birgün

24° AZ BULUTLU

BİRGÜN PAZAR 28.06.2020 11:05

Meşgalem keşfetmek ve yaratmak

Yıllar içerisinde sahip olduğu deneyimi ve birikimi albüme aktardığını söyleyen Aynur Doğan 3 yıl süren albümün hazırlık süreci için “Farklı ustalar müzisyenlerle inanılmaz çok güzel kayıtlar yaptık fakat geleneksel yapısını korumak her şeyden daha önemliydi. Çabam kendi bağlarımızı tutmak, korumak,  toplumumuzun da müzik kalite ve değerlerini yükseltip çoğaltmaktı. Bunu yapmak, korumak zorundasınız” ifadelerini kullandı.

Meşgalem keşfetmek ve yaratmak

Burak Abatay

Müzisyen Aynur Doğan, Hedûr adını verdiği 8 şarkıdan oluşan yeni albümünü dinleyicisiyle buluşturdu. Türkçede ‘zamanın tesellisi’ anlamına gelen Hedûr’da 2 şarkının söz ve bestesinde Doğan’ın imzası var. Geleneksel Kürt müziği ile çağdaş Batı müziğinin harmanlandığı Hedûr’u Doğan ile konuştuk. Doğan yıllar içerisinde edindiği deneyimlerini bu albüme aktardığını söylüyor.

Albüm, hiç şaşırmadığımız bir biçimde geleneksel ile modernin buluştuğu bir yerde duruyor. Siz nasıl anlatırsınız bu albümü?

Hedûr uzun deneyimlerin sonucunda gelişen ve birazcık da meşakkatli bir geçişin ürünü olarak oluştu. İlk defa bir bütün olarak müzikal deneyimlerimi, teknik ve ruhsal yapısını birlikte yürüttüğüm her şeyi ile kendi kararlarımdan oluşan bir çalışma oldu. Siz de belki takip edebilmişseniz eğer geleneksel Kürt müziğini dünyada birçok usta müzisyenlerle yorumlamaya çalıştım ve sayısız sahnelerde yer aldım, bunlar da çok şey katkı ve özgüvenimi artırdı. Kürt müziğinin modern çağa nasıl uyarlanacağı veya aktarılacağı ile ilgili tecrübelerimi artırdı. Elbette ki bu tecrübelerden önce de az çok bu tür arayışlarım ve çabalarım her zaman vardı, sadece pratiğe geçirme yöntemlerinin gelişmesi lazımdı. İşte her şeyiyle tek başına sırtladığım bu çalışma önemli bir başlangıç ve fırsat oldu. Bu süreç üç yıl devam etti, iki kez stüdyo kaydı oldu. Farklı ustalar müzisyenlerle inanılmaz çok güzel kayıtlar yaptık fakat geleneksel yapısını korumak her şeyden daha önemliydi. Çabam kendi bağlarımızı tutmak, korumak, toplumumuzun da müzik kalite ve değerlerini yükseltip çoğaltmaktı. Bunu yapmak, korumak zorundasınız. Caz ve klasik müzikten gelmiş batılı müzisyenlere teknik olarak bunları aktarmak hiç zor değil fakat bunun ruhsal, karakteristik dinamiklerini açıklamak, duygusunu doğru yakalamak epeyce bir zaman gerektiren bir şey. İşte bendeki zaman alan kısmı buydu. Yani her tonu ile boncuk boncuk tespih çeker gibi aktardım, açıkladım.

Zaman, çağımızda önemini çok hissettirse de teselli kavramı unutulmaya yüz tutmuş bir şey. Siz de tam da burada ‘zamanın tesellisi’ anlamına gelen Hedûr’u seçmişsiniz. Ne dersiniz zaman ve teselli kavramları için?

Benim için zaman bir bütün olarak yaşamdır. Yaşam, doğa, insan, umut birbiriyle çok bağlantılıdır. Teselli ise yaptıklarımız veya yapacaklarımızdır. Önemli olan an’a doldurduklarımız ve zamanı nasıl değerlendirdiğimizdir. Teselliniz size biçilmiş süreçteki yaratıcılığınız, aktifliğiniz olmalı teslimiyet yaratıp beklemek veya vazgeçmek değil. Hedûr bir meşgale bulmak ya da kendini bir şeylerle oyalamak, kendi iç dengeni veya huzurunu bulmak. Benim de meşgalem, tesellim, keşfetmek, uğraşmak bir şeyler yaratabilmek.

Tam da zamandan bahis açmışken siz geriye dönüp baktığınızda sanat hayatınızı nasıl görüyorsunuz? 'İyi ki yaptım dedikleriniz', ‘keşke’leriniz, başarı ya da başarısızlıklarınız… Neler var?

Zamanın gerisine bakan biri olmayı istemem. Daha çok an ve ilerisine bakacaklarımla ilgilenirim. Zamanın gerisi birazcık da zamanın kaybına yol açabiliyor. Bu yüzden başardıklarım veya başaramadıklarım ile çok ilgilenmiyorum, bunlar yapabileceklerimi manipüle edebilecek korkusu yaratmanın önünü açabilir. Herkesin ‘keşke’leri oluyordur mutlaka ama önemli olan ne kadar zaman verdiğindir. Geçen zamanın gerisi zaman kaybıdır. ‘Nasıl yaparım’ı düşünmek beni daha çok mutlu ediyor şimdilik.

KÜLTÜR BAKANI GÖRMEZDEN GELDİ

Twitter’da '#erkekleryerinibilecek' hashtagi ile kadınlar ayrımcılığı net bir biçimde dile getirdi. Bu kampanyaya farklı formlarda, LGBTİ’ler, Ermeniler, Kürtler de başlarına gelen ayrımcılıkları yazdı. ‘Kürt müziği’ özelinde sizin hiç haz etmediğiniz ayrımcı ifadeler, tanımlamalar, sorular vs. var mı? Varsa nedir?

Yani bunlar elbette saymakla bitmeyecektir, beynimizde, dilimizde, ruhumuzda her hareketimiz ve davranışımızda gördük yaşadık ve yaşıyoruz. Mesela, “Siz çok güzel söylüyorsunuz ama keşke Türkçe söyleseniz” ya da dünyanın en önemli sahnelerinde filarmonilerde programlara girebiliyorken, Türkiye’deki konser salonlarının program direktörlerinin, “Aynur’u çok seviyoruz o başka, ama işte biliyorsunuz Kürt”. Uzar gider bunlar. Unutmadıklarımdan biri, 2005’te Antalya Altın Portakal’da Kürtçe şarkı söylemiştim, davetliler çok etkilenmişti. Aralarında dönemin Kültür Bakanı da vardı. Basın, Kültür Bakanı'na “Siz bu akşam programda Kürtçe olacağını biliyor muydunuz?” diye sormuştu, bakanın cevabı ise “Bana Azerice gibi geldi” diye geçiştirmişti. Bir ülkeye ait kültürden bir parça, o ülkenin Kültür Bakanı tarafından yok sayılmıştı.

Şarkılarınızda (belki de bunu Kürtçe şarkılar için genellemek de mümkün) pek çok çiçek adı geçiyor. Kürtçe şarkı sözlerinin yahut sizin çiçeklerle kurduğunuz bir bağ var mı?

Kürt müziğinde genelde doğaya ait birçok varlığın ismini bulmak mümkündür. Doğa ile iç içe yaşamış bir halkın müziğinde çiçek, keklik, ceylan vb. isimlerin çokça yer alması doğaldır. Ben doğa ile büyüdüm kocaman dağların ve nehirlerin arasında, çocukluğumdan gençliğime geniş bir zaman dilimi geçirdim, bu yüzden hafızamda gökdelenler değil doğa yer etmiş. Kürt müziğinde ve özellikle göçebe Kürtler ülke hasretini aşklarını sevgilerini özlemlerini doğada gördükleri figürlerle çok betimlerler. Mesela Mehmet Şexo ülke ve sevgili hasretini gül ile dile getirir.

mesgalem-kesfetmek-ve-yaratmak-749724-1.
Kürt müziğinde genelde doğaya ait birçok varlığın ismini bulmak mümkündür. Doğa ile iç içe yaşamış bir halkın müziğinde çiçek, keklik, ceylan vb. isimlerin çokça yer alması doğaldır. Kürt müziğinde ve özellikle göçebe Kürtler ülke hasretini aşklarını sevgilerini özlemlerini doğada gördükleri figürlerle çok betimlerler. Mesela Mehmet Şexo ülke ve sevgili hasretini gül ile dile getirir.

KEÇE KURDAN İLE UMUTLANMAK TESADÜF DEĞİL

Albümde söz ve müziği size ait olan 2 şarkı var. 2’si için de diyebilirim ki yorumladığınız geleneksel eserlere kıyasla daha umutlu. Sizin yazdığınız şarkılar için umutlu olmak ne kadar önemli?

Umut demek, yaratıcılığın motivasyonu, yapabileceklerinin sınırlarını zorlamak demek, yaşamaya devam etmek demek. Umutlu olmak, umutlu düşünmek, umutlu konuşmak, umutlu davranmak her zaman, herkes için ilham vericidir. Bir yorganın altındaki deliklerinden gözünüze süzülen ışığı görmek gibi bir şeydir. Umut bazen hazır kucağına düşebiliyor fakat çoğu zaman kendin yaratman gerekiyor, beyin gücünü ve yüreğini kullanman gerekiyor. Dünyada sadece olumsuz ve kötü şeyler olmuyor bir o kadar da güzel şeyler oluyor, bunu unutmamak gerek. Üstelikte bizim gibi ezilmiş halkların yaşam gücüdür, bu yüzden yaptıklarım ve yapacaklarımdan umutlu olmak beni güçlendiriyor sınırlarımı zorluyor. Yoksa hepimiz aynı kısır döngü içerisinde depresyona gireriz. Kadınların Keçe Kurdan’ı dinleyip umutlanması bir tesadüf değildir.

Siz müzik formları arasında pek çok yenilik deniyorsunuz. Bir yere sıkışıp kalmadığınız aşikâr. Nasıl bir arayış içerisindeniz?

Müzikal arayışlarıma, iç arayışlarım yön veriyor aslında. Doğadaki, yaşamdaki ve insandaki ortak bağları hissetmek beni çok daha güçlendiriyor. Kör kuyuya dönüştürülen dünyanın karanlık yüzlerini yırtıp aydınlık yüzlerine sarılabilmek, gerçek doğamızın adaletini kavrayabilmek, kendi egolarımızdan tamamen kurtulabilmek gibi arayışlar sanırım müzik ile çok daha hafifletici ve ön yargısız gelişebiliyor. Bazen odaklandığınız bir fikir tüm ezberinizi bozabiliyor. Kesin bir şeyler söylemek çok zor fakat pratiğe bir şeyler geçtiğinde rota birazcık belli olabiliyor. Yani bende süreç ve hissiyat ile tamamlanıyor spesifik bir tarza yoğunlaşıp belirlemek ile olmuyor.

***

Hüseyin Erdem kıymetli bir hazine

Hüseyin Erdem’in albümdeki katkıları çok büyük. Nasıl anlatırsınız Erdem’i?

Benim hayatıma girmiş en duygusal, hassas, sevgi dolu dost canlısı pamuk kalpli birisidir. Çok tatlı ve çok güzel sohbetlidir. O bir şeyleri yaparken en güzel ve doğru şekilde nasıl yapılır üzerine inanılmaz enerji harcayan kafa yoran biridir. Kendisi Kürt müziğindeki derlemeleri yorumlama ve koruma ile bir ömür geçirmiş. Aynı zamanda Türkçe halk deyişlerini, beyitlerini de bu denli titiz sahiplenmiştir. Birçok kişiye kapılarını açmış yüreğini koymuş birisidir. Sümeyra Çakır, Ruhi Su, Hasret Gültekin, Şivan Perwer ve daha niceleri. Aynı zamanda Köln Üniversitesi’nde Kürdoloji bölümünde birçok öğrenci yetiştirmiş ve Kürt Pen’in öncülüğünü yapmıştır. Kürtlerin en aydın entelektüel değerli isimlerinden biridir. Hüseyin Erdem çok kıymetli ve değerli bir hazinedir.

Karantina günleriniz nasıl geçti?

Ben bu süreci maalesef kendi evimde, normal düzenimde geçirmedim, turne ortasında İstanbul’da kaldık, dolayısıyla olanaklarım biraz kısıtlıydı ama annem ve babam ile zaman geçirme fırsatım oldu, uzun zamandır yapmaya fırsat bulamadığım bir şeydi.

Gelecekte planlarınız arasında neler var?

Başladığım ama durdurduğum çalışmalarımı bitirmek ve var olan ama kayıt altına alamadığım yeni müziklerimi kayda geçirmek, şimdilik kısa vadeli planlarım bunlar.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız