Google Play Store
App Store

Suriye'de yönetimi ele geçiren HTŞ güçleri, Alevilere yönelik saldırılarda bulundu. Cihatçı çeteler tarafından evleri basılarak aile üyeleri kurşuna dizilen İbrahim Altınçınar ve Rana O. yaşadıklarını BirGün'e anlattı. Lazkiyeli Rana O. "babası ile görüntülü konuştuğu esnada saldırganların evi bastığını, kardeşlerini ayaklarından vurduğunu ve babasını öldürdüklerini" kaydetti.

Lazkiye'de Alevi katliamında yakınlarını kaybedenler yaşananları BirGün'e anlattı: "Babamı öldürüp beni aradılar!"
Emre Yıldırım
Emre Yıldırım
emreyildirim@birgun.net

Suriye’nin kuzeybatısındaki Lazkiye’de, Alevi nüfusun yoğun olduğu köylere yönelik büyük bir katliam yaşanıyor. Silahlı grupların köylere yönelik sistematik saldırıları, bölge halkını kıskaca almış durumda. İletişim ağlarının kesilmesi, sokağa çıkma yasakları ve zorla yerinden etme politikalarıyla köylüler, katliam öncesinde tamamen savunmasız bırakılıyor. Tanıkların anlattıkları, bölgede açık bir etnik temizlik ve yok etme politikası uygulandığını gözler önüne seriyor.

Cihatçı çeteler tarafından evleri basılarak aile üyeleri kurşuna dizilen, İbrahim Altınçınar ve Rana O.’nun BirGün’e anlattıkları, Lazkiye’nin doğusundaki Alevi köylerinde yaşanan vahşeti tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Evlerinden çıkamayan, cenazelerini bile defnedemeyen Aleviler, “Bizi yok etmek istiyorlar” diyerek yaşadıkları korkuyu dile getiriyor. Katliamın tanıkları, saldırganların belirli bir gruba mensup olup olmadığının bilinmediğini ancak amaçlarının açık olduğunu söylüyor: Alevi topluluklarını tamamen yok etmek!

HTŞ hükümetinin kurulmasının ardından bölgedeki Alevi köylerine yönelik baskılar artarken, önce kamu kurumlarından işten çıkarmalar, ardından ağır sokağa çıkma yasakları uygulandı. Giderek artan tehditlerin ardından, Lazkiye kırsalında bulunan köylerde toplu katliamlar yaşanmaya başladı. Yakınları saldırıya uğrayan İbrahim Altınçınar, “Hastanelerden devlet dairelerine kadar çalışan herkes sistematik olarak işten çıkarıldı. ‘Burada artık çalışamazsınız’ dediler. Ardından insanları evlerine hapsettiler. Sokağa çıkma yasağı geldi ve kimse işe gidemez hale geldi. En sonunda ise katliam başladı,” diyerek sürecin nasıl ilerlediğini anlattı.

“ELEKTRİKLERİ KESİP KÖYLERİ KUŞATIYORLAR”

Katliam öncesinde uygulanan sistematik yöntemlerden biri de köylerin iletişimini kesmek. Saldırganların bölgedeki elektrik hatlarını sabote ettiği ve insanların dış dünyayla bağlantısını tamamen kopardığı belirtiliyor. Tanıkların aktardıklarına göre, saldırılar başlamadan birkaç gün önce elektrikler kesildi ve köylüler yalnızca güneş enerjisi sistemleriyle telefonlarını şarj edebildi. Ancak bu da yeterli olmadı.

Bölgeden gelen bilgiler, saldırganların bilinçli bir yok etme stratejisi uyguladığını gösteriyor.

İbrahim Altınçınar: “Birkaç gün önce köyün elektriğini kestiler. Bazı ailelerin güneş enerjisiyle çalışan sistemleri vardı, telefonlarını onlarla şarj ediyorlardı. Tanıdıklarımız da oraya giderek telefonlarını şarj etmeye başladı. Çünkü bir köye girmeden önce mutlaka elektriği kesiyorlar, iletişimi tamamen koparıyorlar. Sonra saldırılar başlıyor.”

“ALEVİ KÖYLERİNİN YOLLARI CESETLERLE DOLU”

Saldırılar sırasında köylüler, silahlı grupların rastgele evleri taradığını, kapıları kırarak içeri girdiklerini ve insanları hedef aldıklarını söylüyor; “Bu haber geldikten sonra daha fazla bilgi almaya başladık. Yollar cesetlerle dolu, köyde binlerce kişi katledildi. Ne yapacağımızı bilmiyoruz. Herkes büyük bir korku içinde. Telefonların şarjı bitmesin diye saatte bir arıyor, nasıl olduklarını soruyordum. Onlara, pencerelere yaklaşmamalarını tembih ediyordum çünkü dışarıda silahlı çatışmalar vardı. Saldırganlar gelişigüzel her yere ateş açıyorlardı. Ancak köydekiler dışarıda ne olup bittiğini tam olarak bilemiyorlardı.”

“Eşim bütün gece uyumadı, akrabalarıyla sürekli irtibat halindeydi. Saat 7 civarında köyümüzü kimliği belirsiz kişiler bastı. Ne Araplara benziyorlardı ne de kim oldukları belliydi. Arapça da bilmiyorlardı. Rastgele evlere ve pencerelere ateş açmaya başladılar. Ailem, yola uzak bir eve sığındı ama saldırganlar ev ev dolaşıp kapıları kırarak içeri girdiler.”

