Google Play Store
App Store

İda Dayanışma Derneği, Çanakkale’de 4 Aralık Dünya Madenciler Günü’ne atıfla düzenlenen etkinliğin maden emekçilerini yok saymasına ve şirketlerin “milli güvenlik” söylemiyle su kaynaklarını hedef almasına yönelik açıklama gerçekleştirdi. Açıklamada, “Su hakkı için mücadele etmeye devam edeceğiz” denildi.

Kaynak: Haber Merkezi
Madencilik değil, su gaspı
Çanakkale'de 29 Aralık'ta düzenlenen "Çanakkale Madenciliğinde Yeni Ufuklar" etkinliği

İda Dayanışma Derneği, 29 Aralık 2025’te Çanakkale’deki Hilton Otel’de düzenlenen “Çanakkale Madenciliğinde Yeni Ufuklar” başlıklı etkinliğe tepki gösterdi. Dernek, Dünya Madenciler Günü’ne atıf yapılan buluşmada tek bir maden emekçisinin yer almadığını belirtti; etkinliğin Çanakkale kamuoyunda madencilik faaliyetlerine meşruiyet kazandırmayı amaçladığını vurguladı.

Yapılan açıklamada, Çanakkale Madenciler Derneği ev sahipliğinde gerçekleşen etkinlikte iş insanları ve maden şirketi sahiplerinin bir araya geldiği, Dr. İbrahim Kürşat Tuna’nın “Kritik Madenler Çağı” adlı kitabının tanıtımının yapıldığı hatırlatıldı.

4 Aralık Dünya Madenciler Günü’nün yer altında, ağır ve tehlikeli koşullarda çalışan emekçilerin günü olduğu anımsatılan açıklamada, “Ancak etkinlikte hiçbir maden emekçisi yer almamıştır. Maden şirketleri sahipleri el ele vermiş yakın bir tarihte Terziler, Serçiler Köyü’nde açılması planlanan Koza Madencilik, Alamos Gold’dan sonra el değiştiren sahaları devraldığı söylenen Tümad, Halilağa’da halkın içme suyunu gasp etmiş olan Cengiz Holding’e bağlı Truva Madencilik başta olmak üzere Çanakkale kamuoyunda algı yaratmak için kolları sıvamıştır” denildi.

Açıklamada, 3 Ocak tarihli Gazete Değişim’de yayımlanan Kerem İriç imzalı “Milli Güvenlik Doktrini” başlıklı yazı ile İbrahim Kürşat Tuna’nın verdiği röportaja da sert tepki gösterildi. Açıklamada, suya erişimin “romantik slogan çevreciliği” olarak tanımlandığı belirtilerek, şirketlerin halkın yaşam kaynaklarını hedef aldığı vurgulandı. İbrahim Kürşat Tuna’nın MHP’den Çanakkale 25. Dönem Milletvekilliği yaptığı hatırlatılan açıklamada, “‘Havasına, suyuna ölürüm Türkiyem’ derken romantik sloganlar mı atıyordunuz diye sormak istiyoruz” denildi.

"SUÇ İŞLEMEYE DEVAM EDİYORLAR"

Alamos Gold’un bölgeden çekilirken sahayı rehabilite edemediği hatırlatılan açıklamada, çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) raporlarında yazan yükümlülüklerin denetlenmediği belirtilerek şu ifadelere yer verildi: “ÇED raporunda üst toprağı sıyırıp koruyacağını yazmış ancak ÇED oluru veren tüm kamu kurumları bunu şirket sahayı terk ederken sorgulama gereği duymamıştır. Neden? Çünkü böyle bir işin gerçekliğinin olamayacağını sektör temsilcileri dahil tüm kamu kurumları bilmekte ve maden şirketlerine verilen sorgusuz sualsiz, denetimsiz ÇED olur raporlarıyla öncelikle kendi görev ve yetkilerini yerine getirmeyerek suç işlemişlerdir, işlemeye de devam etmektedirler.”

Açıklamada, Alamos Gold’un açtığı 1 milyar dolarlık tazminat davasını kaybetme sürecine girdiği, saha devirlerinin bu süreçte gerçekleştiği ifade edilerek TÜMAD için, “Yani TÜMAD bir kurtarıcı değil batan geminin mallarını kapan bir avcı gibi düşünülebilir” denildi.

Dernek, Altın Zeybek 2 Göleti’nin Alamos Gold’un ÇED raporunda yer almadığını, su kaynakları üzerindeki baskının şirketler el değiştirse de sürdüğünü kaydetti. Atikhisar Barajı’nı besleyen su kaynaklarının “milli güvenlik”, “beka” ve “kritik madenler” söylemleriyle hedef alındığı ifade edilen açıklama şu sözlerle son buldu: “Sudan daha değerli bir varlık yoktur. Su yoksa yaşamda yoktur. 2019 Su ve Vicdan Nöbeti’ni boşa çıkarmak, halkın gözünde değerini düşürmek, yerli milli vurgusuyla insanların gözünü boyamaya çalışmak ve güvenlik korkusu yaratarak sahip olunan kaynaklara el koymaya çalışmak ve bu sayede kârınıza kâr katmak dışında bir çaba değildir bu. Çanakkale su hakkı için mücadele etmeye devam edecek.”