birgün

29° AÇIK

GÜNCEL 08.05.2020 07:17

Mers’ten alınan ders başarıyı da getirdi

Güney Koreli sağlık yetkilileri 2015’te yaşanan yüksek düzeyde öldürücü travmatik MERS-CoV deneyiminden sıkı dersler almışlardı. Güney Kore’nin Covid-19 eğrisini görece erken bir aşamada düzleştirmesine imkan sağladı

Mers’ten alınan ders başarıyı da getirdi

BİRGÜN ÇEVİRİ KOLEKTİFİ

Güney Kore virüsle mücadelede agresif test yöntemiyle diğer ülkelerden daha başarılı oldu. Son 20 günde sürekli 10 veya altında vaka bildirildi. Kore Demokratik Sendikalar Konfederasyonu (KCTU) Uluslararası Direktörü Ryu Mikyung ile Güney Kore'nin bu stratejisini ve sendikanın bu süreçte neler yaptığını konuştuk.

Güney Kore pratiği, başka ülkelerce etkili salgın kontrolünde bir paradigma olarak kabul edildi. Kore Demokratik Sendikalar Konfederasyonu (KCTU) olarak, Güney Kore hükümetinin pandeminin yayılmasına karşı mücadelesindeki rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hükümet, 6 Mayıs’tan itibaren en sıkı sosyal mesafe önlemlerini sonlandıracağını ve “günlük hayat karantinasına” başlayacağını duyurdu. Bu; kişisel hijyen ve mesafe uygulaması rutin olarak devam ederken, milli parklar, mers-ten-alinan-ders-basariyi-da-getirdi-728480-1.müzeler, tiyatrolar, konferans salonları ve spor tesisleri gibi kapatılmış kamusal alanların yavaş yavaş yeniden açılacağı anlamına geliyor. Okullar yeni dönemi 2 hafta içinde açacaklar. Günlük yeni vaka sayısı 17 gündür aşağı yukarı on civarında bildiriliyor. Sağlık yetkilileri, eğer güncel trend sürerse, tıbbi kapasite sınırları içerisinde Covid-19 salgınıyla başa çıkabileceklerine inanıyor.

Buna karşın, salgının başlarında durum hiç de böyle değildi. Mart ayının başlarında Güney Kore, Çin’in (80 bin 206) ardından en yüksek vaka bildiren ikinci ülkeydi (4 bin 212). ‘31. Hasta’ tanımlanana kadar, enfeksiyon kaynağı temas sorgusuyla takip edilebiliyordu. Ancak yakın temas enfeksiyonu, Deagu ve Gyoungbunk’ta Shincheonji adlı gizli dini tarikatın ayinlerinde toplu bulaşmaya dönüşünce, bölgedeki hastaneler altüst oldu. Hatta bazı trajik vakalarda, insanların, evlerinde kendi karantinalarında ölmeden önce hastaneye kaldırılmak için uzun süre beklemeleri gerekmişti. Başkan Moon, vaka sayısı üstel (eksponansiyel) olarak artmaya başlamadan dört gün önce, 13 Şubat’ta Kovid-19’un kısa süre içinde sonlanacağına dair aceleci bir açıklamada bulundu. 20 Şubat’ta Moon, Oscar ödüllü film yönetmeni Bong, Joon-ho’yu başkanlık sarayına davet ederek koca bir gülümsemeyle kutlamaların reklamını yaptı. Aynı gün ilk ölüm vakası rapor edildi. Devletin başı, salgının ciddiyetini topluma anlatmakta ve halkı karantina tedbirlerine katılmaya çağırmakta başarısız olmuştu. O noktada, taşeron çağrı merkezi çalışanları, akıl hastaneleri ve bakım evlerinde tutulanlar gibi en riskli gruplar yeterince korunamadı ve toplu bulaşmalar bu insanların üzerinde yoğunlaştı.

Sağlık yetkilileri ve yerel yönetimler, Covid-19 hastalarının kişisel bilgilerini web sitesi, telefon mesajları ve medya yoluyla toplumun erişimine açınca, hastalar, hastalığın yanı sıra kendilerine karşı aşağılama ve nefret diliyle de karşı karşıya kaldılar.

Güney Koreli sağlık yetkilileri 2015’te yaşanan yüksek düzeyde öldürücü travmatik MERS-CoV deneyiminden sıkı dersler almışlardı. Kamuoyunun bilgilendirilmesinin, erken uyarı ve doğru teşhisin önemi vurgulandı. Agresif testleme ve temas takibi yoluyla tam vaka izolasyonu, Güney Kore’nin Covid-19 eğrisini görece erken bir aşamada düzleştirmesine imkan sağladı. Buna karşın, enfeksiyon hastalıklarına karşı kırılgan olan sağlık sisteminin hala geliştirilmesi gereken yönleri var. O zamandan beri enfeksiyon hastalıkları hastanelerinin, negatif basınçlı izolasyon odalarının, toplum sağlığı merkezleri ve tıbbi personelin sayısı artmış değil.

KCTU olarak bu süreçte neler yapıyorsunuz?

Sağlık yetkilileri ve tüm toplum Covid-19’u kontrol altına almak için azami düzeyde çaba sarfediyor. Buna karşın, işyerlerinin çoğunda üretim durmuş ve demiryolu ve metrolar çalışma saatlerini azaltmışken, çoğu emekçi Covid-19’a karşı karantina önlemlerinin sonucu olarak işyerlerinin kapanması ve zorunlu ücretsiz tatil uygulamasıyla karşı karşıyayken, ironik bir şekilde, meslek kazaları meydana gelmeye devam ediyor. 1 Ocak’tan 15 Nisan’a kadar 177 emekçi iş kazasında yaşamlarını yitirdi. 29 Nisan tarihinde bir inşaat alanında çıkan bir yangın toplam 38 can aldı. Pandemiye karşı katı sosyal mesafe uygulamalarının sahne arkasında emekçiler düşerek, boğularak ve aşırı çalışmaktan yaşamlarını yitirdiler. Ölümcül sanayi kazaları, İş Güvenliği ve Sağlığı (İGS) koruma ve önleme tedbirlerinin kör noktasında bulunan güvencesiz ve standart dışı istihdam edilen emekçilere yoğunlaşmış durumdadır. Güney Kore, dünyadaki en yüksek sanayi ölüm oranlarına sahiptir. Ülkede her yıl 2400 civarında emekçi iş kazalarında ölüyor.

Kriz zamanlarında güvencesizler ve standart dışı formlarda istihdam edilenlerin en savunmasız kesim olduğu bu şekilde yeniden teyit edilmiş oldu. Mart ayında, çoğu otel, restoran, eğitim hizmeti, eğlence, spor ve eğlenceyle ilişkili hizmet sektöründe istihdam edilen işçi sayısı 225,000 civarında azaldı. Bu, sosyal mesafe önlemlerinin doğrudan bir sonucudur. Hükümetin, geçici süreli istihdam kaybı desteği sunmasına rağmen standart olmayan formlarda istihdam edilen emekçilerin çoğu gelir kaybı yaşıyor ve istihdam güvencesi ağının dışında kalıyorlar.

Bu noktada, KCTU olarak, güvence ağının dışında kalanlar için acil koruma önlemlerinin hayata geçirilmesine odaklanıyoruz. Diğerleri arasında ise, pek çoğu aile işletmesi olan ana yüklenicilerin İGS’nın ve çok katmanlı taşeron sistemleri veya tedarik zincirindeki emekçilerin istihdamından ana yüklenicinin sorumlu olmasını talep ediyoruz. Pandemi nedeniyle yaşanan bu sağlık ve istihdam krizi altında istihdam güvencesinin, hükümetin işletmelere her türden desteğinin temeli olmasını ve bu kapsamda istihdam üçgeni ilişkilerine emekçilerin dahil edilmesini talep ediyoruz.

EMEK HAREKETİ GÜÇLENMELİ

Covid-19 sonrası dünyayı nasıl görüyorsunuz?

Covid-19 pandemisi kapitalizmin temel arızasını ortaya çıkardı. Sistemin sürdürülemez olduğu açık. İlk olarak, hükümetler bu günlerde küresel dayanışma yerine küreselleşme karşıtlığını seçti. Siyasiler virüsün yayılması noktasında diğer ülkeleri suçlamaya başladılar. Bu küreselleşme karşıtlığı altında, daha az gelişmiş ve krizdeki ülkeler krizin etkileriyle karşı karşıya kalacaklar. Pek çok devlette, işsizlik oranları karantina nedeniyle yükseliyor, mevcut işlerin kalitesi de kötüleşiyor. Artan kamu ve özel borçları sürdürülebilir kalkınmayı tehdit altına alıyor. Dünyayı Covid-19 sonrası daha iyi yaşanılabilir bir yer haline getirmek için küresel emek hareketinin dönüştürücü bir güç olarak kapasitesini güçlendirmesi gerekiyor.

‘KENDİMİZİ YENİLEMELİYİZ’

Karantinanın ortasında yapılan seçim sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

İktidar partisi (Kore Demokrat Partisi) 300 vekilli millet meclisinde 180 koltuk kazandı. Bu onlar adına ezici bir seçim zaferi. Detaylara girmeden önce şunu açıklığa kavuşturmak isterim; iktidar partisi liberal demokrasiden çok popülizme dayanıyor. Hükümetin politik ajandası veya ekonomik vizyonu liberalizme veya hukukun üstünlüğüne dayanmıyor. Hükümet, toplumdaki şeytani odakların kökünü kurutma söylemine dayalı bir seçim kampanyası geliştirdi. Muhalefet liderlerini bu kampanyanın hedefi haline getirdi ve bu şekilde tartışmalı konularla başa çıkarken meclisi devre dışı bıraktı. Siyasi iktidar, politik veya diplomatik süreçler işletilerek çözülmesi gereken şeyler için yargı sürecini işletmeyi tercih ediyor. Başkanlık sarayı, genellikle bakanları devre dışı bırakarak, başkan danışmanlarını merkezi konuma getirdi. Hükümetin temel güçleri ve iktidar partisi, partiler ve parlamento yoluyla temsili demokrasiyi geliştirmektense kamuoyu algısını manipüle etmek üzere sadık fanatiklerini mobilize etmeyi tercih etti. Aynı zamanda, (şunu da eklemek gerekir) hükümetin akılda kalan sözleri, örneğin ‘mum ışığı hareketiyle kurulan hükümet’ ve ‘emeğe saygılı hükümet’ sloganları iktidarın gerçek 0özelliklerini yansıtmıyor.

ILO’nun örgütlenme özgürlüğü ve çalışma saatlerinin kısaltılması gibi temel sözleşmelerini imzalamak gibi seçim vaatlerini yerine getirme çabası içinde olmadı. İktidarın taahhütlerini yerine getirmedeki başarısızlığı halk arasındaki memnuniyetsizliği arttırdı. Adalet bakanının karıştığı yolsuzluk skandalının patlak vermesiyle bu durum en son noktaya geldi. Bu trend, hükümetin Covid-19’un kontrol altına alınmasında başarısız olduğu Mart ayı başlarına kadar devam etti. Ancak diğer ülkelerdeki durum kötüleşirken yeni vaka sayısının azalmaya başlaması bakımından hükümetin şansı yaver gitti.

Seçimlerin salgın günlerinde gerçekleştirilmesine rağmen seçime katılım oranı her zamankinden daha yüksek oldu.Dikkat etmemiz gereken şey şu ki, KCTU’nun “işçi sınıfının politik iktidarı” stratejisi artık geçerli değil. Son seçimde, KCTU, üyelerine, 3 ilerici partiden birine oy vermeyi önerdi. Bunlar arasında sadece Adalet Partisi millet meclisinde 6 koltuk kazandı. Diğer iki parti yüzde 3’lük barajı geçmeyi başaramadı. Bu nedenle, KCTU’nun toplumu değiştirme kapasitesi olan alternatif bir güç olarak kendini yeniden diriltmesi gerekiyor.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız