Migros depo işçileri direnişin 12. gününde: "Alın terimizin karşılığını istiyoruz"
Kar, kış demeden 12 Migros deposu önünde mücadelelerini sürdüren yaklaşık 5 bin depo işçisi, talepleri için direnmeye devam ediyor. İşçiler, direnişe artan desteklerle birlikte haklarını alana dek mücadelenin kararlılıkla süreceğini söyledi. Emekçilere verilen destekler ise her geçen gün artmaya devam ediyor. Esenyurt Depo önünde direnişe omuz veren SOL Parti İl Sözcüsü Aydın, “Bu mücadelenin kazanıma ulaşması için tüm desteği seferber edeceğiz. Birleşe birleşe kazanacağız” dedi.

Ebru Çelik
ebrucelik@birgun.netMigros depolarında çalışan yaklaşık 5 bin işçinin yaktığı direniş ateşi, desteklerle büyümeye devam ediyor. İşveren baskısı, polis müdahalesi ve bu soğuk kış mevsimine rağmen ülke genelindeki 12 depoda mücadelelerini kararlılıkla sürdürüyor. Esenyurt deposunda Migros emekçilerinden direnişerini ve mücadelelerini dinledik.
İşçilere desteğe gelen SOL Parti İl Yönetimi, Tüm Emeklilerin Sendikası ve Türkiye İşçi Partisi Esenyurt İlçe Yönetimi’nin ziyaretinde, destekçiler “Migros işçileriyle el ele, birlikteyiz. Depo işçilerinin mücadelesi, tüm işçi sınıfının mücadelesidir” diyerek işçilerin haklı taleplerinin en kısa sürede yerine getirilmesi için çağrı yaptı.
"HAKKIM OLANI İSTİYORUM"
5 yıldır Migros deposunda çalışan Cavit Küçük, çalıştığı süre boyunca çok haksızlığa ve mobbinge maruz kaldığını söyledi. İki çocuk babası Küçük, üniversiteye hazırlanan bir oğlu olduğunu ve şu an işsiz kalarak eğitimi konusundaki endişelerini paylaştı. Küçük, “Bankalara borcum var, icralık durumdayım. Haksız yere işten çıkarılmam beni tamamen kilitledi. Hakkım olanı istiyorum. Yasalara sığınıyorum ama yasalar bize karşı işletiliyor” dedi.
“Devlet mercilerinden yardım bekliyoruz. Bunun artık sağı solu kalmadı. Biz halk olarak onları oraya getirdiysek, bize sahip çıkmalarını istiyoruz. Evde çocuklarım benden bir çözüm bekliyor” diyen Küçük, konuşmasına şu şekilde devam etti: “Bize sahip çıkılmasını istiyoruz. Biz vatan haini değiliz, emekçiyiz. Bu şirketlere para kazandıran bizleriz. Onları bu noktaya getiren de biz olduk. Biz mucize istemiyoruz, maaşımıza makul bir artış, sosyal haklarımız ve çocuklarımıza insanca bir gelecek bırakabileceğimiz bir yaşam talep ediyoruz.”
"KADIN İŞÇİLER İÇİN DİRENECEĞİM"
Greve çıkan kadın işçilerden Gülbahar Sağban ise depo içerisinde iş yükünün ve mobbingin çok yaygın olduğunu söylerken en çok hissedenler kadın işçiler olduğunu belirtti. Sağban, şu an depolarda işsiz kalmaktan, baskıdan korktukları için greve çıkamayan kadın işçiler adına da mücadele ettiğini kaydetti. Depo emekçisi, konuşmasına şöyle devam etti: “Kadın çalışanları hiçbir şekilde istemiyorlar. Zaten ilk gözden çıkarılanlar da kadınlar oldu. Grevde olan altı kadın vardı, hepsini aynı gün işten çıkardılar. Çok sayıda grevci olmasına rağmen özellikle seçili kişileri işten çıkardılar. Bu açıkça gözdağı verme, bizi yıldırma çabası. Ama yıkılmayacağız. Buradayız.”
"İŞÇİLERİN DİRENİŞİ ZAFERE ULAŞACAKTIR"
Yalnızca emeğinin karşılığını almak için mücadelelerini sürdürdürdüklerini kaydeden depo işçisi Serkan Çelik, “Alnımızın terinin karşılığını istiyoruz. Bundan daha açıklayıcı bir ifade bulamıyorum” dedi. Mücadelelerine ülkenin dört bir yanından verilken desteğin, direniş ateşini daha da harladığını belirten emekçi, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “İzlediğimiz yol doğru ve yasal. Ancak yasalar bizim aleyhimize kullanılıyor. Gözaltı ve baskılarla bizleri yıldırabileceklerini sanıyorlar, yanılıyorlar. Migros bu kadar işçiyi, bu kadar yurttaşı karşısına alabiliyorsa, sonuçlarına da katlanmalı. İşçilerin direnişi her zaman haklı zafere ulaşacaktır çünkü.”

"BİRLİKTE MÜCADELE EDERSEK KAZANIRIZ"
İşçilerden Adnan Çiftçi ise kar, kış, yağmur demeden mücadelelerini kararlılıkla ve coşkuyla devam ettireceklerini belirterek konuşmasını şu ifadelerle sürdürdü: “Beş yıldır bu iş yerinde çalışıyorum. Bu kadar yılın ardından az da olsa bir zam istedik, insanca geçinebileceğimiz, daha düzgün bir maaş talep ettik. Buna rağmen işten çıkarıldık. 13 gündür buradayız, 13 gündür kapıdayız. Polisler, çevik kuvvet sürekli burada, patronun yanında. Dün yağmurdan korunmak için bir tente kurmak istedik, ona bile izin verilmedi. Buna rağmen buradayız ve burada kalmaya devam edeceğiz. Biz direnerek kazanacağız.”
Gelen desteklerin işçilerin direnişini çok etkilediğine vurgu yapan emekçi, konuşmasını şu ifadelerle sonlandırdı: “İşçi sınıfının, sendika ve siyasi partilerin yanımızda durmaları bizim için çok kıymetli. Maddi destekten ziyade, burada bulunmaları, dayanışma göstermeleri bize güç veriyor. Başka iş yerlerinde direnen işçi arkadaşlarımıza da seslenmek istiyorum: Sonuna kadar haklarını arasınlar, bırakmasınlar. Hep birlikte mücadele edersek kazanırız. Direne direne her zaman kazanacağız.”
***
Diğer yandan işçilere dayanışma ziyaretleri de devam etti. SOL Parti İl Yönetimi, Tüm Emeklilerin Sendikası ve Türkiye İşçi Partisi Esenyurt İlçe Yönetimi işçileri ziyaret edenler arasındaydı.
"BU DİRENİŞ YALNIZ DEĞİLDİR"
SOL Parti İl Sözcüsü İbrahim Aydın, ziyaret sırasında yaptığı açıklamada, ülkede yaratılan ekonomik ve siyasal krizin, iktidar eliyle emekçilerin üstüne yıkıldığını söyledi. Aydın, “Enflasyon yüzde yüzün üzerine çıkmışken işçilere bugün yüzde 27–28 arasında zam teklif edilmektedir. Oysa Türkiye’nin kaynakları sermayeye aktarılmakta, ezilenler ve emekçiler ise açlığa ve sefalete mahkûm edilmektedir” dedi.
Aydın, depo işçilerinin başlattığı direnişin ve farklı sendikaların, farklı bölgelerde emekçilerin sürdürdüğü mücadelenin, sermaye politikalarına karşı Türkiye’deki devrimcilere, demokratlara, emekçilere ve tüm halklara umut vadettiğini kaydederek “Bu nedenle Migros depo işçilerine teşekkür ediyoruz. Bu direniş yalnız değildir” diye ekledi.
"BİRLEŞE BİRLEŞE KAZANACAĞIZ"
Aydın açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi: “Ezilenler ve emekçiler sefalet ücretlerine mahkûm edilirken bankalar yüzde yüz kâr açıkladı. Bugün burada bulunduğumuz Migros’un patronu yüzde yetmişin üzerinde kâr açıkladı. Peki, işçilere ne teklif etti? Yüzde 28. Bu yazıktır, günahtır. Bunca kâra, bunca sömürüye rağmen, işçilerin kanı ve canı üzerinden elde edilen sermaye işçilerle paylaşılmamakta, ceplerde tutulmaktadır. Bu nedenle bu direniş sonuna kadar haklıdır. Bu arkadaşların direnişi meşrudur ve ne olursa olsun yanlarında olmaya devam edeceğiz. Ortada astronomik talepler yoktur. Bunu herkes görüyor, Türkiye görüyor. Sonuna kadar mücadele ettiğiniz sürece biz de sonuna kadar maddi ve manevi yanınızda olacağız. Türkiye’de emekçileri destekleyen bütün kurumlar ve kişiler, devrimciler, demokratlar ve sosyalistler sizin yanınızda olacaktır. Elimizden gelen her türlü maddi ve manevi desteği seferber edeceğiz. Birleşe birleşe kazanacağız.”

"ÖRGÜTLENMEK İŞÇİLERİN HAKKIDIR"
Bir başka önemli sorunun Türkiye’de sermaye grupları sendikalaşmayı engellemeye çalışması, buna direnemediği noktalarda ise işçilere kendi sarı sendikalarını dayatması olduğunu belirten Aydın, “Bugün Migros depo işçilerinin karşı karşıya kaldığı temel sorunlardan biri de budur. Bu, 19. yüzyılın vahşi kapitalizminin bir uygulaması, mafyatik sendikacılığın yeniden vücut bulmuş hâlidir. İşçiler bunu haklı olarak reddetmektedir” dedi.
Aydın’ın konuşması şu sözlerle sona erdi: “İşçilerin istedikleri sendikayı seçme ve tercih etme hakkı vardır. Bu hak sonuna kadar meşrudur ve biz de bu hakkı sonuna kadar destekleyeceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz. Her koşulda direnen işçilerin, depo işçilerinin ve tüm emekçilerin yanında olacağız. Dayanışmamızı sürdüreceğiz. Bunun özellikle bilinmesini istiyoruz. Birleşe birleşe kazanacağız. Tek adam rejimine ve sermayeden yana politikalara karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.”
KRİZİN YÜKÜ İŞÇİ SINIFINA YIKILMAKTA
“Migros depo işçisi ve emekliler el ele” diyen Tüm Emekliler Sendikası İl Sözcüsü Metin Tekiz ise destek ziyaretine geldikleri Esenyurt Migros Depo İşçilerine şu şekilde seslendi: “Türkiye’de emekçiler düşük ücret, güvencesiz çalışma, taşeronlaştırma ve sendikasızlaştırma politikalarıyla yoksulluğa mahkûm edilmektedir. Bu emek karşıtı düzenin en ağır biçimde uygulandığı alanlardan biri lojistik ve depo işkoludur. Migros depolarında çalışan işçilerin ağır çalışma koşulları, uzun mesailer, düşük ücretler ve sendikal baskılar karşısında sürdürdüğü direniş, bu düzene karşı meşru ve haklı bir emek mücadelesidir. Zincirin bel kemiği olan depo emekçileri, yarattıkları değerden pay alamamakta, krizin tüm yükü işçilerin sırtına yıkılmaktadır.
Biz emekliler çok iyi biliyoruz ki bugün güvencesiz ve düşük ücretle çalıştırılan işçiler, yarın yoksulluk koşullarına mahkûm edilen emekliler haline getirilmektedir. Bu nedenle Migros depo işçilerinin mücadelesi yalnızca bugünün değil, yarının da mücadelesidir. İşçilerle emeklileri karşı karşıya getiren değil, aynı sömürü düzenine karşı aynı safta buluşturan bu mücadelede, Migros yönetimini depo işçilerinin meşru ve haklı taleplerini derhal karşılamaya, baskı ve yıldırma politikalarına son vermeye çağırıyoruz.”


