birgün

23° AÇIK

Medya Dayanışma Grubu: Yılmayacağız, yıldıramayacaksınız!

Medya Dayanışma Grubu, “Kimse sınırsız özgürlüğe sahip ve layüsel değildir; herkesin üstlendiği görevin, yaptığı işin sınırları vardır. Bu ilke, ülke yönetimini üstlenenleri de gazetecileri de yargı organlarını da bağlar. Temel haklarımıza yönelik atılacak her adım, demokratik hukuk devlet düzenimiz başta olmak üzere toplumsal barışımıza zarar vermektedir. Yılmayacağız, yıldıramayacaksınız!” açıklamasını yaptı.

GÜNCEL 24.01.2022 15:53
Medya Dayanışma Grubu: Yılmayacağız, yıldıramayacaksınız!
Abone Ol google-news

Basın Konseyi, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Gazeteciler Cemiyeti, Haber-Sen, İzmir Gazeteciler Cemiyeti, Parlamento Muhabirleri Derneği, Türkiye Foto Muhabirleri Derneği, Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın oluşturduğu “Medya Dayanışma Grubu”; gazeteci Sedef Kabaş’ın tutuklanması ve RTÜK’ün Tele 1 ile ilgili yaptırım kararı alması üzerine yazılı açıklama yaptı.

Açıklama şöyle:

“Halkın demokratik ve bilinçli seçim yapabilmesi için gazeteciye ihtiyaç vardır. Gazeteci konuşamadığı ve yazamadığı zaman meydan halkla ilişkileri yürütenlere kalır. Gazetecilik halkla ilişkiler faaliyeti değildir. Halkın bilinçli tercih yapabilmesi için gazetecinin doğru haber yapabilmesi, bunun için de tüm tarafların görüşlerini yansıtması şarttır.

Gazeteciler, iktidar veya güç sahiplerinin beğenisine yönelik haber yapmazlar. Toplumsal ilerleme ve demokrasi ancak karşıt görüşlerin bir arada ve hoşgörü ile ifade edilmesiyle mümkün olur.

Son günlerde iktidarın hoşuna gitmeyen her açıklama, yorum, atasözü, hatta şarkı sözlerine bile son derece ağır tehditlerle ve hatta sosyal linç kampanyalarıyla karşılık verilmektedir. Yaratılan bu bezdirme örtüsüyle, eleştirel nitelik taşıyan her türlü ifade düşmanlaştırılmaktadır. Bunun son örneği Tele-1 televizyonunun başına gelenlerdir. Bu konuda dayanışma içinde olmamız şarttır.

Gazetecilik ve yayıncılıkla ilgili düzenleyici ve denetleyici kuruluşlar ceza kuruluşları veya mahkeme değildir. RTÜK Başkanının bir tartışma programındaki konuğun sözleri üzerine sosyal medyada görüş belirtmesi ve hemen ardından Üst Kurul’un planlı toplantısını iki gün erkene alması açıkça ihsas-ı reydir.

Temel insan hakları arasında yer alan düşünce ve ifade özgürlüğünün her geçen gün daraldığı buna paralel ‘hakaret’ suçlaması sınırlarının gittikçe genişlediği bir süreçten geçmekteyiz. Hele ki görüş ve eleştirinin muhatabı, doğrudan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise ne yazık ki tutuklama tedbir olmaktan çıkıp cezalandırıcı bir boyuta ulaşmaktadır. Kimse sınırsız özgürlüğe sahip ve layüsel değildir; herkesin üstlendiği görevin, yaptığı işin sınırları vardır. Bu ilke, ülke yönetimini üstlenenleri de gazetecileri de yargı organlarını da bağlar. Temel haklarımıza yönelik atılacak her adım, demokratik hukuk devlet düzenimiz başta olmak üzere toplumsal barışımıza zarar vermektedir.

Bugün Uğur Mumcu’yu menfur bir cinayet sonucu aramızdan ayrılışının 29’uncu yıl dönümünde saygıyla anarken, ‘İnsanlar sadece konuştukları şeylerden değil sustukları şeylerden de sorumludurlar’ sözünü hatırlıyor, hatırlatıyoruz.

Tüm gazeteciler, meslek örgütleri, basın kuruluşları ve sendikalar olarak bir araya gelmek, dayanışmayla mücadele etmek zorundayız. Ülkemizde elimizden alınmaya çalışılan özgürlüğü yaşatmak için direnmek vazifemizdir.

Yılmayacağız, yıldıramayacaksınız!”

(ANKA)

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

Birgün'e Abone ol