birgün

15° AÇIK

DÜNYA 16.07.2020 04:00
author

Merkel sözünü neden tutmadı?

Almanya Başbakanı Merkel, tarihe „NSU“ (Nasyonal Sosyalist Yeraltı) olarak geçen neo-nazi terör örgütünce gerçekleştirildiği ileri sürülen seri cinayetlerin kurbanlarının anıldığı devlet töreninde ölenlerin ailelere söz vermişti: „Federal Almanya Cumhuriyeti‘nin Başbakanı olarak bu cinayetleri aydınlatacağımıza, arkasındaki kişileri ve onlara yardımcı olanları ortaya çıkaracağımıza söz veriyorum.“ (23 Şubat 2012, Berlin).

Ancak bu olmadı.

„NSU“nun adı ilk kez bu törenden dört ay önce duyulmuştu. Resmi açıklamalara göre örgüt 1998‘dan itibaren aranan biri kadın üç kişiden oluşuyordu. İki üyesinin 2000-07 döneminde ülkenin çeşitli yerlerinde sekizi Türkiye, biri Yunanistan kökenli dokuz göçmeni ve bir Alman polisi öldürdüğü, yakalanmamak için de intihar ettikleri açıklanmıştı.

Ayrıca 1998-2011 arasında onlarca kişinin yaralandığı bombalı saldırıların ve çok sayıda silahlı soygunun faili olarak görülüyorlardı. Örgütün hayatta kalan tek üyesi olan kadın da, birlikte yaşadıkları evi havaya uçurup, delilleri imha ettikten ve örgütün propogandasını içeren CD‘yi çeşitli adreslere postaladıktan sonra teslim olmuştu.

NSU tam olarak nasıl bir örgüttü? Hedeflerini neye göre seçiyordu? Seri cinayetlerle ilgili soruşturmalar neden fiyaskoyla sonuçlanmıştı? Polis ve istihbaratın başarısızlığının ardında ne yatıyor? Diğer faili meçhul cinayetler ve bombalı saldırılarla ilişkileri var mıydı? Neo-nazi çevrelerle bağlantıları ne düzeydeydi? Sempatizanları, takipçileri var mıydı? Soruşturmaların ve Münih‘te beş yıl (2013-18) süren mahkemenin sonunda bu sorular yanıtlanmadı. Toplam 13 meclis soruşturma komisyonu kuruldu, bunların yıllar süren araştırmaları da sonuç vermedi.

Konu bu arada yayınlanan çok sayıda kitap ve belgeselde çeşitli boyutlarıyla ele alındı, sinema ve tiyatro işlendi. Ülkenin çeşitli yerlerinde kurbanların anısına anıtlar da dikildi. Ama NSU bir muamma olarak kaldı.

NSU davası karara bağlandıktan, örgütün yaşayan tek üyesi ve onlara yardım eden dört kişi cezalarını aldıktan sonra ortaya „NSU 2.0“ çıktı (2018). Frankfurt Barosu avukatlarından Seda Başay Yıldız, „NSU 2.0“ imzasını taşıyan mektuplarla tehdit edilmişti.

NSU mahkemesinde örgütün ilk kurbanı Enver Şimşek‘in ailesini müdahil avukat olarak temsil eden Başay Yıldız‘a gönderilen mektuplar özel bilgiler içeriyordu ve bunlara ulaşmak ancak resmi yoldan mümkündü. Nitekim bunların Frankfurt‘taki bir polis karakolundaki bilgisayar üzerinden elde edildiği ortaya çıktı. Soruşturmada önce o karakolda, sonra başka yerlerde görevli çok sayıda aşırı sağcı polis ortaya çıkarıldı. Bir kısmı açığa alındı, meslekten atılanlar da oldu.

Ama „NSU 2.0“ ortaya çıkarılamadı.

Soruşturma iki yıldır sürüyor.

Şimdi yine gündemde.

Bu kez aşırı sağla mücadelenin aktif isimlerinden Sol Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Hessen Milletvekili Janine Wissler‘e „NSU 2.0“ imzalı ölüm tehditleriyle ağır hakaretler içeren e-mailler gönderilmişti. Bunlar da bir polis bilgisayarından alınmış özel bilgiler içeriyordu. Sol Parti‘den üç kadın politikacının da benzer tehditlere hedef olduğu öğrenildi.

Ardından tanınmış Kabaretist İdil Baydar‘a yönelen tehditler gündeme geldi. Canlandırdığı „Jilet Ayşe“ rolüyle ünlenen sanatçı, zaten yıllardır sağcıların hedefindeydi. Ancak son mesaj Hessen‘deki bir polis bilgisayarıyla bağlantılıydı. Ve altında „SS-Sturmbannführer“ imzası vardı. Bu kavram Hitlerin özel askeri birliği SS hiyerarşisinde kullanılan bir rütbe, düzenli ordudaki „yarbay“ rütbesine denk geliyor. Bu tehditler bir kişinin işi mi yoksa gerisinde bir örgüt mü var? Bilinmiyor. NSU kavramı ilk kez 2011 yılında duyulmuştu, ancak bunun öncesinde de neo-nazi çevrelerde tanındığı, konuşulduğuna dair ipuçları çıktı ortaya, daha sonra tabii ki. Örneğin daha sonra öldüğü açıklanan bir muhbir-ajanın 2005 yılında istihbarat teşkilatına „NSU-NSDAP“ etiketli bir CD teslim ettiği biliniyor. NSU‘yla ilgili soruşturma süreçlerine ilişkin eleştiri ve kuşkuları dile getirenlerin buna benzer başka iddiaları da var. NSDAP, yani Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi. Hitler‘in partisi NSDAP bilindiği gibi II. Dünya Savaşı‘ndan sonra resmen ortadan kalktı. Ancak hayatta kalan nazilerin bir bölümünün yeni Almanya‘da bireysel ya da örgütsel olarak faaliyetlerini sürdürdüğü hep söylenir. NSU ve gündemdeki tehdit mektuplarını gönderenler, yani kendilerini NSDAP‘nin devamı olarak görenler, Almanya‘da göçmenlerin ve onları savunan politikacıların yaşamını hedef alıyor, tehdit ediyorlar.

Üstelik bunlardan bir miktarının da polis içinde örgütlendiğine dair kuşkular var. Bunu sonunda Hessen İçişleri Bakanı da dile getirdi. Ardından Eyalet Polis Şefi görevinden istifa etmek zorunda kaldı. Geçtiğimiz günlerde de Alman ordusu da benzer suçlamalarla karşı karşıya kalmış, sonunda bir birliğin lağvedilmesine karar verilmişti. Merkel, bir yıl sonra politikayı bırakacak.

Verdiği sözü tutabilmesi için bir yılı kaldı.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız