birgün

29° AÇIK

DÜNYA 22.12.2019 08:19

Mezarlığa yaklaşınca çalınan ıslık: Kanal İstanbul

Saray rejimi çok korkuyor. Çünkü iktidarlarının gümbürtüyle çökmekte olduğunu, işlerinin bittiğini anladılar. Zaten fazlasıyla sorunlu olan gerçeği değerlendirme yetileri bu korku yüzünden iyice bozuldu. Son günlerde iktidarın Muaviye’ye mezarında “1350 yıl sonra beni doğru anlayan birileri çıktı” diye sevinçten takla attıran Emevi dinciliği aşkı, BirGün ve diğer muhalif medyaya artan baskı, artan kayyum atamaları, yurtdışında yeni macera (bela) arayışları canhıraş iktidarda tutunabilme çabası olarak görülebilir. Yani rejim mezarlığa iyice yaklaştı ve korkusunu bastırmak için gittikçe daha yüksek sesle ıslık çalıyor. Bir panik halinde dillendirip durdukları (hayali-fantastik) “Kanal İstanbul” projesi de ıslık çalmaktan başka bir şey değil. Bu hayali proje hakkında 31.07.2019 tarihinde “Avrupa’nın doğu sınırı” başlıklı bir yazı yazmıştım. Son günlerde Çin’in adı bu projeyle tekrar anılmaya başladığı için yazıyı biraz değiştirerek aşağıda tekrar yayınlıyorum.

Son Çin gezisinde RTE, “Kanal İstanbul’un yapımı noktasında Çinli dostlarımızla görüşmeler yapmak suretiyle…” gibi bir şeyler söyledi. Çinliler kibar insanlardır.

Hayır demeyi sevmezler hatta beceremezler. Diplomasi dilleri daha incelikli ve yapıcıdır. O ucube proje için “Görüşelim” demişlerse tek nedeni budur. Daha önceki bir yazımda da belirttiğim gibi, o doğa katili projeyi finanse etmek Çin için sorun sayılmaz. Lakin soru şu: Çin, kendisi için uzun vadeli bir stratejik değeri olmayan, iktidara ve yanaşmalarına rant yaratmak ve kamu kaynaklarını yağmalamaktan başka hiçbir amacı bulunmayan bir akla ziyan projeye neden finansman sağlasın? Bu bir tek durumda mümkün olabilir: Çin’in elde edeceği uzun vadeli ciddi stratejik çıkarlar, ayrıcalıklarla. Yoksa bu haliyle, bu projeye metelik vermez. Halkın karşı olduğu ve sanırım çevre ülkelerin de büyük tepkisini çekecek olan böylesine akıl dışı bir işe bulaşacaklarını hiç sanmıyorum. Diğer taraftan, çevrecilik şampiyonluğu hazırlıkları yapan Çin, bu doğa katliamına bulaşırsa kendi kendini yalanlamış olur.

Çin’in (altyapı firmalarının) yurtdışında yürüttüğü projeler hakkında ilk bilmemiz gereken, (genellikle) hazır projelerin müteahhitlik işlerini yapmadıklarıdır. Bunun yerine, projeleri kendileri hazırlar ve onaya sunarlar fakat üstünde ciddi değişiklikler yapılmasına pek izin vermezler. Varsayalım ki bu işe bir şekilde bulaştılar. Bu durumda (1) Çin’in diğer ülkelerde yürüttüğü projeler için sağladığı finansmanın (faiz + açılan krediyle Çin’den makine-ekipman alımı da düşünüldüğünde) çok pahalı bir kredi olduğunu anlayabilen, (2) ödenemeyen kredilerin peşi sıra nelerin gelebileceği hakkında fikri olan ve (3) Çin’in finanse ettiği yurtdışı projeler için sözleşmede mutlaka “Anlaşmazlık durumunda yetkili mahkemeler Pekin’deki filanca mahkemeleridir” maddesinin yer aldığını bilen var mı? Son olarak, Çin için Batı -özellikle Avrupa- ile dengeli ilişkilere sahip ve ‘güvenilir’ bir Türkiye anlamlıdır. Neredeyse tüm dünyayla kavgalı ve artık ilişkileri düzeltebilme kapasitesi de olmayan, güvenilmez, dışlanan; bölgesinde ise bir nefret objesine dönüşmüş, kurumları çökmüş (eski diplomat dostum Hua’ya göre “Devlet olma iddiası boşa çıkmış/iddiasından vazgeçmiş”) bir yerin Çin için de pek bir anlamı yoktur. Bir de “İflasın eşiğindeki bir ekonomiye kim o kadar büyük bir kredi açar?” sorusu var ki, buna da (yalan üretmekten zaman bulabilirlerse) ekonomi yönetimi cevap versin.

Bence, kanal açarak ülke kaynaklarını yağmalamanın kara kalabalığı efsunlayan bir (demagojik) getirisi de olmalı. Örn, “Yedi düvele karşı kazmayı vurup Avrupa’nın doğu sınırını değiştiren dünya şeysi” olmak gibi… Fakat burada ufak bir pürüz var: Bu sınır değişikliği için boğazın doldurulması gerekir. Üstüme vazife değil ama bu konuda bir önerim var: Çıkan hafriyatı boğazı doldurmak için kullanabilirler. Üstüne de birkaç büyük cami dikerlerse Kanal yağmasından kazandıkları tonlarca günahtan arınmış olurlar. Gerçi günah (siyasal) İslamcıların korktuğu bir şey değil; arınmasalar da olur…

cukurda-defineci-avi-540867-1.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol