Laiklik bildirisi hedef gösterilmişti: İfadeye çağırıldılar
AKP iktidarı tarafından hedef gösterilen laiklik bildirisini imzalayan isimlerin bir kısmı ifadeye çağırıldı. Soruşturmanın “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” iddiasıyla yürütüldüğü öğrenilirken yaşananlar tepki çekti.

HABER MERKEZİ
İktidar tarafından hedef gösterilen “Laikliği birlikte savunuyoruz” bildirisine imza atan isimler dün akşam saatlerinde ifadeye çağırıldı.
Bildirinin ilk 168 imzacısı arasında yer alan isimlerden 90 yaşındaki duayen Marksist iktisatçı Prof. Dr. Korkut Boratav, şair Ahmet Telli, SOL Parti Sözcüsü İlknur Başer ve gazeteci İsmail Arı, dün Ankara Emniyet Müdürlüğü tarafından aranarak açıklama ile ilgili ifade vermek için davet edildi. “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” iddiasıyla başlatılan soruşturmaya ise tepki yükseldi.
SİYASİ PARTİ OLMA HAKKIMIZI KULLANDIK
SOL Parti Sözcüsü İlknur Başer verdiği ifade “Benim ve 167 kişinin imzaladığı bildiriyi kamouyu ile paylaştık. Yaklaşık 1 ay önce Istanbul Küçükçekmece ilçesinde SOL Parti’de yönetici olarak görev yapan 3 üyemiz bir sokağa laiklik ile ilgili bir pankart astı. Bu pankart asma sırasında kurye olarak çalışan bir vatandaş bir prokovasyon gerçekleştirdi. Partimizin suç duyurusunda bulunduğu kurumlar tarafından hedef haline getirilip 3 üyemiz daha sonra gözaltına alındı ardındansa 3 genç arkadaşımız daha gözaltına alınarak ev hapsine maruz bırakıldı. Devamında İstanbul il binamıza gece yarısı silahlı maskeli kişiler tarafından ‘Yaşasın şeriat’ yazıldı. Ardından Ankara Keçiören SOL Parti ilçe binamıza ‘Yaşasın şeriat’ ve tehdit unsuru içeren yazılar yazıldı. Biz de merkez yönetim kurulu ve parti meclisi olarak bize yapılan bu saldırılara karşı Anayasa’nın 2. Maddesi’nde yer alan ‘Türkiye Cumhuriyeti laik bir hukuk devletidir’ ve 10. Madde de yer alan ‘Devlet; din, dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce ve felsefi görüş fark etmeksizin bütün yurttaşlara eşit davranır ve eşitliği sağlamakla yükümlüdür’ ibaresi gereği ‘Laikliği savunuyoruz’ başlıklı bir bildiri kaleme aldık” dedi.
“Bu bildiri ile bir siyasi parti olarak siyasi parti olma hakkımız kullandık” diye konuşan Başer, bildirinin Ramazan ayı, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ‘Ramazan Genelgesi’ ve dini görüşle ilgisi olmadığını söyledi. MEB’in genelgesinden önce bildiri yayımlama kararı aldıklarına dikkat çeken Başer suçlamaları kabul etmediğini belirterek özetle şu ifadeleri kullandı: “Tarafımıza atfedilen bütün suçlamalar haksızdır. Biz Anayasa’nın 2. Maddesi’ni savunduk. Bu soruşturma ülkede siyasi partilerin siyaset yapması önünde bir engeldir. Bildirinin halkımızı kutuplaştırma ayrıştırma gibi hicbir maksadı yoktur. Aksine biz yüzyıllardır bu topraklarda yaşayan herkesin eşit ve özgür, kardeşçe bir arada yaşamasını savunan bir partiyiz.”
İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ KAPSAMINDA
BirGün Muhabiri İsmail Arı, verdiği ifadede bildiride suç unsuru bulunmadığına dikkat çekti. Bildiride halkın hiçbir bölümünün hedef alınmadığını belirten Arı, “Yalnızca siyasi iktidarın politikalarına eleştiri mahiyetindedir. Bizim gibi gelişmiş ülkelerde ifade özgürlüğünün kapsamı oldukça geniştir, bu bildiri de ifade özgürlüğü kapsamındadır” dedi.
