birgün

24° AZ BULUTLU

DÜNYA 16.06.2020 04:00

Lenin Petrograd’a nasıl döndü?

Geçici hükümet resmen kurulalı tam bir ay olmuştu. Günlerden 3 (16) Nisan’dı, devrimin daha şimdiden soluğu kesilmiş gibi bir hali vardı. Hükümetle Sovyet arasındaki anlaşmaya kimse gerçekten kusur bulur görünmüyordu ve yol açtığı utangaç, saygılı muhalefet sonuçsuz göründüğü için etkisiz kalıyordu. Bütün bunları değiştirmek için, bu havayı altüst etmek için, devrim ertesinin yatıştırıcı şartları dışında kalan bir dış etkenin beklenmedik anda çıkagelmesi gerekti: 3 Nisan 1917’de, Lenin Petrograd’a gelmişti.

Başkente dönebilmek için bin bir türlü güçlüğü yenmesi gerekmişti. Devrim haberi gelip onu Zürih’te yakaladığı zaman, hemen yurduna dönmeye karar verdi. Fakat gerekli izinleri de elde etmek icap ediyordu. Yeni Rus makamlarının iznini almak için Petrograd’a telgraf çekildi. On beş gün boyunca Lenin’le sürgündeki arkadaşları cevap beklediler, ama boşuna. Geçici hükümet savaşın devamına şiddetle karşı koyacaklarını bildiği kimselerin yurda dönmelerini kabule pek yanaşmıyordu. İngiltere’nin yaptığı teşebbüsler de başarı kazanamadı.

Lenin de sabırsızlanıyordu. Batı takvimine göre 15 Mart’ta Ines Armand’a yazdığı mektupta, İskandinavya’ya gidemediğim için çileden çıkmış durumdayım! 1915’te yola çıkma tehlikesini göze alamadığım için kendimi hiç affetmeyeceğim” diyor, iki gün sonra da “Korkarım ki bu lanetli İsviçre’den yakın zamanda ayrılamayacağız” diye yazıyordu.

Mart ayının sonunda hala Zürih’te pineklemekle meşguldü; “Böyle bir anda burada kalmanın, bizim için ne büyük bir işkence olduğunu tasavvur edersiniz” diye sızlanıyordu. Beri yandan da en akıl almaz tasarıları yapmıştı. Rusya’ya uçakla dönmeyi düşünüyordu, ama karısının yazdığı gibi, “Böyle bir şey ancak gece gelen bir yarı-hezeyan nöbeti sırasında söz konusu olabilirdi.”

Rüyanda menşevikleri görür başlarsın keratalar, keratalar diye bağırmaya!

Sahte bir İsveç pasaportuyla yola çıkmayı, İsveç dilini bilmeyişini belli etmemek için de sağır, dilsiz rolü yapmayı tasarladı. Bu da karısı Krupskaya’ya bir önceki kadar saçma göründü: “Uykuya yatınca rüyanda Menşevikleri görür, başlarsın Keratalar!, Keratalar diye bağırmaya! O zaman da sır filan diye bir şey kalmaz ortada” dedi.

Menşevik Martov da Rusya’ya dönmeyi Lenin kadar istiyordu. Mesele politik yollarla çözülebilirdi, bunun çaresini de Martov buldu. İskandinavya’ya gitmek için Alman makamlarından Almanya’dan geçiş izni almak. İsviçre’de bir “Tahliye Komitesi” vardı, dışarıya göçen Rus sosyalistlerinin kurdukları 23 örgütün temsilcilerini içinde toplamış bulunuyordu. Bu örgüt, kendilerinin yurtlarına gönderilmeleri işine İngiltere’nin yanaşmadığını görünce, Martov’un aklına gelen yolu denemeye karar verdi. İsviçre sosyalistlerinin aracılığıyla başlayan uzun görüşmeler, Alman imparatorluk hükümetiyle 32 kişilik bir Rus grubu arasında tam bir anlaşmayla sonuçlandı. Bu 32 kişi arasında Lenin’le başka Bolşevikler de vardı. Almanların, Rus göçmenlerinin taşınması işini sağlamakla beraber onların ne düşünceleri, ne de bagajları üstünde hiçbir denetim yapmamaları öngörülmüştü.

Ayrıca, Alman topraklarından geçtikleri sürece, Rus devrimcileriyle Almanlar arasında her türlü temas da yasaklanmıştı. (Bunun içindir ki, Lenin’in kurşun mühürlü vagonundan söz edilir) Bu Rusların dönüşü karşılık, Rusya’da gözaltına alınmış eşit sayıda Almanın dönmeleri için de gereken her şey yapılacaktı. Böylece bu iş savaş sırasında görülmeye alışılmış esir değişimlerinden biri haline sokulmak isteniyordu hiç değilse.

Bütün kuşkuları yok etmek için yola çıkmadan bildiri yayınlanır

Şurası muhakkak ki, Lenin’le arkadaşları, politik hasımlarının olayı nasıl istismar edebileceklerini bilmiyor değildiler. Bunlar, Alman emperyalizminin kendi çıkarları uğrunda çalıştırmak üzere Rusya’ya soktuğu ajanlar gibi göstermek işten bile değildi. Her türlü kuşkuyu ortadan kaldırmak için Lenin’le arkadaşları yola çıkmadan önce bir bildiri yayınlamaktan geri kalmadılar. Burada, “Öbür ülkelerdeki, özellikle Almanya ve Avusturya’daki proleterleri kendi hükümetlerine karşı ayaklandırmaya” yardım niyetinde olduklarını belirtiyorlardı. Yol boyunca sağcı ve bu sıfatla ülkelerinin savaş politikalarını destekleyen Alman sosyal demokratları Lenin’le temas kurmayı denediler. Rus devrimcilerinin hiçbiri bunlarla konuşmak istemedi.

İsviçre’den (batı takvimine göre) 9 Nisan’da ayrılan Lenin, 13 Nisan’da Stockholm’e geldi. Finlandiya’ya kadar da yoluna kızakla devam etti. 6 Nisan (19 Nisan) akşamı geç vakit Petrograd Bolşevik lideri karşılamaya hazırlandı.

Parti görkemli bir tören hazırlar. Zihinleri etkilemek, genç Bolşevik gücü lehinde bir düşünce yaratmak amacıyla Lenin’in dönüşü büyük bir halk gösterisine dönüştürülmek istenir. Bütün örgüt seferber edilir. Lenin’in geleceği Finlandiya Garı’nın çevresine tam mevcutlu alaylar toplanır. Özellikle kenar mahallelerden yoksul proleter yığınlar gara akın eder. Garın içinde ise bayraklarla çiçeklerin ortasında resmi delegasyonlar yer almışlardı.

Profesyonel bir devrimcinin savaş araçları arasında çiçek mi olurmuş!

Garın çarlık salonunda bekleyenler arasında başlarında emir aldığı için gelen Menşevik Çheidze’nin bulunduğu Sovyet’in resmi temsilcileri de vardı. Burjuva devrimi, şefini mezarcısının şahsında karşılamak istiyordu sanki. Bu işe en çok şaşan Lenin’in kendisi oldu muhakkak.

Daha garda yere ayak basar basmaz kucağında koskoca bir çiçek demeti buldu. Oysa profesyonel bir devrimcinin savaş araçları arasında çiçek de bulunacağını hiç sanmamıştı! Bunları ne yapacağını bilemediği de açıkça görülüyordu. Müziğin nağmeleri arasında onu bir salona götürdüler. Bir hafta öncesine değin buraya ancak çarlığın kodamanları girebiliyordu. İlk sözü alan Petrograd Sovyeti Başkanı Nikolay Çheidze oldu ve Lenin’in içeriden ve dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı kendileriyle birlikte demokrasiyi korumak için hareket etmesini istedi. Lenin’in şaşkınlığı hala geçmemişti. Verdiği cevap da çekilen nutku da, Çheidze’nin kendisini de bilmezlikten geldi.

Rusya’da halk önünde söylediği ilk sözler “Sizlerin şahsında Rus devriminin galiplerini, dünya proleter ordusunun öncülerini selamlamakla mutluyum” dedi. “Bu korsanca emperyalist savaş bütün Avrupa’da bir iç savaşın başlangıcıdır… Uluslararası sosyalist devrim başlamış bulunuyor… Bütün Avrupa kapitalizmi bugün yarın yıkılabilir, yapmış olduğunuz Rus devrimi yolu açmış, yeni bir çağın başlangıcı olmuştur. Yaşasın dünya sosyalist devrimi!”

*Kaynak, Marcel Liebman’ın Rus Devrimi, Bolşevik Zaferinin Kökenleri, Aşamaları ve Anlamı kitabı.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız