Google Play Store
App Store

20’nci yüzyılın ilk yarısından itibaren kadınlar tüm dünyada kazanımlar elde etmeye başladı. Ataerki ise siyasal ve toplumsal haklar elde eden kadınlar üzerinde farklı tahakküm biçimleri geliştirerek ‘eskiye dönmeyi’ arzuluyor. Sadece İslamcı rejimlerde değil, birçok ülkede kadına biçilen rol sadece ‘annelik.’ Bu uğurda kürtaj hakkı başta olmak üzere birçok temel hak hedefte. Kapitalizm yeni ‘işgücü’ arayışını sürdürürken sistemin gündemi ‘doğurganlık.’

Kutsal aile koca bir yalan
Fotoğraflar: Depo Photos
Sarya Toprak
Sarya Toprak
saryatoprak@birgun.net

Tarih boyunca eşitlik mücadelesi veren kadınlar, 20. yüzyılın ilk yarısından itibaren tüm dünyada tarihsel kazanımlar elde etti. Kadınlar bu kazanımlar sayesinde işgücüne daha fazla dahil oldu, hukuk alanında güç kazandı. Aynı zamanda feminist hareket de güçlendi. Günümüze gelirken ise artık bu kazanımlar ataerki tarafından ‘tehdit’ olarak görülmeye başlandı. Bu tehdidi savuşturmak isteyen ataerki, kapitalizmle işbirliği yaparak kadınlar üzerinde yeniden tahakküm kurmaya çalışıyor. Burada dikkat çekici olan ise bu hamlelerin daha çok ‘din’ aracılığı ile yapılması. ABD, İtalya, Macaristan gibi ülkelerde Katolik kiliseleri büyük bir araç görevi görürken Ortadoğu’da İslamcı rejimler aracılığıyla eril tahakküm güçlendiriliyor.

Türkiye’de de rejim kendini siyasal İslam ve kadın düşmanlığı üzerinden inşa ediyor. Bunun son adımı  2025’in "aile yılı" ilan edilmesi oldu. Doğum hızını artırarak kapitalizme yeni işgücü kazandırmayı hedefleyen sistem kadınlar üzerindeki tahakkümünü de artırmak istiyor. En büyük araç ise Diyanet İşleri Başkanlığı.

∗∗

ÜLKEDE KAZANIMLARA SAVAŞ AÇILDI

Eğitim Hakkı: Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren kız çocukları ve kadınlar eğitim alanında erkeklerle eşit hale gelmeye başladı.

Siyasal Haklar: Kadınlar, 1930’da belediye seçimlerinde, 1934’te ise genel seçimlerde seçme ve seçilme hakkı elde etti.

Çalışma Hayatı: 1980'lerden itibaren kadınlar daha fazla iş gücüne katılmaya başladı. Kamu sektöründe çalışan kadın oranı arttı ve kadınlar özel sektörde de önemli yer edinmeye başladı.

Kadın Hareketleri: 1980 sonrası kadın hareketi güçlendi. Kadına yönelik şiddet, cinsiyet eşitliği ve kadın özgürlüğü ülke gündeminde daha fazla yer aldı.

İstanbul Sözleşmesi: Türkiye, 2011 yılında kadına yönelik şiddetle mücadelede uluslararası bir standart belirleyen İstanbul Sözleşmesi'ni imzalayan ilk ülke oldu.

∗∗

DÜNYADA KADINLAR DİRENEREK KAZANDI

Kadınların 20. Yüzyıl’ın ilk yarısında dünyada elde ettiği kazanım birkaç başlık altında incelenebilir:

SİYASAL HAKLAR

• Seçme ve seçilme hakkı:

Yeni Zelanda (1893): Kadınların seçme hakkı kazandığı ilk ülke.

ABD (1920): 19. Anayasa Değişikliği ile kadınlar oy hakkı kazandı.

