Google Play Store
App Store

İktidarın mülksüzleştirme politikası her geçen gün açığa çıkarken yurttaşlar sokaklarda ve yargı yoluyla hakları için mücadele etti. AKP ve Çevre Bakanlığı’nın talan odaklı politikaları kendine yakın şirketlerin cebini doldurdu. Uzmanların uyarıları hiçe sayıldı, iktidar sermayenin çıkarını kolladı.

‘Kurum’sallaşan talan
İlayda Kaya
İlayda Kaya
ilaydakaya@birgun.net

AKP iktidarı bu yıl da talan ve rant politikalarından vazgeçmedi. Kentlerin son kalan ormanlık alanları, askeri bölgeleri ve parkları birer birer betonlaşmaya açıldı. Mega talan projeleri, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı eliyle “kentsel dönüşüm” adı altında sürdürüldü.

Afet Yasası, depreme hazırlık bahanesiyle sermayeye yeni rant alanları yaratmanın aracı hâline getirildi. Deprem toplanma alanları gasp edilirken, yüksek katlı ve dayanıksız binalar hızla yükseldi. Bu düzenin kazananı yine iktidara yakın şirketler oldu.

Bilim insanlarının ve uzmanların uyarılarına rağmen iktidar halkın değil, kendi çıkarlarının peşinden gitti. Yurttaşlar ise bu yağmaya karşı hukuki mücadele başlattı, meydanlara çıkarak ses yükseltti.

UMUT SATIYOR

Türkiye’de derinleşen ekonomik krizle birlikte konut ilan fiyatlarındaki yıllık artış bu yıl yüzde 100’ü aştı ve ev sahibi olmak geniş kesimler için neredeyse imkânsız hale geldi. Çözüm bulamayan yurttaşlar ise Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nın (TOKİ) projelerine yönelmek zorunda kaldı.

Dar gelirli yurttaşların nitelikli konut ihtiyacını karşılamak amacıyla kurulan ve iktidar tarafından sık sık seçim vaatlerinde kullanılan TOKİ projeleri ise ya teslim edilmedi ya da ciddi eksikliklerle gündeme geldi.

Son olarak Bakan Murat Kurum, “Yüzyılın konut projesi” olarak tanıtılan TOKİ’nin 500 bin sosyal konut projesine ilişkin açıklamalarda bulundu. 10 Kasım’da başvuruları açılan projeye yapılan başvuru sayısı 5 milyonu geçti. İktidar bu tabloyu bir başarı olarak sunarken, ortaya çıkan rakamlar aslında yurttaşların içine sürüklendiği yoksulluğu gözler önüne serdi.

***

ŞOVUN ADRESİ HATAY: AFETZEDE YOK SAYILDI

Maraş merkezli depremlerin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen, bölgenin en temel sorunu olan barınma hâlâ çözülemedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “650 bin konutu 1 yıl içinde teslim edeceğiz” vaadi gerçekleşmedi. İktidar, çözüm üretmek yerine milyarlarca liralık konut ihalelerini iktidara yakın müteahhitlerle paylaşmayı tercih etti. Kentsel Dönüşüm Yasası’nda yapılan değişikliklerle mahalleler rezerv alan ilan edilerek yurttaşların tapulu arazilerine el konuldu, meyve ve zeytin ağaçları söküldü, direnen yurttaşlar gözaltına alındı. Yurttaş lehine projeler hayata geçirilmedi, haklarını arayanlara polis müdahale etti. Yılın sonunda Hatay’da ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyareti öncesi kent adeta film platosu gibi hazırlandı: bitmemiş binaların önüne brandalar gerildi, güzergâh baştan düzenlendi ve halkın tepkilerine rağmen şov gerçekleştirildi.

***

RANT BAKANI

Ülkede TOKİ eliyle yürütülen kentsel dönüşüm ve toplu konut projeleri, halkın barınma ihtiyacını karşılamaktan çok rant ve müteahhit çıkarlarını koruma aracı hâline geldi.

Cumhurbaşkanı ve iktidarın verdiği “kısa sürede teslim” vaatleri tamamen boş çıktı; birçok konut zamanında teslim edilmedi, çürük ve sağlıksız yapılar halkın güvenliğini tehdit etti. Çevre Bakanı Murat Kurum, yurttaşlara verdiği konut sözlerini unutarak sorumluluktan kaçtı. TOKİ projeleri, halkın ihtiyacını karşılamak yerine yüksek gelirli kesime rant ve müteahhitlere kâr kapısı olarak kullanıldı; ülke genelinde barınma krizi derinleşti ve güvenli konut hakkı tamamen göz ardı edildi. Bazı kentlerdeki TOKİ projelerinde şunlar yaşandı:

İZMİR: Efes Selçuk ilçesinde 2018 yılında zemin etüdü tamamlanan ve 1 Ekim 2020’de ihalesi yapılan TOKİ konutları, “555 iş günü içinde verilecek” denilmesine rağmen bu yıl da teslim edilmedi.

ERZURUM: 2020 yılında yapımına başlanan Erzurum’un Aziziye ilçesindeki Gezköy TOKİ Konutları, söz verilen tarihten bir sene sonra teslim edildi. Yurttaşlar taşındıktan sonra bin 13 haneli Gezköy TOKİ Konutları’ndaki sorunlara her gün bir yenisi eklendi. Bodrum katlarını su bastı, asansörler çalışmadı, duvarları döküldü, sensörler dahi yapılmadı. Konutlardaki çürüklere yurttaşlar tepki gösterdi.

***

MEGAKENTE AÇIK İHANET

İstanbul’un dört bir yanında iktidarın talan projeleri bu yıl da devam etti. Bilim insanlarının deprem uyarıları görmezden gelinirken, kentin hayati toplanma alanları ranta açıldı, yurttaşların yaşam alanları doğrudan hedef haline getirildi.

Deprem riski en yüksek ilçelerde güçlendirme ve kamusal önlem alınmazken, rant getirisi yüksek bölgelerde betonlaşma adeta teşvik edildi. Erdoğan’ın “İnadına yapacağız” sözleriyle simgeleşen Kanal İstanbul, tüm bilimsel, toplumsal itirazlara rağmen 2025’te de dayatılmayı sürdürdü. Çevre Bakanlığı, yargı süreçleri ve kamuoyu tepkilerine karşın proje bölgesi için yeni imar planlarını devreye soktu. Kanal güzergâhındaki tarım arazileri ve İstanbul’un yaklaşık 750 bin kişilik içme suyunu karşılayan Sazlıdere Su Havzası, geri dönüşü olmayan biçimde yapılaşmaya açıldı. Sazlıbosna Barajı’nın hemen bitişiğindeki 2,5 milyon metrekarelik devasa tarım alanı beton projelerine teslim edilirken, binlerce konutun inşasına fiilen başlandı. Üstelik bu yıkımla da yetinilmedi. 2025’te Kanal İstanbul güzergâhındaki araziler için reklam kampanyaları yürütüldü, açılan satış ilanlarında proje bir “yatırım fırsatı” olarak pazarlanarak doğa tahribatı ve su krizi açıkça görmezden gelindi. İstanbul ilçelerinde hız kazanan talan projelerinden bazıları şöyle:

Arnavutköy: Kanal İstanbul güzergâhında yer alan Arnavutköy’de yapılaşma hızlandı. Sazlıbosna, Hacımaşlı ve çevresinde TOKİ tarafından etap etap 5 bini aşkın konutun ihalesi yapıldı; orta vadede bölgede 20–24 bin konutluk yeni yerleşim planları devreye sokuldu. Arnavutköy, fiilen Kanal İstanbul’un kendisi başlamadan, kanala hizmet eden konut ve rant projelerinin merkezi haline geldi.

Şişli: 72 katlı rezidans projesi kamuoyu gündemine oturdu; bu inşaat alanı, uzun süredir deprem toplanma alanı olarak konuşulan bir parsel üzerinde yer aldı. Aynı alanda, inşaatı yürüten Taş Yapı firmasının çevresine dev afişler ve reklam panoları asıldı; bu panolarda İstanbul’un deprem riskleri ve “deprem dirençli kentler” gibi sloganlarla birlikte yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür’ün fotoğrafları yer alması büyük eleştiri yarattı.

Kadıköy: Fikirtepe, İstanbul’un en tartışmalı kentsel dönüşüm sahalarından biri olarak öne çıktı. Kurum’un yıllar önce teslim edileceğine yönelik sözünü verdiği TOKİ’lerin yükseltildiği bölge, yıllardır süren uzlaşmazlıklar ve müteahhit kaynaklı gecikmeler nedeniyle kamuoyunun gündeminde kaldı. Bu yılki çalışmalar, çoğunlukla mevcut hak sahiplerinin mağduriyetlerini çözmeye yönelik sınırlı etaplarla yürütüldü; büyük ölçekli dönüşüm projeleri tamamlanmadı. Mahalleli, dönüşümün çoğunlukla yüksek gelirli kesime yönelik lüks konut üretimi şeklinde ilerlediğini, mevcut halkın yer değiştirmek zorunda kaldığını belirterek tepki gösterdi.

***

ASKERİ ARAZİLER PEŞKEŞTE

AKP iktidarı döneminde İstanbul’daki askeri alanların büyük kısmı imara açılarak megakentte dev bir rant alanı yaratıldı. 2006’da İstanbul’da 171 bin 998 hektarlık askeri alan ve 111 bin 307 hektarlık askeri güvenlik alanı vardı. Toplam 283 bin 305 hektarlık alanın yüzde 41’i bu yıl itibarıyla askeri statüden çıkarıldı. Statüsü değişen 116.155 hektar alanın yüzde 90’ı imara açıldı. Başlangıçta kamu yararı için ayrılan bu stratejik ve yeşil alanlar, müteahhitlerin çıkarları uğruna talan edildi, halkın barınma ve yaşam hakkı tamamen göz ardı edildi. 2025’te de süreç hız kesmeden devam ederek, askeri araziler beton ve lüks projelerle dolduruldu, yurttaşın çıkarı tamamen yok sayıldı.