Google Play Store
App Store

Mimar Sinan’ın 461 yıllık tarihi Uzun Kemer’i ve çevresindeki su havzasının yapılaşmaya açılması Kuzey Ormanları Savunması ve bölge halkı tarafından protesto edildi. Yaşam savunucuları “Tarihimiz ve su kaynaklarımız yok ediliyor” dedi.

Mimar Sinan'ın 461 yıllık eseri rant pençesinde

HABER MERKEZİ

Mimar Sinan’ın  461 yıllık tarihi eseri Uzun Kemer ve çevresindeki su havzası yapılaşmaya açılıyor. Lüks konut projesi yapılmasına karşı dava açan Kemerburgaz ve Göktürk sakinleri bugün projeye karşı eylem yaptı. Kuzey Ormanları Savunması, Kemerburgaz ve Göktürk sakinleri ile birlikte bugün Uzun Kemer’de bir araya gelerek 60 bin metrekarelik tarla alanının yapılaşmaya açılmasına dava açtıklarını duyurdu.

Kuzey Ormanları Savunması’nın yaptığı açıklamada, “İmar planlarının şehircilik ilke ve esaslarına, planlama mevzuatına ve kamu yararına uygun olması temel kuraldır. Bu nedenle imar planlarından doğrudan etkilenecek vatandaşlar olarak Danıştay’a dava açma hakkımızı kullandık. Sağlıklı ve düzenli bir çevrede yaşama hakkımız yasal düzenlemelerle korunmaktadır” denildi.

TARİHİMİZ VE SU KAYNAKLARIMIZ YOK EDİLİYOR

Savunma, koruma alanlarının daraltılmasıyla tarihi mirasın tehlikeye atıldığını belirterek, “1554-1564 yılları arasında Mimar Sinan tarafından inşa edilen Uzun Kemer, Türkiye’nin ayakta kalan en uzun kemeridir. 100 metrelik koruma bandı, yeni planlarla 25 metreye düşürülmüştür. Bu karar, hem tarihi mirasa zarar riski taşımakta hem de İSKİ tarafından koruma altındaki su havzasını tehdit etmektedir” ifadelerini kullandı.

AFET BAHANESİYLE AVM VE LÜKS KONUT

Kuzey Ormanları Savunması, rezerv alan ilanının afet gerekçesiyle yapıldığını ancak amacın farklı olduğunu vurgulayarak, açıklamanın devamında şunları söyledi: “Afet toplanma alanı ya da eğitim merkezi yaratılması gerekirken, planlarda lüks konut, işyeri ve AVM öngörülmektedir. İstanbul Valiliği Yatırım Başkanlığı’nın rant amacıyla hareket ettiği plan açıklama raporunda dahi açıkça görülmektedir. Konunun afete hazırlıkla ilgisi yoktur. Eğer bu plan uygulanırsa yalnızca bölge halkı değil; İstanbul’un tarihi, doğası ve geleceği geri dönülmez şekilde zarar görecektir. Tüm İstanbulluları ve yetkilileri bu yanlış karara karşı sesimizi duyurmaya davet ediyoruz.”