birgün

14° PARÇALI BULUTLU

GÜNCEL 09.04.2020 04:00

Modelleme

Hayat modellemelere ne kadar sığabilir ki?

Bu tür sorulara yanıtlarım hep kuşku içerir. Bilgisayara bir takım rakamlar doldurup oradan çıkan sonuçlarla geleceğe dair kesin toplumsal öngörülerde bulunmayı, belki büyük ölçüde de beceremediğimden, gündelik hayat içinde gözlemleyebildiklerimden hareketle yaptığım çıkarımlarla aynı değerde göremem.

Yine de, şu salgın günlerinde, hele de kapalılık halleri uzamakla kalmayıp daha sıkı önlemler istenir ve geleceğe dair karamsar senaryolar yazılırken, acaba yarın ne olacak merakıyla gözümü modellemelerden alamıyorum.

Günlük raporlar sunan ve benim de düzenli takip ettiğim modellemenin dünkü çıkarımları da hiç iç açıcı değildi:

“07 Nisan itibariyle yayılımda beklenmesi normal olan yeni günlük üst sınır 2 bin 418 kişi olmuştur. Bu beklenti bir önceki güne (2 bin 213) göre 205 kişilik artışı ifade etmektedir. Net hasta sayısı da 3.560 gibi beklentilerin oldukça üzerinde çıkmıştır. Hasta sayısındaki gerçekleşmeler yayılımın başından buyana sürekli beklentilerin üzerinde kalmıştır. Bu durum yayılımın gelecek günlerde artmaya devam edeceğini ifade etmektedir. Bugünkü olumsuz tablo iyileşme sayısındaki günlük düşüşte de kendini göstermektedir. 256 kişilik miktar bir önceki günden (284) daha düşüktür. Bu durumda günlük iyileşme oranı yüzde 6,58’e gerilemiştir. Bu oranın hastalığın tedavisinde çok deneyimsiz olduğumuz ilk 13 günlük orandan (yüzde 9,19) bile düşük olmasının yanında 18 Marttan itibaren son 10 günlük iyileşme ortalamasından (284) da düşük olması tedavi konusundaki sıkıntıların sürdüğünün bir göstergesidir. Düşük oranlı iyileşme eğilimi son 4 gündür 73-76 bandında hareket eden ölüm oranları üzerinde baskı yaratmaktadır. Önümüzdeki dönemde iyileşme oranlarında bir gelişmenin olmaması durumunda ölüm oranlarında bir artışın beklenmesi gerekir. Sonuç olarak; bugün ülkece verdiğimiz mücadelede beklentilere göre yüzde 32,08 oranında eksik kaldığımızı söylemek mümkündür.”

Üfffffff...

Ortada başedilmesi gereken böylesi büyük bir sorun var ve Sağlık Bakanı da her toplantı ardından kimin ne fikri, önerisi varsa dinlemeye hazırız diyor.
Anlaşılan sadece uzman hekimlerden oluşan Bilim Kurulu’ndan gelen önerilerin salgına karşı yapılacakların yalnızca bir ayağını oluşturabildiği kavrandı ki, bir de; “süreçle ilgili öngörü çalışmaları yapacak, toplumsal öneriler getirecek, toplum olarak, aile olarak, birey olarak nelerden kaçınmak gerektiğinin ötesinde bize hayatı kolaylaştıracak tekliflerde de bulunacak” Toplum Bilimleri Kurulu oluşturulmasına karar verildi.

Toplum bilimleri netameli bir konudur; siyaset ve ideolojiyle ilişkisi çok daha açık olduğundan zülfü yâre dokunmadan iki çift laf etmek ip cambazlığından zordur.

Her öneri ve fikir söylensin de, onlardan eleştirel olanları nasıl karşılayacaksınız?

Fatih Portakal, misal, Tekalif-i Milliye emirlerini hatırlatıp durmanızı eleştirdiğinde haydi savcılar göreve mi diyeceksiniz?

Bir dönem akil insan da saydığınız bir toplum bilimci, Prof. Baskın Oran, bir yayında “Erdoğan krizi yönetebiliyor mu?” sorusunu yanıtlayınca “muhbir vatandaşların” dediği gibi “firariyle program yapmış” mı olacak?

Her 100 bin kişiden 146’sının cezaevlerinde olduğu bir dünya ortalamsı varken, her 100 bin kişiden 350’sinin cezaevinde olduğu Türkiye’de, bir salgın cezaevlerinin de kapısını çalarken, herkesin yaşam hakkını savunmak gerekirken bazılarının kapsam dışı bırakıldığı bir infaz yasası didik didik edilmeyecek mi?

Öyle çok şey var ki bu sorular listesine eklenecek, demokrasimiz üzerine bir modelleme yapılsa, tablo COVID-19’dan çok daha öldürücü çıkacaktır!

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız