birgün

16° AÇIK

SİYASET 08.09.2021 07:20

Laikliğe ancak sol sahip çıkar

Kitle desteğini yitiren iktidar bloku tarikat ve cemaatlerin yanı sıra her türlü imkânı sağladığı Diyanet üzerinden tüm ülkeyi kuşatma derdinde.

Laikliğe ancak sol sahip çıkar

MEHMET EMİN KURNAZ

AKP-MHP bloku hızlı bir çöküşe doğru gidiyor. Erdoğan ve Bahçeli, tek adam yetkileriyle birlikte tüm topluma baskı kurarak iktidara tutunmaya çalışıyor. Kitle desteği giderek azalan iktidar blokunun bir diğer hamlesi de dini, bir adım daha siyasetin içine taşımak oldu. İktidar, tarikat ve cemaatlere hızla alan açmaya devam ediyor. Diyanet İşleri Başkanlığı’nı ise toplumu dizayn etmede, laikliği hedefe koymada araç olarak kullanıyor.

Son günlerde benzer olayların iktidar tarafından organize şekilde sahaya sürülmesini BirGün’e değerlendiren SOL Parti Başkanlar Kurulu Üyesi Önder İşleyen “İktidarın fetva organına dönüşen Diyanet’in meydan okuması, bugünkü fiili şeriat rejiminin net bir ifadesi, önümüzdeki dönemin karanlık politikasının da açık işaretidir” diyor. Düzen muhalefetinde laikliğin göz ardı edildiğine de vurgu yapan İşleyen, “Sosyalist SOL’dan başka laikliğin müdafaasına cesaret edebilecek bir siyaset söz konusu değil” değerlendirmesini yapıyor.

REJİMLE GERÇEK BİR HESAPLAŞMA ŞART

►Yargıtay binası açılışı, Diyanet’in bütçesinin artırılması, devlet protokolünde 40 sıra yükseltilmesi, Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’ın laikliği hedef alan sözleri gibi son günlerde pek çok örnek yaşandı. Bu durumu nasıl değerlendirmek gerek?

Siyasal İslam’ın çöküş sürecindeyiz. ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’ne bağlı olarak Ortadoğu’nun İslamcı iktidar kuşağıyla kontrol altına alınması planlanıyordu. AKP Türkiye’si bu planda, Müslüman Kardeşler’le birlikte merkezi bir rol oynuyordu. Bu plan büyük bir çöküşle sonuçlandı. İçerde de siyasal İslam’ın adaletten demokrasiye uzanan bir dizi gelecek vaadi de ortalığı bir tür müsilaj gibi kaplayan rezilliklerle son buldu. Ancak tüm bunlar siyasal İslamcı tehlikenin sona erdiği anlamına gelmemeli.

İktidarın fetva organına dönüşen Diyanet’in bu meydan okuması, bugünkü fiili şeriat rejiminin net bir ifadesi, önümüzdeki dönemin karanlık politikasının açık işaretidir. Tek adam yetkileri ve devletin tüm imkânları bu fiili şeriat rejimini geliştirmek için kullanılıyor. Bu aynı zamanda bir iktidar değişikliği sınırını da aşacak şekilde şeriatın kurumsallaştırılması ve kalıcılaştırılması hedefiyle birlikte düşünülmelidir. Devletin tepesinde ortaya çıkan bu görüntüler de bunun bir ifadesi. Bu, aynı zamanda önümüzdeki sürecin basit bir hükümet ve iktidar değişikliği olarak görülmemesi gerektiğinin de göstergelerinden birisidir. Devletin tüm kademelerinde örgütlenmiş tarikatlardan devletin tüm kurumlarına kadar her şey bu gerici ağ tarafından kontrol altına alınmış durumda. Laiklik mücadelesi bu anlamda tam da bu rejimle gerçek bir hesaplaşma için bir zorunluluktur.

laiklige-ancak-sol-sahip-cikar-919078-1.
SOL Parti Başkanlar Kurulu Üyesi Önder İşleyen

MUHALEFET REJİMLE UZLAŞMA ARAYIŞINDA

►TBMM çatısında yer alan muhalefetin gerici kuşatmaya karşı aldığı tutumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Gerçek anlamda bir laiklik mücadelesi veriliyor mu?

Düzen içi muhalefet, bu yıkıntıya yine sağ bir politikayla alternatif olma yönelimi içerisine girmiş ve özü itibarıyla siyasal İslamcı rejimle uzlaşmaya dayanan bir restorasyon projesine odaklanmış durumda. Ancak iktidarın ideolojik hegemonyası altından çıkamayan, ülkedeki en geniş ilerici muhalefet dinamiklerinin siyasal beklentilerinden uzak bir anlayışla başarıya ulaşılması olanaksızdır. 12 Eylül’den bugüne geliştirilen ve son yirmi yılda arşa çıkan siyasal, toplumsal, kültürel karşı devrimci enkazı böyle bir anlayışla ortadan kaldırmak mümkün değil.

Muhalefetin böylesi hayati bir konuda kafasını kuma gömmesi vahametin ve sorumluluğun boyutunu daha net ortaya koymaktadır. Tüm bunlar düzen muhalefetinin laiklik mücadelesi vermek bir yana onu dışlayarak siyasal İslamcılıkla uzlaşma yoluna girdiğinin bir ifadesidir.

LAİKLİK MÜCADELESİ BİR ÖN KOŞULDUR

►Laiklik mücadelesinde bugün sol nerede duruyor? Neler yapılmalı?

Her şeyden evvel laiklik denildiğinde yıllardır farklı düzen partileri tarafından içeriği boşaltılmış, politik olarak muğlaklaştırılmış bir kavramı anlamamak gerekiyor. Yıllar boyu elitist kliklerle, orduyla, darbecilikle yan yana getirilen laiklik, sağcılar tarafından halka din düşmanlığı gibi yansıtıldı. AKP laikliğin bu muğlaklığını avantaja çevirerek dinci restorasyonunu kolaylıkla demokrasi kisvesinde gerçekleştirebildi. Bugün artık ücretlilik ilişkisinden kamu yaşamına kadar her şeyin dinci referanslarla tanımlandığı bir düzlemde emekçi sınıflar fiili bir şeriat rejimi içerisine hapsedildi. Günaşırı daraltılan ve pahalanan seküler yaşam olanaklarına erişim büyük bir nüfus için imkânsız kılındı. Devlet kademesinde boy gösteren Diyanet İşleri Başkanı’nın verdiği görüntü fiili rejime taç giydirilmesidir. Açıkça din tacirliği yapan, bezirgân bir iktidarın yarattığı silsilenin artık son halkaları bunlar. Sosyalist SOL, yıllardır dindarlığa ya da inanç özgürlüğüne karşıt olmaksızın, din tacirliğine karşı çıktığı gibi, bugün de tam bu manzaraya kaşı çıkıyor.

Bakınız düzen muhalefeti laikliğin esamisini okuyamıyor. Sosyalist SOL’dan başka laikliğin müdafaasına cesaret edebilecek bir siyaset söz konusu değil. Yukarıda hilafet naraları atan, adım adım şeriata doğru yol almaya çabalayan böylesine dinci bir iktidar varken laiklik pahasına muhalefet yapılamaz. Yaşadığımız tahakkümün ve dahi sömürünün karakteristiği de laiklik müdafaasının hemen her türden hak savunusunun önkoşulu olduğunu gözlerimizin önüne seriyor.

SOL PARTİ’NİN ÖNCELİĞİ NELER?

Ülkenin tüm kaderini bir tek adamın iki dudağı arasına alan bu rejimden ve iktidardan kurtulmak önümüzdeki dönemin en önemli siyasi meselesi olmaya devam edecek. Önümüzdeki süreç bu bakımdan basit bir iktidar ve hükümet değişikliği değil, mevcut rejim için bir referandum olarak görülmelidir. Hem muhalefet bloku açısından hem de sol-sosyalist güçler tarafından mücadele bu temeldeki bir sorumlulukla yürütülmelidir. SOL Parti, her gün olduğu gibi, bugün ve bundan sonra da bu harami saltanatına son verme önceliği ve sorumluluğu taşımaya ve bunun için mücadeleye devam edecektir.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol