Laiklik savunucuları savcılıkta ifade verdi: “Laiklik halkı tahrik etmez, dinin siyasete alet edilmesini engeller”
“Laikliği Birlikte Savunuyoruz” metnine imza atan aydınlar, açılan soruşturma kapsamında savcılıkta ifade vermeye devam ediyor. Aralarında Oğuzhan Müftüoğlu, Cem Eroğul, Müfit Can Saçıntı, Özkan Atar ve Yaşar Aydın’ın bulunduğu 12 isim, bugün İstanbul’da Anadolu Adliyesi’ne giderek ifade verdi. İfadelerde, Anayasa’da da yer alan laiklik ilkesinin halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmediği, tam tersine laikliğin inanç temelli ayrımları engelleyen bir işleve sahip olduğu vurgulandı.

“Laikliği Birlikte Savunuyoruz” açıklamasının imzacıları İstanbul'da ifade vermeye devam ediyor.
17 Şubat’ta kamuoyuyla paylaşılan 168 imzalı açıklamanın, “ramazan genelgesine yönelik olduğunu” savunan Milli Eğitim Bakanlığı’nın suç duyurusu sonrasında açıklamayı imzalayan isimlere yönelik soruşturma başlatılmıştı.
Ankara’da başlatılan soruşturma kapsamında, ilk olarak Ankara’da ikamet eden imzacılar ifade verirken, daha sonra da İstanbul’da ikamet eden imzacılar ifadeye çağrıldı. İmzacılar arasında yer alan aydınlardan Melike Demirağ dün Bodrum’da ifade verdi.
İstanbul’daki ifade işlemleri bugün de 12 ismin Anadolu Adliyesi’ne giderek verdiği ifadelerle devam etti. Oğuzhan Müftüoğlu, Cem Eroğul, Özkan Atar, Deniz Demirdöğen, Doğu Eroğlu, Esra Kahraman, İlbay Kahraman, Özgür Gürbüz, Müfit Can Saçıntı, Fuat Sevimay, Yaşar Aydın ve Yaşar Miraç Çolak bugün adliyede ifade verdi.
“Laikliği Birlikte Savunuyoruz” metnini imzalayan isimler, verdikleri ifadelerde laikliğin Anayasa’da yer alan bir ilke olduğunu, halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmediğini, tam tersine inanç temelli ayrımların kin ve düşmanlığa dönüşmesini engelleyecek bir işleve sahip olduğunu belirtti.
MÜFTÜOĞLU: LAİKLİK, DİNİN SİYASAL BİR ARAÇ HALİNE GETİRİLMESİNİ ENGELLER
BirGün yazarı Oğuzhan Müftüoğlu ifadesinde, “Söz konusu bildiride yer alan ifade ve görüşler suç teşkil etmemekte; aksine, 1928 yılından itibaren Anayasa ile koruma altına alınmış bulunan laik devlet ilkesine sahip çıkılmasını ifade etmektedir. İnanç özgürlüğü ile birlikte din ve devlet işlerinin ayrılmasını da içeren laiklik ilkesi; Tanrı ile insan arasındaki “kutsal ilişkiye” müdahale edilmemesini güvence altına alırken, dinin siyasal bir araç haline getirilmesini engellemekte ve inanan, inanmayan ya da farklı inançlara sahip tüm yurttaşların bir arada, barış içinde yaşamasının da güvencesini oluşturmaktadır. Bu yönüyle, isnat edilen “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasının aksine, laiklik ilkesi din ve inanç temelli ayrımların kin ve düşmanlığa dönüşmesini engelleyen bir işlev görmektedir” dedi.
Bildiride yer alan görüşlerin ya da Türkiye’deki idari makamların uygulamalarının, Anayasal güvence altındaki laiklik ilkesine zarar verdiğine yönelik değerlendirmelerin ifade edilmesinin başta düşünce ve ifade özgürlüğü olmak üzere, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış bir dizi temel hak ve özgürlükler kapsamında olduğunu hatırlatan Müftüoğlu, “Bu çerçevede, söz konusu açıklamalar hakaret içermediği gibi, isnat edilen herhangi bir suçun unsurlarını da içermemektedir. Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Yargıtay ve yerel mahkemelerin temel hak ve özgürlükleri koruyan, bu bağlamda devletlerin pozitif yükümlülüklerini hatırlatan çok sayıda kararına rağmen, bu yönde bir şikâyet üzerine soruşturma başlatılması talihsizdir” şeklinde konuştu.
Müftüoğlu ifadesini, “Sultan Abdülhamit'in savunulduğu bir ülkede laikliğin soruşturulması bana tuhaf geliyor. Hakkımdaki suçlamaları kabul etmiyorum. Kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesini dilerim” sözleriyle noktaladı.
