Meksika’da Öğrenci Boykotuna Katılanlar BirGün Pazar’a Konuştu: Faşist çeteler, öğrenci meclisleri ve boykot

14.10.2018 09:26 BİRGÜN PAZAR
Yani şöyle düşünün, cahilliği kamuya mal olmuş, Atenco olaylarının doğrudan sorumlusu olan bir adam ülkeyi 70 yıldır yöneten ve 1968’deki katliamdan sorumlu olan partinin başkan adayı olarak bir üniversitede (Ibero) gençliğin karşısına çıkıyor

Hande Gazey

Meksika’da geçtiğimiz Eylül ayında Meksika Ulusal Özerk Üniversitesi’nde 2 günlük bir boykot gerçekleşti. UNAM’ın ana kampüsündeki lise öğrencilerinin kararı ile başlayan boykot üniversitenin tüm fakültelerine ve kampüslerine yayıldı. Bu boykota ve kapsamında gerçekleşen eylemlere yaklaşık 200 bin öğrenci katılırken son 18 yılın en büyük öğrenci hareketi olduğu ifade ediliyor.



Şimdi Meksika’da yeni bir gençlik hareketi mi yükseliyor sorusu tartışılıyor. 43 Ayotzinapa öğrencisinin devlet tarafından kaybedilmesini, devletin üniversiteye saldırılarını, üniversite ve devlet destekli saldırı birliklerini protesto için eylemler yapan öğrenciler şöyle diyor: “68’in torunları, 99’un çocukları ve 43’ün kardeşleriyiz.”

Meksika’da öğrenci hareketinin tarihsel uğraklarını, bugün yükselen öğrenci hareketini ve taleplerini konuşmak üzere, öğrenciler Ricardo “Richie” Nieto (Ulusal Politeknik Enstitüsü - IPN), İsabel “Chabe” Vega (Meksika Ulusal Özerk Üniversitesi - UNAM) ve 99’daki boykotu gerçekleştiren öğrencilerden olan, şimdi UNAM sendikasında yer alan Omar Garcia (UNAM Union) ile bir söyleşi gerçekleştirdik.

Bu söyleşiyi binlerce kilometre öteden yapmamızı sağlayan, Elizabeth Sauno’ya özel teşekkürler.

Boykot ve büyüyen öğrenci eylemleri
► Eylül başında UNAM’da gerçekleşen boykotun sebebinden bahseder misiniz?
Richie:
Öncelikle, UNAM’a bağlı Azcapotzalco kampüsündekli Doğa ve Beşeri Bilimler Okulu’ndaki yaşları 15 ile 19 arasında değişen lise öğrencileri, öğretmen yetersizliğini, kayıt ücretlerini ve öğrencilerin 2014’te yaptığı ve devlet tarafından kaybedilen 43 Ayotzinapa öğrencisinin bulunmasını talep eden duvar resimlerinin silinmesini protesto etmek için öğrenci meclisi aracılığıyla boykota gitme kararı aldı. 3 Eylül’de öğrenciler, taleplerini iletmek için UNAM’ın ana kampüsündeki üniversite konseyi binasına yürüdü. Konsey binasının dışındaki protesto devam ederken, orada bulunan öğrenciler (yani bizler) 50 kişilik bir ‘porro’ grubunun saldırısına uğradık. Bu saldırı sonucunda 14 kişi yaralanırken; 4 tanesi hastaneye kaldırıldı.

► Boykot kararı nasıl alındı? UNAM’ın kampüs ve fakülteleri arasında haberleşme ve boykotu örgütlemek için hangi araçlar ve formlar kullanıldı?
Chabe:
Saldırı sonrasında hemen konsey binasına en yakın yer olan felsefe bölümüne kaçtık; içerideyken acil bir toplanma çağrısı yapıldı. Saldırı haberi öğrenciler arasında ve sosyal medyada yayıldığı gibi ana kampüsün her tarafında öğrenciler meclisler halinde toplanmaya başladı. Aynı zamanda diğer okullarda da toplantılar yapılmaya başladı, örneğin Mexico City’nin periferinde yer alan yüksek okullar... Bu toplantılar saldırıya uğrayan öğrencilerle dayanışma amacı ile gerçekleştirildi; ancak UNAM’ın hemen hemen bütün okullarına hızla yayılması ve öğrenci mücadelesinin yeniden canlanması ihtimalini ortaya çıkartması nedeniyle UNAM yetkililerini korkuttu. UNAM’ın her kampüsünde ve fakültesinde öğrenci meclislerinin toplanması kararını aldık. Ayrıca 5 Eylül’de, ana kampüsteki ring güzergahını kullanarak konsey binasına bir yürüyüş gerçekleştirmeye karar verdik. Bu yürüyüş, medyanın tahminlerine göre yaklaşık 200 bin öğrenci ve öğretmenin katılımıyla gerçekleştirildi. Talepler, saldıyı gerçekleştirenlere karşı derhal harekete geçilmesi ve UNAM içerisindeki tüm porro gruplarının tasfiye edilmesi idi.