Fransa (1944) ve İtalya (1945): Kadınlar seçme ve seçilme hakkını kazandı.

HUKUKİ HAKLAR

• Boşanma ve mülkiyet hakları:

20. yüzyılın başlarında birçok ülkede kadınlar, mülkiyet ve boşanma hakları konusunda önemli ilerlemeler kaydetti. Örneğin, İngiltere’de ‘Married Women’s Property Act’ gibi yasalar kadınların mülkiyet üzerindeki haklarını güçlendirdi.

Boşanma süreçlerinde kadınların haklarını artırmaya yönelik reformlar yapıldı.

EĞİTİM HAKLARI

Kadınlar, erkeklerle eşit eğitim alma hakkı için mücadele etti. Bu dönemde birçok ülkede kadınların üniversiteye kabulü mümkün hale geldi.

ÇALIŞMA HAKKI

• Sanayi Devrimi'nin Etkisi:

Kadınlar, sanayileşmenin ve şehirleşmenin artmasıyla fabrikalarda işçi olarak çalışmaya başladı.

Özellikle Birinci Dünya Savaşı (1914-1918) sırasında erkeklerin savaşa gitmesiyle kadınlar, geleneksel olarak erkeklerin yer aldığı işlerde çalıştı.

• Çalışma koşulları ve sendika

Kadınlar, iş yerinde eşit ücret, güvenli çalışma koşulları için mücadele etti. Bu dönemde kadınların sendikalara katılımı arttı.

FEMİNİZMİN YÜKSELİŞİ

• Birinci Dalga Feminizm:

19. yüzyılın sonlarında başlayan ve 20. yüzyılın başında ivme kazanan birinci dalga feminizm, özellikle oy hakkı ve mülkiyet hakları gibi temel hukuki eşitlik talepleri üzerinde yoğunlaştı.

• Suffragette Hareketi:

Kadınların oy hakkı için yürüttüğü bu hareket, başta İngiltere ve ABD olmak üzere birçok ülkede kitlesel bir harekete dönüştü. Protestolar, açlık grevleri ve gösteriler bu dönemde yaşandı.

∗∗

NEOLİBERALİZMİN KRİZİ KADINLARA TAHAKKÜM

Kadınların kazanımlar elde etmesi ve güçlenmesi ‘ataerkiyi’ rahatsız etti. Kriz yaşayan erkeklik kadınlara biat ettirecek yöntemler aramaya başladı. Prof. Dr. Deniz Kandiyoti ‘Ataerkil Pazarlık’ makalesinde net bir şekilde ifade ettiği eril restorasyona dair şu ifadeleri kullanmıştı: “Türkiye’de kadın cinayetlerinin ve cinsel şiddetin artması ataerkinin geleneksel işleyişini sürdürmesine değil tam tersine bu işleyişin sarsılmasına işaret eder. Çöken hegemonyayı takviye etmek için ya kaba kuvvet ya da sürekli denetim ve propaganda gerekir. Bu yeni dinamikleri tanımlamada ataerkillik kavramı yetersiz kalıyor. Eril restorasyon terimi daha gerçekçi görünüyor. Bu terim literatüre daha yeni yerleşirken, bütün dünyada yükselen sağ popülist akımların toplumsal cinsiyet alanında birçok hak ve kazanımı iptal etmeye yönelik bir politikalar demeti dayattığı da açık hale gelmiştir. Bundan böyle çeşitli coğrafyalarda eril restorasyonun işleyişini ve buna karşı direniş biçimlerini izlemek, feminist gündemin odağı olmak zorunda.”

KİMİNLE İTTİFAK?

