Google Play Store
App Store

Hrant Dink cinayetinden bu yana 2 yıl 9 ay geçti. Hâlâ bir adım ileri gidilmiş değil. Müdahil avukatlar, davayla ilgili bilgi akışının önünde büyük

Hrant Dink cinayetinden bu yana 2 yıl 9 ay geçti. Hâlâ bir adım ileri gidilmiş değil. Müdahil avukatlar, davayla ilgili bilgi akışının önünde büyük engeller olduğunu söyledi

'İNATLA YANIT VERMİYORLAR'

 

Müdahil avukatlardan Hakan Karadağ da İstihbarat Daire Başkanlığı, Trabzon Emniyet Müdürlüğü, İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve TİB'in mahkemenin başından beri ısrarla istemelerine rağmen, inatla mahkeme yazılarına cevap vermediklerini belirterek, mahkemenin ihtarda bulunduğu TİB'in özellikle mahkemeye intikal eden cevaplarında yanıltıcı bilgiler bulunduğunu ileri sürdü.

'ARAŞTIRMA MEVZUATA UYMUYORMUŞ'
Hrant dink cinayetiyle ilgili davaya dün devam edildi. Duruşmada, mahkemenin bazı sanıklarla ilgili GSM ve baz istasyonu sorgulamalarını istemesine karşın, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nın (TİB) “talebin genel araştırmanın mevzuatına uymadığı gerekçesiyle yeniden değerlendirilmesi gerektiği ve mahkemenin ara kararının düzeltmesi istendiği” belirtildi.
'FBI AJANLARINA SORUN'
Müdahil avukatlardan Bahri Belen, TİB'in, mahkemenin istediği bilgileri anlamamış olduğunu, gelecek celse mahkemede görüntülü bir sunum yapacaklarını söyledi. Belen, ayrıca Microsoft'tan gelen yazıda, “Erhan Tuncel'in görüşme içeriklerinin bildirilmeyeceği” ve “bu içeriğin ABD Başkonsolosluğu aracılığıyla FBI ajanlarına sorulması gerektiği”nin ifade edildiğini söyledi. »7'DE

Devlet bilgi vermedi, FBI’dan bilgi istenecek
Avukatlar İstihbarat Daire Başkanlığı, Trabzon Emniyet Müdürlüğü, İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve TİB'in mahkemenin başından beri ısrarla istemelerine rağmen, inatla mahkeme yazılarına cevap vermediklerini belirtti
AYSEL KILIÇ-ZEYNEP KURAY

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin görülen 11. duruşmaya cinayette kullanılan silah damgasını vurdu. Silahı hatırlamadığını ve "Ben düğüne gitmiyorum ki adam öldürmeye gidiyorum. Silahı nerden hatırlayayım" diyen Ogün Samast, duruşmada silahı teşhis etti. Avukatların, "17 yaşındaki çocuğa nasıl güvenerek silah verdin" sorusuna Yasin Hayal “Onun yapacağı sadece tetiğe basmaktı. O kadar ince düşünmedik” diye yanıtladı.
AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin 5'i tutuklu 20 sanık hakkında açılan davanın 11. duruşması dün İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapıldı. Duruşmaya, tutuklu sanıklardan Ogün Samast, Erhan Tuncel, Yasin Hayal, Ahmet İskender ve Ersin Yolcu katıldı.
Dosyaya gelen evrakların bildirimi ile başlayan duruşmada, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nden Sevgi Erenerol'un Türkiye'deki misyonerlik çalışmalarına yönelik verdiği seminerin çözüm tutanaklarının mahkemeye ulaştığı ifade edildi.
Ankara Ağır Ceza Mahkemesi'nde talimatla ifadesi alınan tanık istihbaratçı polis Ahmet Kurt’un talimatla verdiği ifadesi okundu.
Eski Trabzon Jandarma Alay Komutanı Ali Öz'ün ''mal varlığının'' araştırılmasına yönelik, Maliye Bakanlığından 3 Şubatta ''Ergenekon'' soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz'e gönderilen klasörün, mahkemeye ulaştırıldığı belirtilen duruşmada, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığından (TİB) talep edilen bazı sanıklarla ilgili GSM ve baz istasyonu sorgulamalarına ilişkin, ''genel araştırmanın mevzuatına uymadığı gerekçesiyle yeniden değerlendirilmesi gerektiği ve mahkemenin ara kararının düzeltmesi istendiği'' belirtildi.