meksika-da-ogrenci-boykotuna-katilanlar-birgun-pazar-a-konustu-fasist-ceteler-ogrenci-meclisleri-ve-boykot-520395-1.

► ‘Porro’ların tasfiye edilmesi temel taleplerden biri. Devlet tarafından desteklendikleri ve üniversiteler üzerinde kontrol sağlamak için öğrencilere saldırdıklarına dair haberler ve yazılar okuduk. Porro ne anlama geliyor, kökeni nedir?
Richie:
‘Porro’lar, 1950’lerde UNAM ve Ulusal Politeknik Enstitüsündeki sol eğilimli ve hükümet karşıtı görüşlere sahip öğrencileri kontrol etmek için oluşturulan silahlı gruplardan kaynaklanıyor. Bu silahlı silahlı gruplar, o dönemde iktidarda olan parti (PRI-Kurumsal Devrimci Parti-1929’da kurulan ve adıyla çelişkili parti) tarafından kontrol edilen öğrenci federasyonlarına aitti. 1960’larda, öğrenci mücadelesinin önemli yükselişinin ortasında, bu öğrenci federasyonları, üniversite futbol taraftar ekipleriyle bağlantı kurmaya başladı. Bu yüzden “porros” olarak adlandırılırlar: İspanyolca “porra” “tezahürat” anlamına gelir. UNAM ve IPN’nin futbol takımları arasındaki rekabetten yararlanarak öğrenciler arasında bölünme yaratmaya çalıştılar.

► Bu soru özellikle 99 boykotu ve sonrasına ilişkin; UNAM önemli bir öğrenci mücadelesi geleneğine sahip. 1999’daki üniversiteyi özelleştirme girişimlerine karşı gerçekleştirilen boykot da önemli bir tarihi nokta. Biraz Meksika’daki ve UNAM’daki öğrenci hareketinin geçmişinden bahsedebilir miyiz? 99’dan bu yana neler değişti?
Omar:
Pekala, 1968 hareketinden, özellikle de 50’nci yıldönümünde olan bu yıldan bahsetmeden, öğrenci hareketinin tarihçesine başlayamayız. 1968’deki hareket, Meksika tarihinde birkaç nedenden ötürü bir dönüm noktasıydı: Tüm ülkeye yayıldığından dolayı bugüne kadarki en büyük öğrenci hareketi olmuştu ve aynı zamanda siyaseten radikalleşme mevcuttu, özellikle polisin vahşetine karşı halkın demokratik taleplerini yükseltti. Örnek olarak öncesinde 1959’daki demiryolu grevi ve 1964’teki doktor grevi gibi işçi grevleri ciddi anlamda ezilmişti.

20. yüzyılın ilk yarısında, 1970’lere kadar, gençlerin siyasi rejimi derinden sorgulayacağı düşünülemezdi; o zamanlar, cumhurbaşkanına hakaret etmek, para cezasından Lecumerri’nin yüksek güvenlikli hapishanesinde hapse kadar ciddi sonuçlarla karşılandı. 1968’deki hareket, gençliğin örgütlenme örneklerine ve meclislerde kadınların katılımına sahip olmasıyla karakterize edildi ve ayrıca onun lider organı olan Ulusal Grev Konseyi’ne (CNH) sahipti. CNH ile ilgili önemli olan şey, siyasi eğilimlerin meclislerde açıkça ifade edilmesi ve delege seçen her okulda grev komiteleri olan bir taban örgütüne sahip olmasıdır. 2 Ekim 1968’deki Tlatelolco katliamının ardından CNH liderleri tutuklandı. Buna rağmen, CNH öğrenci hareketi için önemli bir tarihsel temel oldu.

1999’daki UNAM boykotu sırasında da hareket benzer bir kolektif liderlik oluşturdu: Genel Grev Konseyi (CGH). Öğrenci mücadelesinin her aşamasında, örneğin 1999 boykotunda, porrolar UNAM’ın özelleştirilmesine karşı çıkmak için üniversiteyi işgal eden yüzlerce-binlerce öğrenciye saldırarak, boykotu fiziksel olarak kırmaya çalıştı. Ben o zamanlar öğrenciydim, 18 yaşındaydım ve boykota aktif olarak katıldım. Daha sonra da CGH içerisinde yer aldım.

Boykot aylarca sürdü ve porrolar, üniversite işgalini kırmak, yetkililier adına üniversiteyi bizden almak için çabalarını sürdürdüler. Hatta diğer üniversitelerdeki porroları, futbolcuları çağırdılar. Fakat buna rağmen, kendi kendini savunma ilkesiyle (bu durumda tamamen meşru biçimde) öğrenci hareketi tarafından püskürtüldüler, bu da mücadeleyi kırma girişimlerini durduran şey oldu. Bu yüzden boykotla geçen bir yılın sonunda üniversiteyi geri almak için binlerce polisi üniversiteye çağırmak zorunda kaldılar. Bütün bu tarihsel arka plandan sonra, bugünkü mücadelenin ana talebinin neden porroların tasfiyesi olduğu açığa çıkıyor.

Meksika’da Muhalefet Dalgası
► Eylül’de başlayan sürecin son 18 yılın en büyük öğrenci eylemlilikleri olduğu ve yeni bir öğrenci hareketinin yükselişi tartışılıyor. Bu süreçte öğrenci hareketinin düşüş ve yükselişleri; önemli tarihsel durakları hakkında neler söyleyebilisiniz?
Omar:
Öğrenci hareketinin ülkedeki önemli siyasi olayların ardndan ve kendi talepleri ile öne çıktığı anlar oldu, örneğin Atenco ve Oaxaca ile dayanışma için gerçekleştirilen 2006 protestoları.

meksika-da-ogrenci-boykotuna-katilanlar-birgun-pazar-a-konustu-fasist-ceteler-ogrenci-meclisleri-ve-boykot-520396-1.

Richie: Evet, o dönemde yaşım küçük olduğu halde hala o günleri hatırlıyorum. Atenco olayı şöyle: Atenco, Mexico City’nin kenarında komünal toprakları olan ve Texcoco Gölü sulak alanlarının yakınında bulunan bir kasabadır. Kasabalılar, yıllardır hükümetin onları taciz etmeyi durdurmasını talep ediyorlardı; çünkü yüzyılın başından bu yana hükümet burada yeni bir havalimanı inşa etmeyi planlıyordu. Bu durum, 2006’da, şimdiki devlet başkanı o zamanın Mexico eyalet valisi Pena Nieto’nun polislere kasabayı kuşatmayı emretmesi ile trajik biçimde sonuçlandı.

Chabe: Tam bir zorbalıktı! Polis 26 kadına tecavüz etti ve birçok kişi yaralandı, iki kişi evlerine giren polisler tarafından öldürüldü, biri 14 yaşında bir çocuktu.

Omar: Ve sonra aynı yılın ortalarında Oaxaca’daki öğretmenler, valilik seçimlerini protesto edince daha da karmaşıklaştı. Düşünün, Atenco olaylarından 2 ay sonra, binlerce insan Mexico City sokaklarında seçim sahtekarlığı iddiasıyla yürüyor; öğretmenler Oaxaca’daki merkezi plazayı işgal etmiş... 2006’daki bu olaylar Calderon’un (2006-2012 arası Meksika Başkanı-muhafazakar Milliyetçi Hareket Partisinden) başkanlığının henüz başlangıcında olmuştu. Tam bir çılgınlıktı! Ama daha da çılgın olan şey Meksika Işık ve Enerji Şirketi’nin varlığını sonlandıracağını, yani binlerce elektrik işçisinin işlerini kaybedeceğini ilan ettiği zaman, öğrenciler işçilerle dayanışma için sokaklara çıktılar.

Chabe: Calderon aynı zamanda korkunç bir güvenlik stratejisi uyguladı. Meksika’da son 12 yılda yüzlerce, binlerce ölüm yaşandığını duymuşsunuzdur belki, bu doğrudan Calderon’un “uyuşturucu savaşı”nın bir sonucu. Ülkenin tamamında kentlerin militarize olması endişe verici bir olaydı. Bu yüzden birçok kişi şiddete son verilmesi için sokaklara çıktı; çünkü esasen ordunun insan haklarını ihlal ediyordu. Ve bu protestolarda, Ciudad Suarez’de olduğu gibi, yüzlerce insan öldürüldü ve öldürülenler “uyuşturucu satıcısı” ymış gibi lanse edildi! Bunların sonunda 2011’de ordunun kışlaya dönmesini talep eden konvoylar Meksika’yı boydan boya dolaştı.

Yo soy #132 HAREKETİ
Omar:
Bunlar öğrenci mücadelesi genel bir yükselişe geçmeden önce olan olaylar ve protestolar da ilk adımlardı. Sonrasında asıl fırlamayı yapan 2012’deki #YoSoy132 hareketi idi. “Yo soy #132”, “Ben 132.’yim” anlamına geliyor ve bu İberoamerikan Üniversitesi (kısaca “Ibero” olarak bilinir) öğrencilerine gönderme için kullanılıyor. Bu üniversite özel bir üniversite, ilerici bir duruşu var. (Ibero’da o zamanki Meksika valisi ve başkan adayı olan Pena Nieto protesto edilmişti.)

Omar: Ibero’daki olaylardan birkaç ay önce, Pena Nieto, uluslarası kitap fuarında kendi kitabının tanıtımını yaparken kendisine hayatında en etkileyici bulduğu 3 kitap soruldu. Soru karşısında kitap adlarını, yazarları ve başlıkları birbirine karıştırdı, bir tane kitap adı veremedi.

Omar: Yani şöyle düşünün, cahilliği kamuya mal olmuş, Atenco olaylarının doğrudan sorumlusu olan bir adam ülkeyi 70 yıldır yöneten ve 1968’deki katliamdan sorumlu olan partinin başkan adayı olarak bir üniversitede (Ibero) gençliğin karşısına çkıyor. Doğal olarak Ibero’ya gittiğinde, üniversiteliler onu ve temsil ettiği bütün bu şeyleri protesto ettiler.

Richie: Ve Atenco olaylarının sorumlusu olduğunu ifade eden cümleler de kullandı. Öğrenciler de o salondan çıkınca onu dövizler ve afişlerle topluca takip ettiler.

Omar: Ve bir röportaj vermek için Ibero’daki radyo istasyonuna giderken kovalandı ve istasyonun alt katındaki tuvaletlere sığınmak zorunda kaldı. Ertesi gün aday olduğu partiden verilen röportajlarda bir önceki gün yaşanan olaylardaki kişilerin gerçekten öğrenci olmadığı, para ile Peña Nieto’yu protesto etmek için tutulmuş kişiler olduğu iddia edildi. Bu iddiaya tepki olarak 131 Ibero öğrencisi üniversite kimlikleri ile ortaya çıkarak gerçekten öğrenci olduklarını kanıtladılar. “Ben 132.yim” hareketi buradan çıktı. Bu harekette önemli olan şey, sosyal medya yoluyla tüm ülkeye yayılması oldu.

Richie: Ama aynı zamanda sosyal ağlar aracılığı ile ortaya çıkan hareketlerle çağdaştı. Hatta #OccupyWallStreet’ten bir Amerikalının, Tahrir eylemlerinden bir Mısırlının ve İspanya’da Öfkeliler Hareketi eylemlerinden birinin yaptıkleri #YoSoy132 videoları vardı. Hepsi birer beyaz tişört giymişti ve üzerlerinde siyah mürekkeple mücadelelerinin aynı olduğunu ifade eden sloganlar yazılmıştı.

Omar: Demek istediğimiz şu aslında, çeşitli jenerasyonlar, yıllar boyunca kitlesel meclisler, öz-örgütlenme, boykotlar, grevler ve gösterilerle mücadele deneyimi kazandılar. Bu sürekliliğin öyle ya da böyle canlı tutulması da mesela, geçen sene Meksika iki depremle sarsıldığında ve hükümet yapılan bağışları deprem mağdurları yerine yerel siyasetçilere yönlendirdiğinde ortaya çıkan eleştirilerde gençliğin oynadığı kilit rolü ortaya çıkarttı.