Erkeklik krizi kavramı literatürdeki varlığını sürdürürken bir diğer dikkat çekilmesi gereken kısım ise neoliberalizmin geçirdiği krizler sonucu ayakta kalabilmek için kendisine yeni dayanaklar arıyor oluşu. Düzenin yeniden inşası için devreye giren sağ popülist siyaset dünyada yükselişe geçerken, kadının hakları ve bedeni üzerinden kendini yeniden üretti. Feminist politikaların yönelimini tartışacaksak kurulacak ittifaklardan, emek ve sınıf mücadelesi ile ortaklıklarından ve siyasal İslamcılık karşıtı mücadeden ele almak gerekiyor.

∗∗∗

KADINA BİÇİLEN ROL SADECE ANNELİK

• POLONYA

Kadınların kendi bedenine dair karar hakkı elinden alarak aileyi önceleyen politikalar yıllardır sürüyor. Fakat bu politikalar ve kürtaj karşıtlığı kadınların mücadelesiyle geriletildi.

• MACARİSTAN

Nüfus artışını sağlamak için kadınları daha fazla çocuk doğurmaya teşvik eden mali yardımlar ve vergi indirimleri sunuldu. Kürtaj olmak isteyen kadınlara fetüsün kalp atışını dinlemek zorunlu kılındı.

• İTALYA

Başbakan Giorgia Meloni seçim kampanyasını “aile, din, milliyetçilik” üçgeninde yürüterek
kürtaj karşıtlığını besledi. Anneliği ve “kutsal aile”yi önceleyecek politikalarda ısrarcı aşırı sağcı Meloni iktidarına karşı, öğrenciler “No Meloni Day” eylemleriyle sokağa çıktı.

• ABD

Önceki Trump döneminde kürtaj hizmetleri sunan kuruluşlara verilen fonlar kesildi. Ayrıca kürtaj karşıtı yargıçları yüksek mahkemeye atayarak kürtaj hakkını anayasal güvence altına alan Roe v. Wade kararı bozuldu. Trump’ın yeni vaatleriyse geleneksel değerlere vurgu yapıyor ve “radikal cinsiyet ideolojisine” karşı olduğunu belirten geniş muhafazakâr hedefler içeriyor.

• İRAN

Düşük doğum oranlarına karşı kadınların çalışma hayatındaki varlığı sınırlandırılarak doğum teşvikleri uygulanıyor.

• RUSYA

Rusya’da "geleneksel aile değerlerini" savunan politikalar uygulanıyor. LGBTİ+ bireyler hedef alınıyor ve kadınlara daha çok annelik rolü teşvik ediliyor.

∗∗∗

ADIM ADIM ERİL RESTORASYON

• Hak kazanımlarına tepki: Ataerkil düzeni yeniden güçlendirmek isteyen sistem, kadınların toplumsal, siyasal ve ekonomik alanlardaki kazanımlarını tehdit olarak algılıyor.

• Kriz ve belirsizlik dönemleri: Ekonomik kriz, siyasi istikrarsızlık ya da toplumsal değişim dönemlerinde gerici ideolojiler ve ataerkil söylemler yeniden canlanarak geleneksel toplumsal cinsiyet rollerine dönüş çağrısında bulunuyor. Son dönemlerde ismini sıkça duyduğumuz ‘incel’ akımlarda da kadınlar geleneksel rollere girmediği için erkeklerin ‘bekar’ kaldığı iddiası ile karşılaşıyoruz. Bu iddia kadınlara yönelik öfkeye ve şiddete dönüşüyor.

• Ataerkil düzenin krizi: Kriz yaşayan ataerkil düzen bu krize karşı eril restorasyonun bir savunma mekanizması olarak devreye sokuyor. Örneğin, kadınların işgücüne daha fazla katılımı, ataerkil sistemin dengesini bozarak eril bir geri tepkiye neden oluyor.

• Aşırı sağın yükseleşi: Sağcı ve gerici liderler ve rejimler, toplumsal cinsiyet eşitliğini ‘‘Batı'nın dayatması’’ olarak tanımlayıp buna karşı bir direniş örgütlüyor. Özellikle Ortadoğu’da din ve kültür büyük bir araç.