"PAMUK'A SALDIRI BİLGİSİ GELDİ"
Kurt ifadesinde, "Orhan Pamuk'a saldırı yapılacağı ihbarları geliyordu. Çalıştığım birime bildiriyordum. Ancak delil yoktu" dediği belirtildi. Dink avukatları ise Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı ve Trabzon Emniyet Müdürlüğü tarafından saldırı ihbarlarına ilişkin Yasin Hayal ile bir bağlantı olup olmadığı yönünde ne tür çalışma yapıldığı ve bu konudaki belgelerin mahkemeye gönderilmesi talep etti.
'GÖRÜNTÜ VE SES KAYITLARI VAR'
Mahkeme Başkanı Canak, Niğde Cezaevi'nde tutuklu bulunan Bayram Çağlar adında bir tutuklunun yazdığı dilekçeyi okudu. Buna göre, Çağlar'ın, Ergenekon savcısına mektup yazarak Dink cinayetiyle ilgili elinde görüntü ve ses kayıtlarının bulunduğunu söyledi.
Çağlar mektubunda sadece Zekeriya Öz'e ifade vereceğini belirttiği, kendisinin de İstanbul'a naklinin yapılmasını talep ettiği yoksa elindeki kayıtları vermeyeceğini ifade ettiği belirtildi.

TUNCEL’E: YAVRUM BÖYLE YASLANMA
Mahkeme Başkanı Erkan Canak, tutuklu sanıklardan Erhan Tuncel'e, oturuş şeklini beğenmediği için ''Yavrum, bu şekilde yaslanma'' diye uyarıda bulunurken, tanık beyanlarına karşı diyeceklerini sordu.
Erhan Tuncel, tanık beyanlarının kısmen doğru, bazılarının yanlış olduğunu, Ahmet Kurt'un kendisiyle tanıştığını, yanında oturmuşluğunun olduğunu, kendisine ''güvenilmez eleman'' dediklerini, güvenilmez elemanın kendi gerçek ismini deşifre etmeyeceğini ve ''nasılsın, iyi misin'' şeklinde sohbetinin olduğunu anlattı.

KÜRŞAT, MEMDUH VE AHMET...
Söz alan müdahil avukatlarından Fethiye Çetin'in, ''Ahmet Kurt ile görüşme tarihini'' sorduğu Tuncel, istihbaratla resmi olarak son görüşmesine ''Kürşat'', ''Memduh'' ve ''Ahmet''in katıldığını, tarihi bilemediğini, 2006 Kasım sonu diyebileceğini ve daha sonra ilişkisini kestiklerini belirtti.
''Görüşmede, Ogün Samast'ın adı geçti mi?'' sorusuna, ''Avukatlar derslerine iyi çalışmışlar'' şeklinde yanıt veren Tuncel'e kızan mahkeme Başkanı Canak, ''Tahrik edici cümleler kullanma. Avukatlar görevlerini yapıyorlar. Elbette derslerini çalışacaklar'' diyerek uyarıda bulundu.
Tuncel de ''Ben Başbakanlık Teftiş Kuruluna detaylı bilgi verdim. Tekrar bana sorular soruluyor, açıklama yapmak zorunda kalıyorum '' dedi.
''Ogün Samast ile ilgili bir şey söyledin mi?'' sorusu üzerine Tuncel, söylenmediğini fakat Yasin Hayal'in yeni birini bulduğunun söylendiğini kaydetti.

'AKYÜREK CİNAYETİ BİLİYORDU'
Müdahil avukatlarından Hakan Karadağ, tanık Ahmet Kurt'un ifadesinde, ''Orhan Pamuk'a saldırı olacağı''na dair bilgileri istihbarat birimlerine ilettiğini söylediğini belirterek, Trabzon Emniyet Müdürlüğü ve Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı'ndan, ''Orhan Pamuk'a saldırı eylemi''ne ilişkin ne tür ihbarlar geldiği ve ne tür çalışmaların yapıldığı, Orhan Pamuk'a yönelik eylem ile Yasin Hayal'in bir irtibatının olup olmadığına dair yapılan çalışmaların gönderilmesini talep etti.

TİB NEDEN BİLGİ VERMİYOR
Müdahil avukatlarından Hakan Karadağ da İstihbarat Daire Başkanlığı, Trabzon Emniyet Müdürlüğü, İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve TİB'in mahkemenin başından beri ısrarla istemelerine rağmen, inatla mahkeme yazılarına cevap vermediklerini belirterek, mahkemenin ihtarda bulunduğu TİB'in özellikle mahkemeye intikal eden cevaplarında yanıltıcı bilgiler bulunduğunu ileri sürdü. ''Yazı yazıp göndermek cevap vermek değildir'' diyen avukat Karadağ, TİB görevlileri hakkında daha önceki ihtarlar da hatırlatılarak, suç duyurusunda bulunulmasını talep etti.

AKYÜREK: MİLLİ HASSASİYET
Avukat Fethiye Çetin, Ramazan Akyürek'in İnsan Hakları Komisyonu tarafından oluşturulan alt komisyona verdiği ifadesinde "Trabzon İstihbarat Şube Müdürü ve Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı yaptığı dönemde istihbarat bilgilerine göre Hrant Dink cinayetinin milli hassasiyetlerin istismarı kapsamında işlendiğini, istihbarat birimlerinden de kendilerine bu bilgilerin geldiğini söylemiştir. Bize gönderilen 11 sayfalık yazıda ise bu konular yer verilmemiştir. Biz cinayet konusunda öncesinde ve sonrasında kendilerine gelen bütün bilgileri istemiştik. Bize göre emniyet Dink'in öldürüleceği, kimin kullanılacağı ve nerede işleneği konusuna vakıftı. Samast'ın İstanbul'a geldiği, cinayeti işlediği, görevlilerce izlenmiştir. Mermiler nereden ve nasıl alındığı ise net olarak bilinmektedir" dedi.

MICROSOFT: İÇERİĞİ FBI'A SORUN
Avukat Bahri Belen de Microsoft'tan mahkemeye gelen yazıda, ''Erhan Tuncel'in görüşme içeriklerinin bildirilmeyeceği'' ve ''bu içeriğin ABD Başkonsolosluğu aracılığıyla FBI ajanlarına sorulması gerektiği''nin ifade edildiğini belirterek, söz konusu içeriklerin mahkemeye sunulması için İstanbul ABD Başkonsolosluğuna yazı yazılmasını talep etti. Belen ayrıca, TİB'in, mahkemenin istediği bilgileri anlamamış olduğunu düşündüklerini ve gelecek celse mahkemede çalışmasını yaptıkları görüntülü bir sunum yapacaklarını dile getirdi.
'BRİFİNGLER ORGANİZE EYLEM PLANI'
Avukat Fethiye Çetin, Trabzon'da Rahip Andrea Santoro'nun öldürülmesi, İzmir'de bir Hıristiyan din görevlisinin bıçaklanması, Malatya'daki Zirve Yayınevi Katliamı ve Dink cinayetinin, azınlıkları ve farklı inanç gruplarını hedef gösteren sistematik ve programlı bir kampanyanın sonuçları olduğunu dile getirdi. Çetin, "Brifingler organize eylem planıdır" dedi.

'NE BİLEYİM DÜĞÜNE GİTMİYORDUM'
Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde müdahil avukatların talebi doğrultusunda, olayda kullanılan tabanca Adil Emanetten mahkemeye getirildi. Duruşmada tabanca, tek tek sanıklara gösterilerek, bu olayda kullanıp kullanmadıkları soruldu. Tutuklu sanıklardan Ogün Samast, kendisine tabanca gösterilince önce "Silahı hatırlamıyorum" dedi. Avukatların ısrarlı soruları üzerine Samast ''Düğüne değil, adam öldürmeye gidiyordum. Ne bileyim'' dedi.
Sanık Yasin Hayal ise tabanca için ''Yüzde yüz onaylıyorum. O silah bu silah'' ifadesini kullandı. Avukatların "17 yaşındaki çocuğa nasıl güvenerek silah verdin" şeklindeki sorusuna Yasin Hayal “Onun yapacağı sadece tetiğe basmaktı. O kadar ince düşünmedik” diye yanıt verdi.

'SİLAHI İSTİHBARATTA KULLANDIM'
Davanın tutuklu sanıklarından Ahmet İskender ve Ersin Yolcu ise silahın sadece siyah renkli olduğunu uzaktan gördüklerini söyledi. Bunların dışında davanın tutuklu sanıklarından Erhan Tuncel ise Mahkeme Başkanı Erkan Canak'ın "Silahı gördün mü?" sorusu üzerine “Silahı daha önce görmedim. Televizyondan gördüm” avukatların sende silah gören kişiler olduğu şeklindeki sorusu üzerine, “Bende 7,65 çapında küçük bir silah vardı. 6 tane mermi alıyordu. İstihbarat çalışmalarında kullanıyordum” dedi.

AP: RAPORUN ÜZERİNE GİDİLSİN
Avrupa Birliği-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Hélene Flautre da "Başbakan Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla önemli bir Başbakanlık Teftiş Kurulu raporu yayınlandı. Bu raporun da ötesine gidilmesini bekliyoruz" dedi.
Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu Danışmanı Ali Yurttagül de, duruşma öncesinde "Bu dava çok önemli. Bu kadar uzaması, aslında düşündürücü" diye konuştu.
Uluslararası Azınlık Hakları Grubu (MRG) da Dink davasında adil yargılama hakkının ihlal edildiği görüşünde olduğunu açıkladı. MRG, AKP hükümetini, davada etkili bir soruşturma ve adil yargılama imkanı sağlamaya çağırdı.

ZAFER ÜSKÜL DURUŞMAYI İZLEDİ
Dünkü duruşmaya, Hrant Dink'in eşi Rakel Dink ve ailesinin yanı sıra, DTP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı ve AKP Milletvekili Zafer Üskül, AB-Türkiye Parlemento Komisyonu Eş Başkanı Helen Fleutre, AP Yeşiller Grubu Danışmanı Ali Yurttagül, Brüksel ile Paris Barosu başkanlıklarını temsilen avukatlar Vincent Niore ve Alexandre Couyoumdjian, Norveç PEN Yazarlar Birliği'ni temsilen 2 gözlemci ve avukatlar Sezgin Tanrıkulu, Ali Koç, Filiz Kerestecioğlu da katıldı.

‘Kan akar devlet bakar’
Beşiktaş Adliyesi'nde duruşma sürerken Beşiktaş Barbaros Meydanı'nda toplanan yurttaşlar Hrant Dink cinayetini protesto edildi. ''Hrant İçin, Adalet İçin'' pankartı açıp, "Kan Akar, Devlet Bakar, Öldür Diyenler Yargılansın, Dava Ne zaman Başlayacak" yazılı dövizler taşıyarak çeşitli sloganlar atan Hrant'ın Arkadaşları adına tiyatro sanatçısı Mahir Günşiray tarafından bir açıklama yapıldı.

'SAVCI GÖREVİNİ YAPMIYOR'
Türkiye'nin akla hayale gelmeyecek değişimler geçirmesine rağmen, Hrant Dink cinayetinin ve ardından yaşanan adalet skandalının unutulmasının istendiği söyleyen Günşiray "Davanın savcısı, hemen sadece, Hrant'ın avukatlarının talepleri olunca görevini hatırlıyor ve genellikle bu taleplerin reddedilmesine katkıda bulunuyor" dedi.
'İNSAN NEYLE YAŞAR'
Sanatçı Günşiray, açıklamasında ''Bugün adalet yolunda çok daha büyük adımlar atmış olabilirdik. Bu katiller sürüsünü kimlerin eyleme sürdüğü, kimlerin koruduğu, kolladığı, cinayete bir şekilde karışan ve sonrasında sorumluların gizlenmesine, korunmasına katılan devlet görevlilerinin hangi güdülerle hareket ettiği, hepsi ortaya çıkmış olabilirdi. Herkes şunu bilmeli: Bugün adalet arayışımıza katılmayanlar yarın asla altından kalkamayacakları bir utancın yükü altında ezilecekler. İnsan neyle yaşar? İftirayla, cinayetle, entrikayla, ahlaksızlıkla mı? Yoksa adaletle mi? Buyurun tercih sizin'' ifadelerini kullanıldı.