“EVDEKİ TÜM ERKEKLERİ AYAKLARINDAN VURDULAR”

“Eve girdiklerinde, üç kayınımın dizlerine ateş ettiler, ayağa kalkamasınlar diye. Kayınbabam onlara engel olmaya çalıştı ama silahsızdı, kendini savunacak hiçbir şeyi yoktu. O anda kayınbabamı vurdular. Yarım saat içinde hayatını kaybetti. Hâlâ cenazesi defnedilemedi. Çünkü dışarı çıkmak imkânsız.”

Köyleri basan silahlı grupların, “Hepinizi öldüreceğiz, bir tane bile Alevi bırakmayacağız” diyerek evlere girdiği ifade ediliyor.

Lazkiyeli Rana O. saldırıların başladığı ilk anlar itibariyle aile üyeleri ile sık sık telefon görüşmesi yaptığını, önceki sabah 07.00 sıralarında babası ile görüntülü konuştuğu esnada saldırganların evi bastığını, kardeşlerini ayaklarından vurduğunu ve babasını öldürdüklerini anlatıyor.

“BABAMI, BENİMLE TELEFONDA KONUŞURKEN ÖLDÜRDÜLER”

“Son gece, sabaha karşı saldırganlar evlere girmeye başladılar. O sırada ailem beni aradı ve ‘Evlere giriyorlar, bize bir şey olursa haberin olsun’ dediler. ‘İnşallah size bir şey olmayacak’ dedim. Hemen ardından yengem telefonu kapattı. On dakika sonra tekrar aradı ve ‘Kardeşlerinin ayaklarına sıktılar, ne yapacağız?’ dedi. Onlara ‘Bezle sarın’ dedim. O sırada kayınbabamın göğsüne ateş ettiler. Telefonunu aldılar, evde ne varsa götürdüler. Şu an sabahın erken saatlerinden beri kimseyle iletişim kuramıyoruz. Telefonların şarjı bitti, elektrik de yok. Hepsi çok korku içinde. ‘Sıra bize de gelecek’ diye düşünüyorlar.”

“BABAMI ÖLDÜRENLER BENİ ARAYIP TEHDİT ETTİ”

“Babamla ve aileyle genellikle kamerayla görüşüyorduk. Saldırganlar telefon üzerinden bana mesajlar göndermeye çalıştılar. Beni tehdit ettiler. Ama ben karşılık vermedik, çünkü kardeşlerime ve küçük yeğenlerime zarar gelmesinden korktum.

Rana O.'nun öldürülen babası Babası Ali O. ve ayaklarından vurulan erkek kardeşleri.

“ÇOCUKLARI ZORLA ALMAK İSTEDİLER”

Evlerde yalnızca yetişkinler değil, çocuklar da hedef alındı. Saldırganlar köylerdeki çocukları zorla almak istemiş, ancak ailelerin direnmesi sonucu bu girişim engellenmiş.

“Saldırganlar girdikleri evlerde insanlara, ‘Hepinizi öldüreceğiz, bir tane bile bırakmayacağız’ diye bağırıyorlar. Dün, her yarım saatte bir saldırganlar gelip birilerini alıp götürdü. Bazı kişiler evlere girip çocukları zorla almak istediler. Aileler kendilerini feda ederek çocuklarını vermemek için yalvardılar. ‘Bizi alın ama çocukları bırakın’ dediler. Bunun üzerine saldırganlar geri çekildi.”

Rana O.'nun saldırıya uğrayan aile üyeleri.

“CENAZAELERİMİZ EVLERDE, DEFNEDİLEMİYOR”

Saldırılar sırasında öldürülenlerin cenazeleri hâlâ evlerde bekletiliyor. Saldırganlar, köylülerin dışarı çıkıp cenazelerini defnetmesine bile izin vermiyor.

“Orada bir amcam var, kayınbabamı defnedebilmek için ricada bulunduk. Ancak dün bana, ‘Konuşmaya çalıştım ama şu an izin vermiyorlar’ dedi. İnsanlar cenazelerini bile toprağa veremiyor. 14 yıldır bu saldırılar var, ancak son zamanlarda şiddeti daha da arttı. Artık insanlar huzur içinde yaşamak istiyor.”

“BU KORKUNUN BİTMESİNİ BEKLİYORUZ"

Son dönemdeki saldırıların açık bir soykırıma dönüştüğünü vurgulayan kayıp yakınları; “Artık insanlar huzur içinde yaşamak istiyor. 14 yıldır bitmeyen bu baskılar, katliamlarla yeni bir boyut kazandı. Herkes ‘Sıra bize de gelecek’ korkusuyla yaşıyor,” uluslararası kamuoyunu Lazkiye’de yaşanan katliamları durdurmaya çağırıyor.

Bölgeden gelen haberler, saldırıların hâlâ sürdüğünü ve Alevi nüfusun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Saldırılardan sağ kurtulanlar, hükümet yetkililerinin ve uluslararası toplumun acilen müdahale etmesi gerektiğini vurguluyor. Ancak, katliamlar devam ederken bölgedeki iletişimin kesilmiş olması, saldırıların boyutunu tam anlamıyla ortaya koymayı zorlaştırıyor.


*Kayıp yakınlarının cihatçı çeteler tarafından tehdit edilmesi sebebiyle bulundukları konum, saldırıya uğrayan ailenin köyünün adı gizlenmiş, fotoğrafları buzlanmıştır.