Kutsallar üzerinden baskı kuruluyor

26.01.2018 07:25 YAŞAM
İlgezdi, kadınların nasıl baskılandığını kitabında yazdı: Yaptığım araştırmalarda, kutsallar üzerinden şekillendirilen aile yapılarının, kadının tarihinden bağımsız olmadığını gördüm

ELİF GUGU

CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, tarihin başlangıcından itibaren kadınların nasıl baskı altına alındığını ''Kadının Dönüşümü-Karanlığın Tahakkümü'' başlıklı kitabında anlattı. Biz de İlgezdi ile kitabını konuştuk.

» Kadının dönüşümünü kaleme alma fikri nasıl oluştu?
Geçen yıl 25 Temmuz’da müftülere nikâh kıyma yetkisi veren tasarı ile Türkiye’de kadını teslim alma çabasında yeni bir evreye geçildi. Kadını sadece aile içinde var edenler, bir adım daha ileriye giderek, aileyi de “dini bir yapı” olarak konumlandırdılar. Evet, söz konusu tasarı özünde medeni nikâhta değişiklik yapmıyordu ancak laiklikle birlikte kadınların güvencesi olan Medeni Kanun’un ruhunu yok ediyordu.

Ben bu kitabı yazarken yaptığım araştırmalarda, alıntıladığım her satırda kadın üzerinde sürekli bir otorite kurma çabasıyla karşılaştım. Kutsallar üzerinden şekillendirilen aile yapılarının, kadının tarihinden bağımsız olmadığını gördüm.

Hal böyle olunca, kadının dönüşümünü ve karanlığın tahakkümünü anlamak ve anlamlandırmak, yeni mücadele stratejileri geliştirebilmek için kadının tarihini ve aile içindeki serüvenini anlatan bu kitap doğdu.

» Görüyoruz ki, tarihin başlangıcında anaerkil bir düzen hüküm sürüyor. Peki, nasıl oluyor da kadını bugün kuşatan eşitsizlik dünyaya hâkim oluyor?
Aslında ayrımcılığın hikâyesi özel mülkiyetin ve artı değer kavramının keşfedilmesiyle başlıyor. Miras kavramının ve yeni üretim biçimlerinin var olmasıyla birlikte kadından erkeğe geçen soy bağı, bu defa erkekten erkeğe geçiyor. Kadın dışlanırken, giderek metalaşıyor. Tarlada, ev işlerinde ve avcılıkta kadının sözündençıkmayan erkek, bu defa kadını kuşatarak tahakküm altına alıyor.

» Kitabın ana omurgasını oluşturan müftülere nikâh kıyma yetkisi verilmesini Osmanlı döneminden örnekler vererek değiniyorsunuz. Ayrıca yasanın Meclis görüşmeleri esnasında “Kilise nikâhı kıyılıyor da Müftü nikahı neden kıyılmasın” tartışmaları da yaşandı. Siz ne düşünüyorsunuz?
Öncelikle, Meclis sürecinde çokça gündeme getirilen “Kilise nikâhı” meselesine değinmek isterim. Dini nikâh uygulaması ve anlayışı Hıristiyan toplumlarda görülmektedir. Çünkü Hıristiyanlık ’ta evlenme, İsa’nın Kilise ve tanrı ile birliğin ifadesidir. 10’uncu yüzyıldan sonra evlenme merasimi dini bir anlam kazanmış ve ruhani önünde kayıt altına alınmaya başlanmıştır. Oysa İslamiyet’te böyle bir dini mecburiyet yoktur. İslam’da evlilik dini bir sözleşme değildir. Dolayısıyla “Müftü” ve “Kilise” nikâhı kıyaslaması doğru değil.

Öte taraftan kitapta Osmanlı sosyal hayatını kayıt altına alan Şer’iyye Sicil defterlerini günümüz Türkçesine çevirerek, okuyucunun dikkatine sundum. Bu defterler bizlere müftülerin görevlendirdiği imamların nikâh kıydıklarını gösteriyor. Kadınların erkekler karşında hangi haklara sahip olduklarının da ipuçlarını veriyorlar. Öte taraftan, bu nikahlarındini bir içeriği olmadığını da görüyoruz.

kutsallar-uzerinden-baski-kuruluyor-419103-1.