Masada kamu emekçisi yok!
Kamuda 8. Dönem TİS süreci 6 milyon emekçi ve emekli için pek çok tehlike barındırıyor. Masada yetkili Memur-Sen hiçbir eylem örgütlemezken iktidarın emrindeki Hakem Kurulu emeği doğrudan tehdit ediyor.

Emek Servisi
Memur statüsündeki kamu emekçileri ve emeklilerini ilgilendiren 8. Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerinin ön müzakereleri 5 Ağustos’ta tamamlandı. Teklif için son tarih 15 Ağustos, kamu işvereninin teklifini 12 Ağustos’ta masaya getirmesi bekleniyor. Taraflar arası görüşmeler 19 Ağustos’ta başlayacak. Sözleşmenin değerlendirilmesi için tarafların sadece 4 günü olacak.
Masada 10 hizmet kolunda Memur-Sen, 1 hizmet kolunda ise Türkiye Kamu-Sen oturuyor. Kamu işvereni tarafından oldu bittiye getirilmek istenen görüşmelerde, Memur-Sen'in eylemsizliği dikkat çekiyor. Bu tavır kamu emekçilerini alacağı zam oranında yalnız bırakacağını ortaya koyuyor. İktidarın ise henüz bir hafta önce imzalanan Kamu Çerçeve Protokolü’nde 600 bin kamu işçisine sefalet zammını layık görmesine paralel bir tavır sergileyeceği tahmin ediliyor.
Masada Memur-Sen’in bulunmasının yanı sıra Kamu Hakem Kurulu da iktidarın işini kolaylaştırıyor. 11 üyeden oluşan ve 7’si bizzat AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından atanan kurul, kamudaki bir toplu sözleşme sürecinde taraflar arası anlaşma sağlanamaması durumunda uygulanacak zam oranını belirleyecek. Böylece, iktidar ve onun güdümündeki kamu işvereni, masada istediğini elde edemediği koşulda hakem eliyle yine kendi sözleşmesini yürürlüğe sokuyor. İktidar, uygulamak istediği toplu sözleşmeyi bu sayede hayata geçirdiğinde ise tüm süreç boyunca toplantılara katılmaktan öteye geçmemiş Memur-Sen de kendini aklama fırsatı buluyor.
İktidarın isteği doğrultusunda kararlar veren ve çoğunluğu Erdoğan tarafından atan hakem kurulunun onay verdiği sözleşmenin yürürlüğe girmesi ise konfederasyon tarafından sahipleniliyor. Memur-Sen, böylece hem iktidarın çizdiği sınırların dışına çıkmıyor hem de sendikal faaliyet yürütmüş gibi gözüküyor. Tüm bu tablo içerisinde 6 milyon kamu emekçisinin payına düşen ise bir kez daha sefalet olurken işçilerin ise örgütlenmekten başka çıkış yolu yok.


