Google Play Store
App Store

19’uncu Metin Altıok Şiir Ödülü, “Paralize Zaman Diyalogları” adlı kitabıyla, Şair Elçin Sevgi Suçin’e takdim edildi. Ses Tiyatrosu’ndaki törende, şiirin toplumsal bir sorumluluk ve direniş biçimi olduğu vurgulandı.

Metin Altıok Şiir Ödülü: Şiir ve direnç

Deniz Burak BAYRAK

Türk şiirinin ve aydınlanma mücadelesinin sembol isimlerinden Metin Altıok’un anısını yaşatmak amacıyla düzenlenen Metin Altıok Şiir Ödülü, 19’uncu kez sahibini buldu.

Pazartesi akşamı tarihî Ses Tiyatrosu’nda gerçekleştirilen tören, şiirseverlerin, aydınların ve sanat dostlarının katılımıyla âdeta bir vefa ve dayanışma gecesine dönüştü.

Bu yılki ödül, “Paralize Zaman Diyalogları” adlı 4’üncü şiir kitabıyla Elçin Sevgi Suçin’e takdim edildi. Suçin, törenle birlikte Gülten Akın ve Birhan Keskin’in ardından bu ödülü kazanan 3’üncü kadın şair olma unvanını da taşıdı.

Ses Tiyatrosu’nda düzenlenen tören, toplumsal duyarlılığın ve şiirin iyileştirici gücünün konuşulduğu bir buluşmaydı.

Törene; Metin Altıok’un kızı, BirGün yazarı Zeynep Altıok Akatlı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, Beyoğlu Belediyesi Başkanvekili Sefer Karaahmetoğlu, İBB Kültür Daire Başkanı Volkan Tolga Aslan, yazar Adnan Özyalçıner, tiyatro yönetmeni oyuncu Orhan Alkaya, 3ski EMEP Genel Başkanı Levent Tüzel, Sol Parti MYK Üyesi Alper Taş katıldı.

SANATLA SESLENMEK DİRENMEKTİR

Zeynep Altıok Akatlı, konuşmasında babasının düşünsel ve insani niteliklerini, 33 yıllık adalet mücadelesi ve toplumsal sorumluluk ekseninde anlattı. Konuşmasında şu değerlendirmelere yer verdi: “19 yıl bir ömür gibi. Sivas Katliamı’nın ardından yürüttüğümüz 33 yıllık adalet mücadelesine baktığımızda, o daha uzun bir ömür. Ben artık Metin Altıok’tan yaşlıyım ama onu bu ödülle birlikte şiirle, sanatla yaşatıyoruz. Gezi Direnişi zamanında Metin Altıok Şiir Ödülü’nü tam o güne denk geldiği için ‘Metin Altıok yaşasaydı mutlaka Taksim’e giderdi’ diyerek iptal etmiştik.”

Altıok Akatlı, babasının dünyaya bakışını ve kendisinin bu mirası sürdürme gayretini şu sözlerle detaylandırdı: “Metin Altıok hümanist bir insandır, şiirinden anladığımız gibi. Büyük bir kalpti, duygusunu her zaman başkaları için yaşayan, bunu paylaşan, toplumsal duyarlılıklara kulağı kapalı olmayan, iyi bir sosyalist, devrimci, sahici bir aydındı. Sorumluluk taşıyan bir kişiydi. Ben de onun kızı ve siyasetçi olarak, aynı duyguyla beni yetiştiren babam ve annem Füsun Akatlı’dan aldığım elle bu anlayışı sürdürüyorum.”

Ayrıca günümüz koşullarına vurgu yaparak dayanışmanın öneminin altını çizen Altıok Akatlı, “Bu kadar zor zamanlardan geçtiğimiz dönemlerde dayanışmaları ve yükselttiğimiz sesleri ayrıca kıymetli buluyorum. Kültürsüzleştirilen bir toplumda sanatla seslenmek, direnmek benim için ayrı bir değer taşıyor” dedi.

YAŞAM SEVİNCİ VE HÜZÜN

Mahir Polat ise konuşmasında yaşam sevinci ve hüzün kavramlarını şiir üzerinden ele aldı. Polat, Cemal Süreya’nın Metin Altıok’u “hüzün şairi” olarak tanımlamasına atıfta bulunarak, hümanizmin ve yaşama değer vermenin altını çizdi: “Çok hüzünlü bir yaşam yaşanırken bile yaşam sevinci yüksek olabilir. Çünkü hüzün bir taraftan sanki hayattan alınamayan bir tepki. Yani hüzün aslında yaşama sırt dönme değil de yaşama değer verme gibi…”

YAZMAK BENİM İÇİN SORUMLULUKTU

Törende jüri adına konuşan ve ödülün geçen yılki sahibi olan Orhan Alkaya, Elçin Sevgi Suçin’in şiir dünyasını, “Elçin Sevgi Suçin, ‘Paralize Zaman Diyalogları’ ile tutarlı ve özgün şiirini var oluşun derinliklerinde geliştiriyor. Benliğin çoğullaştığı bir arayışın inatçı ve zarif kazıcısı yahut içinden geçtiği zamanın en ücra ayrıntılarını bulup çıkarmaya adanmış bir hafıza mühürleyicisi diyebiliriz” diyerek özetledi.

Etkinlikte en son tutuklanan Birgün gazetesi muhabiri İsmail Arı da unutulmadı. Bir zamanlar Diyarbakır zindanlarında, Bursa Cezaevi'nde, Mamak'ta yazılan dizelerin bugün başka hücrelerde yankılandığı belirtilen açıklamada şu görüşlere yer verildi:

"Hak arayanlar, başkalarının haklarına sahip çıkanlar, emeği savunanlar, doğayı koruyanlar ve yaşamı önceleyenlerin özgürlüğünü kısıtlayan akıl bilgiden çekinir. Aydınlanmaya, paylaşmaya, gelişmeye kapalıdır. Gerçekleri açığa çıkaran, bilgiyi aktaran gazeteciler o yüzden hep hedefteler. En son tutuklanan gazetecilerden biri İsmail Arı. Tutuklu gazeteciler çoğaldıkça gerçeğin aynası sır tutar. Ama şiir o aynayı ışıkla menevişler, yakamozlar. Gizlenen gerçek, taş duvarda oynaşır, bir çatlak bulur kendine ve dışarı sızdığında güneşe karışır."

YAZMAK BU DÜNYANIN BANA YÜKLEDİĞİ SORUMLULUK

Ödülü Sefer Karaahmetoğlu’nun elinden alan Suçin, konuşmasında yazma eyleminin kendisi için bir zorunluluk olduğunu ifade etti: “Ödülü alırken bir başarının değil, zorunluluğun kürsüsünde durduğumu hissediyorum. Çünkü yazmak benim için hiçbir zaman bir tercih olmadı. Yazmak, içinde yaşadığımız dünyanın, daha doğrusu içinde kalmaya zorlandığımız bu dünyanın bana yüklediği sorumluluk oldu bugüne değin.”

19’uncu kez verilen ve edebiyat dünyamızın en köklü geleneklerinden biri olan Metin Altıok Şiir Ödülü, bu yıl da şiirin inceliğini, hüznünü ve direncini geleceğe taşıyan bir köprü oldu.

Seçici Kurul: Doğan Hızlan, Hilmi Yavuz, Eray Canberk, Ali Cengizhan, Latife Tekin, Haydar Ergülen ve Orhan Alkaya.