birgün

27° PARÇALI AZ BULUTLU

SPOR 03.07.2020 04:00

Mesut Bakkal’ın itirafı, TFF ve BJK’nin çıkarları

Teknik direktör Mesut Bakkal’ın yapmış olduğu teşvik şikesi ve doping itirafını TFF ‘iddia’ olarak kabul edip soruşturma açmadan, zaman aşımı ile o dönemde teşvik priminin suç olmaması üzerine olayı kapatmaya karar verdi.

Şimdi ortada ‘itiraf’ var, ama TFF buna ‘iddia’ diyor…

Federasyonlar birer sivil toplum kuruluşudur. Bu kimliği belirtmekte yarar var ki kamuya hizmet ettiğinin farkına varsınlar. Yani burada şirket yönetir gibi karar alıp sonuçlandıramazsınız. Eğer ortada bir itiraf var ise, bunu kamu yararına olacak şekilde soruşturmaya tabi tutup sonrasında karar verilmelidir.

İşleme hiç konulmadan zaman aşımı kavramının soruşturmaya mahal vermemek için kullanılıyor olması evrensel hukuka aykırı değil midir? Kaldı ki ortada net bir itiraf var. TFF’nin ahlaki sorumluluğu, hukuki süreç ile beraber ahlaki bir düşünce ile kamu yararına açılması gereken bu soruşturma ile olayı kayıt altına alınmasını ve örnek teşkil edebilecek bur kurguyu ahlaki açıdan değerlendirip karşılık bulmasını zorunlu kılar.

Ama doping ile ilgili suçlamalar gerçek anlamda cezai işlem içinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Bunun zaman ile ilgili cezai düşmesi söz konusu değildir. Dopingden dolayı, olimpiyat ve dünya şampiyonalarındaki madalyaların geri alınması ile ilgili yasal sürecin bir sınırı ise soruşturma sonrası işlemesi gerekir ki alınan karaların hepsi bu yöndedir.

Diğer bir husus da Beşiktaş yönetiminin alacağı tavırdır.

Çünkü burada da kamu yararına bir anlayış söz konusudur.

Beşiktaş Kulübü, kamu denetimini sağlayacak şekilde tüm olayı açıklığıyla ortaya döküp, tüm kulüplere örnek olacak bir şeklide sonuçlanmasını sağlayıp, sürecin hukuki, ahlaki ve etik değerinin korunması açısından bir değer yaratmak zorundadır.

Şampiyonluğun geri alınmasından daha önemli olan, kulüp misyonunun bu ahlaki sorumluluğu Beşiktaş’a buna mecbur kılmasıdır.

İç hukuk yolları tükenirse CAS, WADA başta olmak üzere, süreci buralara taşıyarak sonuna kadar takip edilmesi gerekir.

Ama, Beşiktaş’ın Fulyadaki çıkarları için Çağlayan Adliyesine gitmekte zorlanan Beşiktaş’ın şu andaki yönetimi bu süreci yönetebilir mi? Onu bilemiyorum…

‘Güçlü Başkan’ olarak başkan seçildikten sonra, sorunları çözümü için ortaya koyacağı stratejiler tüm Beşiktaşlılara ‘evet’ dedirtebilecek şekilde belirlenmesi gerekirken, henüz bu konuda da yol alınmış değil.

‘Güçlü başkan’ olarak gelip, işleyişin elektrik faturalarına kadar indirgenmesi haliyle büyük hayal kırıklığına neden oldu.

Diğer beklentiler ise, Fulya Davası dahil Fikret Orman’dan hala hesap sorulmaması. Beşiktaş Futbol A.Ş genel kurulu toplantısında görüşülen 01.06.2018 – 31.05.2019 dönemi için 305 milyon 711 bin 408 TL zarara karşılık, Fikret Orman’ın oy çokluğuyla ibra edilmeme kararına karşın hala dava açılmadı.

Ahmet Nur Çebi’nin “Kulübün 95 milyon dolar zararı var” dediği Fulya Davasında, Orman’ın, davanın kesinleşip sonuçlanması ardından kazanılmış davayı temyize götürerek, kulübü yaklaşık 100 milyon dolar zarara uğratmasının hesabını mutlaka sorulması gerekir. Başkanın başta almış olduğu tavrın arkasını getirmesi bekleniyor.

Ve 2012 yılında göreve gelen Orman yönetimi “Hesap soracağız” sloganı sonrasında, denetleme şirketi Ernst and Young’ın raporunun açıklanmaması ve Orman’ın bu raporu kapatmaya çalışması hafızalardayken, dernek ve AŞ de ibra edilmeyen Demirören için genel kuruldan dava açma yetkisinin kullanılmaması da gündemdedir.

Yıldırım Demirören Del Bosque’nin görevine son verirken “Beşiktaş tazminat ödemeyecek, aksine alacaklı çıkacak” diyerek hem Beşiktaşlıları hem de AŞ deki hisse sahiplerini ve yatırımcıları yanıltması ve kulübü 8 milyon Euro zarara uğratmasının hesabı da sorulması gerekirken yeni denetleme raporunu beklemek ne kadar doğru?

AŞ başkanı Erdal Torunoğulları bu parayı tanzim edip kasaya koymak zorundadır.

“Hesap soracağız” diyerek göreve gelen ‘Güçlü Başkan’ Ahmet Nur Çebi ile yönetim kurulundan beklentiler bunların olması ve hala bir işlem yapılmaması, işte Mesut Bakkal’ın itiraflarını takip edip etmemeyle ilgili tereddüt yaratmaktadır.

Tüm bunların aşılıp bir yola girilmesinin en önemli aşaması sanırım şu ‘elektrik faturası’ olacak.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız