MEDYADAN SEÇMECE
TÜİK’in her aylık bülteninde şu cümle yer alır: “İşsizler sıklıkla (yüzde 28.9) ‘eş-dost’ vasıtasıyla iş aramaktadır.” Bu doğruysa, İşkur’a başvurma ihtimali yüzde...
Mustafa Sönmez (Cumhuriyet)
• TÜİK’in her aylık bülteninde şu cümle yer alır: “İşsizler sıklıkla (yüzde 28.9) ‘eş-dost’ vasıtasıyla iş aramaktadır.” Bu doğruysa, İşkur’a başvurma ihtimali yüzde 70’e düşüyor. Gazete, internet yoluyla iş arama da yaygın. İşkur yoluyla iş arayanlar toplam işsizlerin yarısını oluştursalar, işsiz sayısı en az 4 milyon küsuru bulur ki bu, TÜİK’in ilan ettiği 2.5 milyon dolayındaki işsizin yüzde 40 daha üstünde bir işsiz kitlesi demektir ve gerçekte işsizliğin TÜİK’in ifade ettiği gibi yüzde 9 değil, yüzde 20’leri bulduğuna işaret eder. Bu argümanlara itirazı olanlar, çıkıp TÜİK’in el yordamıyla bulduğu işsiz sayısı ile İşkur’un ismi cismi belli işsizlerinin birbirine nasıl bu kadar yakın olduğunu, devletin bir kurumunun diğerini nasıl yalanladığını açıklamalıdırlar.
Ali Bulaç (Zaman)
• Eğer Filistin direnişinde Türkiye ve Mısır, İran’ın yerini almak istiyorlarsa, maddî karşılığı olmayan retoriklerin ötesinde İran’ın direnişe sağladıklarının fazlasını sağlamaları beklenir: Daha çok ve daha etkin silah tedariki, parasal ve diplomatik destek vs.. İki ülkenin uluslararası konumları ve takip ettikleri stratejiler açısından bakıldığında güçleri ve imkanı buna yeter mi? Bu şimdilik muallakta bir soru. Açık olan şu ki, Filistin, sorunların anasıdır. Arkasında geniş bir kamuoyu desteği ve öfkesi vardır. Hangi yönetim bu işe bulaşırsa, eninde sonunda ya Batı ve İsrail’e avantaj sağlamak isterken kendi kamuoyuyla karşı karşıya gelir, meşruiyetini kaybeder; ya da Batı ve İsrail ile bizzarure çatışmaya girer. Türkiye ve Mısır’ın hangi mecrada seyredeceklerini pek uzak olmayan bir gelecekte hepimiz birlikte göreceğiz.
Adem Yavuz Arslan (Bugün)
•Açlık grevlerine ilk başlayanların 70. güne gelmelerine rağmen sağlık sorunu yaşamamaları ve hayati tehlike sınırından uzak olmaları açlık grevlerinin nizami yapılmadığının en önemli kanıtıydı. Buna da eylemin gönüllü değil baskıyla yaptırıldığının delili denebilir. Dilekçe verilerek eyleme başlanıyor ancak fiilen eylem yapılmıyor, aksatılıyor, deliniyordu. 70. günde sağlık açısından ortaya çıkan bu tablo, Başbakan Erdoğan'ın haklılığının ispatı. Erdoğan, bilgiye dayanarak konuştuğu belli, defalarca "açlık grevi gibi bir şeyin olmadığını" vurguladı. Propagandada son derece başarılı olan PKK, bu gerçeklere rağmen başarılı oldu. Bu noktada açlık grevleriyle yapılmak istenen, PKK'daki güç dengesi ve Suriye'ye de bakan olayın uluslararası boyutu üzerinde durmamız gerekiyor.
Ruşen Çakır (Vatan)
•BDP bir altın fırsatı daha kaçırdı. İlgili hemen herkesin açlık grevlerini PKK’nın dayattığını, Öcalan’ınsa buna en azından mesafeli durduğunu düşündüğü bir ortamda BDP’liler kaybetme ihtimali en yüksek olan (ve nitekim kaybeden) tarafa oynayıp bir kez daha kaybettiler. Halbuki PKK’nın eylemi yaygınlaştırma stratejisine karşı durup bir an önce sonlandırma yolunda çaba sarf etmiş olsalar, hem Öcalan ile aynı dalga boyunda hareket etmiş olup Kürt hareketi içinde daha fazla güç; hem de gerek hükümet, gerekse Türk kamuoyu nezdinde belli bir kredi kazanmış olacaklardı. Anlaşılan BDP’liler de İmralı ile Kandil arasındaki iktidar denklemlerini yanlış değerlendirmişler.