Arı’nın avukatı ise şu ifadeleri kullandı: “Bir siyasi partiye yönelik yakın zamanda çeşitli saldırılar olmuştur. Parti yaşananları şeriatçı saldırı olarak görmüş, bir eleştiri metni yazılmıştır, şikâyet dilekçesinde belirtilen Ramazan Genelgesi ile akalası yoktur. Bu parti sosyalist dünya görüşüne sahiptir. Dolayısıyla dil, din, ırk ayrımı gözetmez. Bu metinde de Anayasa’da da yer alan laikliğe vurgu yapılmıştır. Herhangi bir kesim hedef alınmamıştır, bu yönde bir ibare bulunmamaktadır. Suçun unsurları oluşmamıştır.”
MEB 168 KİŞİDEN ŞİKÂYETÇİ OLDU
Milli Eğitim Bakanlığı’nca (MEB) 20 Şubat’ta laiklik bildirisini hazırlayan ve yayımlayan kişiler hakkında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik”, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma”, “devletin kurumlarını aşağılama” ve “kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret” iddiasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan suç duyurusunda bulundu. Dilekçede, metnin “yalnızca bir görüş açıklaması olmadığı, kullanılan ifadeler ve kurulan bağlam itibarıyla ceza hukuku açısından suç unsuru taşıdığı” iddia edildi. Bildiriye imza atan 168 kişi hakkında kamu davası açılması talep edilen dilekçede, etkinliklerin “Talibanlaştırma, şeriatçı dayatma, karanlık kuşatma ve gerici saldırı gibi kavramlarla tanımlandığı ve toplumun geniş kesimlerinin benimsediği dini değerlerin barbarlık ve terörle eş tutulduğu” ileri sürüldü. Dilekçede, “kamu barışının somut tehlike altına sokulduğu” iddia edildi.
***
BİLDİRİYİ HEDEF ALDI, SELEFİ ANDINA ‘SABOTAJ’ DEDİ
CNN Türk’ün yayınına katılan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Laikliği birlikte savunuyoruz" açıklamasını bir kez daha hedef alırken İstanbul Arnavutköy’deki Necip Fazıl Kısakürek İmam Hatip Ortaokulu’nda öğrencilere selefi andı okutulmasına ilişkin konuştu. "Laikliği birlikte savunuyoruz" açıklamasını "kabul edemeyeceği tanımlamaları bünyesinde barındırdığını" iddia eden Tekin, "Biz birlik, onlar Talibanlıktan bahsediyor’’ dedi. Okulda selefi andının okutulmasının "sabotaj" olduğunu ileri süren Tekin, "bunların tekil örnekler olduğunu" savundu. Muhalefete de seslenen Bakan Tekin, "Bizi kutuplaşma yaratmakla suçlayan muhalefete, kutuplaşmaya birlikte engel olalım diyorum" ifadelerini kullandı.
***
NE OLMUŞTU?
SOL Parti üyelerine ve binalarına yönelik şeriat destekçisi bazı grupların saldırıları ardından aralarında yazar, akademisyen, gazetecilerin de bulunduğu 168 isim “Laikliği birlikte savunuyoruz” başlıklı bir açıklamaya imza atmıştı. Açıklamada, laikliği savunan isimlere karşı yapılan saldırıların görmezden gelindiği belirtilerek, “Laikliği savunmak suç değildir. Laikliği birlikte savunuyoruz, şeriatçı dayatmaları reddediyoruz! Karanlığa teslim olmayacağız!” denmişti.
İlk olarak AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hedef aldığı açıklamayı Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin de okullara gönderilen Ramazan genelgesiyle ilişkilendirmişti. Tekin, çarşamba günü AKP Meclis grup toplantısında yaptığı açıklamada, imzacılara dava açtıklarını söylemişti.


