Maskaralık ve patates!
İRFAN DEĞİRMENCİ İRFAN DEĞİRMENCİ

Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, Fox muhabiri Damla Yıldız’ın ihalesiz et ithal edilmiş olmasıyla ilgili sorusuna, ‘yaptığınız gazetecilik değil maskaralık’ yanıtını verdi.
Pakdemirli, bu koltuğa oturduğunda kendisi için de sürpriz olmuş, havacılık ve sörfle ilgilendiği için ulaştırma bakanı olma beklentisi içinde olduğunu belirtmiş ve sonrasında aslında tarıma da yabancı olmadıklarını, aile çiftliklerinde tavuk kümesleri bulunduğunu anlatmıştı. Pakdemirli’nin tarımla tek ilgisi bu değildi. Bakan Bey’in, Kanada merkezli çok uluslu dondurulmuş patates firması Mccain’de yöneticilik ve danışmanlık yapmışlığı var.

Hatırlarsınız 24 Haziran seçimleri öncesinde önlenemeyen patates soğan fiyatları muhalefetin önemli kozlarından olmuş, seçim meydanlarında ‘patates-soğan güle güle Erdoğan’ sloganları bile atılmıştı. Üretici, gübreye, mazota, sulamaya, elektriğe güç yetiremiyor, fiyat artışı ithalat kapılarının sonuna kadar açılmasıyla önlenmeye çalışılıyor, üretim önemsenmiyordu. Di’li geçmiş zaman kullanmaya gerek yok tabii. Üretim hala önemsenmiyor, ithalattan birileri para kazanıyor. Tıpkı elektrik dağıtımından birilerinin para kazandığı gibi.

Genç muhabir meslektaşımın haberciliğin gereğini başarıyla yerine getirip yetkili bakana gayet yerinde bir soru sormaya çalıştığı o görüntüleri izlerken Bakan’ın sinirli tavırları karşısında öyle öfkelendim ki, kendimi bir an Damla Yıldız’ın yerine koydum. Bana, ‘yaptığınız gazetecilik değil maskaralık’ yanıtı verilmiş olsaydı bu denli olgun bir karşılık verebilir miydim bilmiyorum. Haber videosunu tekrar tekrar izlerken kapım çaldı, gelen elektrik faturamın posta kutusuna bırakıldığını haber vermek isteyen görevliydi. Faturamın üzerinde Enerji-Sa yazıyor, altında da 150 lira’ya yaklaşan bir rakam. Ankara’ya elektriği Sabancılar dağıtıyor. Aklıma, Bakan Berat Albayrak’ın ‘bakın burası çok önemli, yapısal reformlar yapısal reformlar, neymiş bu yapısal reformlar’ diye diye gülücük saçtığı ekonomik kriz toplantısındaki performansını doya doya alkışlayan sonrasında Bakan Bey’e gülücükler saçarak övgüler düzen Güler Sabancı geldi.

Büyük bir işadamının yeğeni, bir Cumhurbaşkanı’nın damadı ya da ünlü bir siyasetçinin oğlu olmak sizi otomatikman saygın kılmıyor. Soyadınızla ya da aile bağlarınızla pohpohlana pohpohlana, akrabalık avantajlarını kullana kullana geldiğiniz makamın ağırlığı üzerinizde bazen komik durabiliyor.

Ülkemizdeki 70 İletişim Fakültesi’nden her yıl mezun olan 100 bine yakın gazeteci adayından biriyseniz ve okulda hiçbir şeyi değilse de gazeteciliğin soru sormak olduğunu ve bunun kamuoyu adına çok önemli bir görevi üstlenmek anlamına geldiğini bilirsiniz. Tarımda kendi kendine yeten ülkelerden biri olmaktan çoktan çıkarılmış, hayvancılığı bitirilmiş, karnını sağlıklı doyurma şansı elinden alınmış, uluslararası gıda devlerine, ithal tohuma kapılarını ardına kadar açmış, teslim olmuş, haksız kazanç sağlayan bir avuç zenginin sınırsız desteğiyle kurulmuş bir düzende kendini bakan koltuğunda bulmak, gazeteci azarlamaya hele ki maskara benzetmesi yapmaya yetmemeli. Zira Türk Dil Kurumu sözlüğünde maskaranın iki anlamı var: Eğlendirici, güldürücü anlamına gelen bu sözcük aynı zamanda şerefsiz, onursuz, haysiyetsiz anlamına da gelebiliyor ve ülkemizde çiftçinin, işçinin, işsizin, gazetecinin, dar gelirlinin, onuruyla ve hakkını vererek işini yapmaya çalışanların ne eğlenecek ne de gülecek hali kaldı!