ÖZKAN ATAR: DÜŞÜNCELERİ AÇIKLAMAK SUÇ DEĞİL
Birleşik Metal İş Sendikası Başkanı Özkan Atar ifadesine “Laiklik Anayasamızın 2. Maddesinde Cumhuriyetimizin temel ilkeleri arasında sayılmıştır. Yine Anayasamızın 4. Maddesinde, Anayasanın 2. maddesindeki Cumhuriyetin niteliklerine ilişkin hükümlerin değiştirilemeyeceği ve değiştirilmesinin dahi teklif edilemeyeceği belirtilmiştir” sözleriyle başladı.
“Bildiriyi imzalamadaki amacım Cumhuriyetimizin temel niteliklerinden laikliği savunmaktır. Bu bildiri de kamuoyuna yansıtıldığı gibi dini değerlere yönelik en ufak bir ifade yoktur. Bu bildiri ile amaçlanan Cumhuriyetimizin temel niteliği olan laikliğin suç olmadığını ifade etmek ve kamusal alanda bu ilkenin uygulanmasını talep etmektir” diyen Atar, Anayasa’ya göre düşünce ve kanaatleri hatırlatmanın suç olmadığının altını çizdi.
DEMİRDÖĞEN: LAİKLİĞE SAHİP ÇIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ
İfade veren isimlerden SOL Parti Sözcüsü Av. Deniz Demirdöğen ise şunları dile getirdi:
“SOL Parti, laik demokratik bir düzeni savunur. Bunun için de mücadele veririz. Laikliği savunduğumuz için 6 üyemiz hakkında laiklik pankartı astıkları için laiklik bildirisini paylaşmadan önce soruşturma açılmıştı ve bu üyelerimiz hakkında Küçükçekmece 15. Asliye Ceza Mahkemesinde dava açıldığını dün itibariyle öğrendik. Aynı zamanda hayata soldan bakan devrimci bir siyaset olarak ülkemizde ve bölgemizde laikliğin tehdit altında olduğunu düşünüyoruz. Bundan dolayı da anayasal güvence altında olan laikliğe sahip çıkıyoruz. Laiklik suç değildir, laikliğe de sahip çıkmaya devam edeceğiz.”
Soruşturma dosyasına konu olan “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” başlıklı bildiride yer alan görüşlerin suç teşkil etmediğini kaydeden Demirdöğen, “Kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesini talep ederim” dedi.
NE OLMUŞTU?
Laikliğe yönelen tehditlere karşı, aralarında Korkut Boratav, Taner Timur, Cem Eroğul, Alaeddin Şenel, Oğuzhan Müftüoğlu, Hayri Kozanoğlu, İlhan Cihaner, Müjde Ar, Ayşe Kulin, Ahmet Telli, Melike Demirağ, Rutkay Aziz, İlkay Akkaya, Şükrü Erbaş, Onur Akın, Şenal Sarıhan, Emin Koramaz, Canan Güllü, Ahmet Karagöz ve Timur Soykan gibi isimlerin bulunduğu 168 yazar, sanatçı, akademisyen, gazeteci ve meslek odası temsilcisi, “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” başlıklı bir metin kaleme almıştı.
Metinde, son dönemde laikliğe dönük saldırılara tepki gösterilerek, “Laikliği savunmak suç değildir. Laikliği birlikte savunuyoruz, şeriatçı dayatmaları reddediyoruz!” vurgusu yapılmıştı.
İlk imzacıların imzasıyla 17 Şubat’ta yayımlanan metne, daha sonra internet üzerinden on binlerce yurttaş imza attı.
Açıklama başta AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere iktidar sözcüleri tarafından hedef alındı. Açıklamadan en fazla rahatsız olan isimlerden biri Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin oldu.
“Laikliği Birlikte Savunuyoruz” metnini, okullara gönderilen ramazan genelgesiyle ilişkilendiren Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ise "halkı kin ve düşmanlığa tahrik", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "devletin kurumlarını aşağılama" ve "kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret" iddiasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.
Bu suç duyurusu üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, bildiriye ilişkin 28 Şubat’ta soruşturma başlattı. İmzacılar ilk olarak Ankara’da ifadeye çağırıldı. Aralarında Marksist iktisat profesörü Korkut Boratav’ın da olduğu çok sayıda imzacı ifade verdi.
Yaptığı haberler nedeniyle 22 Mart’ta tutuklanarak Sincan Cezaevi’ne gönderilen BirGün muhabiri İsmail Arı da metne attığı imza nedeniyle Ankara’da ifade veren isimler arasındaydı.
Ankara’da ifadelerin tamamlanmasının ardından İstanbul’daki imzacılar da geçtiğimiz günlerde ifadeye çağırılmaya başlandı.



