Madenciler ‘grevse grev’ diyor: Madencinin hafızası tazelendi
Zonguldak’taki maden işçileri geçinebilmek için ikinci iş yapmak zorunda kalıyor. GMİS Genel Sekreteri Arslanbuğa, “Hepsi çok ağır işlerde çalışıyor. Ama buna rağmen 30 bin, 35 bin lira gibi ücretlerle geçinmeye zorlanıyorlar" diyor.

Havva Gümüşkaya
havvagumuskaya@birgun.netTürkiye genelinde kamu çerçeve protokolü kapsamında yürütülen toplu iş sözleşmesi görüşmeleri, işçi kesimi için hayal kırıklığıyla ilerliyor. İlk teklifin yüzde 16 ile sınırlı kalmasının ardından, ikinci teklif de yalnızca bir puanlık artışla sınırlı kaldı. Her iki teklif de işçi kesimince kabul edilmedi.
600 bin kamu işçisini ilgilendiren kamu çerçeve protokolünde Hükümet’in tekliflerinin ardından TÜRK-İŞ öncülüğünde başlayan eylemler, ülke genelinde sürüyor. Bugün 81 ilde AKP il binaları önünde kitlesel basın açıklamaları yapılacak. Eylem takviminin son haftasında ise işçiler bir günlük iş bırakma eylemi yapacak. Taleplerinin karşılanmaması durumunda ise greve gidilecek.
Emeğin başkenti olarak anılan ve işçi sınıfı mücadelelerinde tarih yazılan Zonguldak’ta maden işçileri hem yeraltı hem yerüstünde ağır koşullarda çalışırken geçinmek için ikinci iş yapmak zorunda kalıyor.
Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Sekreteri Yener Arslanbuğa, yapılan tekliflerin işçilerin emeğini ve yaşam koşullarını hiçe saydığını vurguladı. Arslanbuğa, “Bugün kaynak yapan, döküm döken, yüksek gerilim hatlarında çalışan arkadaşlarımızın maaşı 27-30 bin lira. Bu parayla geçinmek imkânsız. Zonguldak’ta kiralar 15-25 bin lira arasında değişiyor. İşçilerimiz evlerini geçindirebilmek için işten sonra ev boyamaya, kaynak yapmaya, eşleriyle birlikte temizlik işine gitmeye mecbur kalıyor” diyor.
Grev seçeneğini açıkça dile getiren Arslanbuğa, hükümetin sunacağını belirttiği son teklifin kabul edilmemesi halinde eylem sürecinin büyüyeceğini vurgulayarak “Eylem Anayasal hakkımız. Grevse grev. Kabul edilmeyecek bir ücretle masaya oturmayacağız. Ne siyaset derdimiz ne hükümet. Bizim derdimiz ekmek, alın terimizin karşılığı” diyor.
DİRENİŞ HAFIZASI CANLANDI
Zonguldak’ın maden işçiliği tarihine değinen Arslanbuğa, “Bu kentin 5 binden fazla maden şehidi var” dedi. 1991 yılında 100 bin kişinin Ankara’ya yürüdüğünü anımsatan Arslanbuğa, bu toplumsal hafızanın yeniden canlandığını ve Zonguldak’ın tekrar işçi direnişlerinin merkezi haline gelebileceğini söyledi:
“Biz o yürüyüşün torunlarıyız. Kimse sokakta olmak istemez. Ama evinde tenceresi kaynamayan, çocuğuna harçlık veremeyen bir işçi artık sessiz kalamaz.”
YERÜSTÜ İŞÇİLERİNİN ÜCRETLERİ ERİYOR
Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) ve Maden Tetkik ve Arama (MTA) bünyesinde yaklaşık 8 bin 500 kamu işçisi bulunuyor. Yeraltı ve yerüstünde çalışan işçiler arasında ise büyük ücret farkları bulunuyor. Yeraltında çalışanların günlük yevmiyesi iki asgari ücretin üzerinde olmak zorunda olurken yerüstünde çalışanlar bu hakka sahip değil. Ayrıca yeraltı işçisinin vergi muafiyeti de işçiler arasındaki ücret farkı daha da açılmasına neden oluyor.
Yeraltı maden işçileri, işin tehlikesi ve zorluk derecesi nedeniyle daha yüksek bir ücret skalasında yer alıyor gibi görünse de gerçekte ücretler yetersiz ve enflasyon karşısında erimiş durumda. Yerüstü çalışanları ise aynı kuruma bağlı olmalarına rağmen çok daha düşük ücretlerle çalıştırılıyor.
TTK’de yerüstü işçisi olarak çalışan GMİS Merkez Şube Mali Sekreteri Serkant Bayrak, “Şu anda benim yevmiyem bin 450 lirayken yeraltında çalışan arkadaşlarımızda 2 bin 300 düzeyinde. Yerüstünde çalışanlar iki senede bir toplu sözleşmeyle hak alırken yeraltındaki arkadaşlarımız her asgari ücret arttığında yevmiyeleri artmış oluyor” diyor.
“Kendimizi yeraltında çalışanlarla karşılaştırmıyoruz” diyen Bayrak, “Diğer kamu kurumlarındaki işçilere bakıyoruz. TEİAŞ’ta benimle aynı konumda çalışan bir işçi 50 bin lira ücret alırken biz 30 bin lira civarında ücret alıyoruz” diyor.
GMİS Genel Sekreteri Arslanbuğa ise ekonomik krizin sorumlusu olmadıklarını belirterek şöyle konuştu:
"Dolayısıyla bu krizin bedelini de ödemeyeceğiz. Bize bu faturayı kesemezler. Çünkü biz vergisini peşin ödeyen işçileriz. Her ay bordromuzdan vergimiz kesiliyor. Bugün yerüstünde çalışan arkadaşlarımız, dağın başında sondaj yapıyor, maden arıyor. Kimi makineleri çalıştırıyor, kimi fabrikalarda kaynak yapıyor, döküm döküyor. Elektrik işinde olanlar yüksek gerilim hatlarında, direk tepelerinde görev yapıyor. Hepsi çok ağır işlerde çalışıyor. Ama buna rağmen 30 bin, 35 bin lira gibi komik ücretlerle geçinmeye zorlanıyorlar.”


