olarak durmaya devam ediyor. Sendika seçme özgürlüğünün önünde, 12 Eylül uygulamalarının bir devamı olarak duran işkolu barajı; işçilerin toplu iş sözleşmesi haklarından faydalanabilmek için daha kalabalık olan sendikalara yönelmesine ya da zaten faydalanamayacakları sözleşmeler nedeniyle sendikalardan uzak kalmalarına sebep oluyor. Anayasal örgütlenme hakkının önünde, baraj duruyor. Üstelik işkolu barajını geçen sendikalar, işyerlerindeki barajları da geçmeleri halinde patronların "yetki itirazı" diyerek meşrulaştırmaya çalıştığı oyunlarla engelleniyor. Öte yandan haksız işten çıkarmalar ve düşük ücretleri güvencesizlik yoluyla dayatma gibi durumlarda işçiler, sendikalarla bir arada mücadele verseler dahi resmi olarak örgütlenemiyor.
AKP’NİN EMEK KARNESİ
Sendikalı işçi oranının düşük olması, AKP’nin devraldığı emek düşmanı politikaları her geçen gün ileriye taşımasıyla doğrudan bağlantılı. Sermaye ile kurduğu dostluklar ve güvencesizliği bir politika olarak devlet eliyle teşvik etmesiyle AKP iktidarı, sendikalılığın önüne adeta set çekti. 23 yıllık iktidarına tam 23 grev yasağı sığdıran AKP, örgütlü işçilerin üretimden gelen güçlerini kullanmalarını engelleme rekoru kırdı. Ülke tarihinde yasaklanan 53 grevin 23’ü bu iktidarda görüldü. Grev yasaklarının yanı sıra, işçilerin güvencesizliği, kayıtdışı çalıştırılanların sendika hakkının bulunmaması, toplu sözleşmelerin önündeki fiili engeller ve patronların sendikal baskılarının açıkça desteklenmesi de işçileri örgütsüz bıraktı. Sürdürücüsü olduğu neoliberal politikaların, kemer sıkma dayatmalarıyla emeğiyle geçinenlerin sırtında kambur oluşturmasını sağlayan tek adam rejimi; patron örgütleri ile sıkı ilişkilerine devam ediyor. Bunun karşısında ise işçilerin direniş inadıyla yasakları delebildiği kararlı ve birleşik mücadelesi duruyor.




