birgün

18° AZ BULUTLU

EKONOMİ 13.09.2020 10:21

Moody’s’den tarihin en kötü Türkiye notu

Ne 1994’te ne de 2001’de böyle not görüldü. Moody’s Türkiye’nin notunu yatırım yapılabilir seviyenin 5 basamak altı olan B2’ye düşürdü. Gelecek görünümüne de ‘negatif’ notu düşüldü. Gerekçe olarak ise ‘ödemeler dengesi krizi’nin yaklaştığı gösterildi.

Moody’s’den tarihin en kötü Türkiye notu

OZAN GÜNDOĞDU

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, 12 Eylül’ün ilk saatlerinde Türkiye’nin notunu sürpriz biçimde açıkladı. Normal şartlarda kredi notunu bu tarihte açıklaması beklenmeyen Moody’s ülke notunu B2 seviyesine çekti. 1993’ten bu yana Moody’s’den kredi derecelendirme hizmeti satın alan Türkiye, böylece tarihinin en kötü notunu almış oldu. Aynı zamanda Moody’s’in B2 notu, ülkenin yatırım yapılabilir seviyenin 5 basamak altına düştüğü anlamına geliyor.

Öte yandan ülkenin gelecek görünümü de negatife indirildi. Bu nedenle Moody’s’in açıklamaları sadece bir not indiriminden ibaret değil. Gelecek görünümünün negatif olması ise mevcut işleyişin devam etmesi halinde notun yine düşürüleceği anlamına geliyor.

Moody’s’in açıklamasının piyasaların kapalı olduğu haftasonunda olması döviz kurunda ve borsada hareketliliğe neden olmadı. Ancak piyasaların gözü haftanın ilk işlem günü olan pazartesiye çevrildi.

GELECEK NEDEN ‘NEGATİF’ GÖRÜNÜYOR?

Moody’s ülkenin gelecek görünümünü de negatife indirdi. Böylece mevcut sürecin aynen devam etmesi durumunda notun daha da aşağıya indirilmesi gündemde. Negatif görünümün gerekçeleri ise şöyle;

Türkiye’nin mali göstergeleri, önümüzdeki yıllarda beklenenden daha hızlı bir şekilde daha kötüye gidebilir.

Yetkililerin sorunlara dönük yetersiz tepkisine ilişkin aşağı yönlü riskler de Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda tam anlamıyla bir ödemeler dengesi krizi yaşaması olasılığını artırıyor.

ABD ve Avrupa Birliği ile ilişkiler ile Doğu Akdeniz’deki gerilimleri içeren birkaç cephede artan jeopolitik riskler, herhangi bir kriz için hızlandırıcı olabilir.

moody-s-den-tarihin-en-kotu-turkiye-notu-780209-1.

TÜRKİYE HANGİ LİGDE?

Moody’s’in B2 ile yatırım yapılabilir seviyenin 5 basamak altında not verdiği ülkeler şunlar:

  • Uganda
  • Tunus
  • Tanzanya
  • Sri Lanka
  • Ruanda
  • Papua Yeni Gine
  • Nijerya
  • Kırgızistan
  • Kenya
  • jamaika
  • Etiyopya
  • Mısır
  • Kosta Rika
  • Kamerun
  • Kamboçya
  • Benin
  • Bahreyn
  • Türkiye

NOT DÜŞÜRMENİN 3 GEREKÇESİ

Moody’s Türkiye’nin notunu neden düşürdü? Bunun için 3 gerekçe sıralandı:

Türkiye’nin dış kırılganlıklarının bir ödemeler dengesi kriziyle sonuçlanması olasılığı artıyor.

Türkiye’nin kredi görünümüne dair riskler artarken, ülkenin kurumları sorunların etkili bir şekilde çözümü konusunda gönülsüz ya da aciz görünüyor.

Yıllardır Türkiye’nin bir güç kaynağı olan mali tamponları tükeniyor.

ÖDEMELER DENGESİ KRİZİ NEDİR?

Moody’s raporu ülke için bir ödemeler dengesi krizi bekliyor. Peki nedir bu kriz? Ödemeler dengesi bir ülkenin dış dünya ile yaptığı tüm ekonomik işlemlerin bilançosudur. Bu bilançonun 4 ana kalemi şunlar; cari işlemler hesabı, sermaye ve finans hesabı, resmi rezervler ve net hata noksan. 4 ana kalemin tümünün açık vermesi ve bunun sonucu olarak resmi rezervlerin sert şekilde erimesi Moody’s’in kriz alarmına geçmesine neden oldu. Ödemeler dengesi krizi ise ülkenin, 1994 ve 2001’de yaşadığı gibi sert sermaye çıkışlarının ardından dış kaynak bulmada yetersiz kalmasıyla yaşanan finansal krizlere deniyor.

KOZANOĞLU: ŞAŞIRTICI DEĞİL

BirGün yazarı ekonomist Hayri Kozanoğlu Moody’s hamlesini yorumladı. Kozanoğlu’nun konuya ilişkin gazetemize yaptığı analiz şu şekilde;

Moody’s'in Türkiye’nin notunu yatırım yapılabilir düzeyin 5 kademe altına çekmesi bir yönüyle çok şaşırtıcı bulunmamalı. Çünkü 11 Eylül’de gözden geçirme yapılacağı zaten biliniyordu. Covid-19 sürecinde de Güney Afrika, Hindistan ve Lübnan’ın da aralarında olduğu çok sayıda ülkede not indirimine gidilmişti. Belki bir değerlendirme yapmadan önce kredi değerlendirme şirketlerinin temel misyonunun kreditörlere veya diğer bir ifadeyle 'finans kapitale' kılavuzluk etmek olduğunu hatırlatmak gerekir. Eğer borç verilen bir ülkede temerrüde düşerse ve rating kuruluşu gerekli uyarıyı yapmamışsa o kuruluş itibar kaybeder. Diğer taraftan notu indirilen bir ülke tıkır tıkır borçlarını öderse fatura yine yanlış muhasebe yapan ratingçilere çıkar. Kısaca bu kuruluşların tek sadakati uluslararası bankalara, hedge fonlarına, çok uluslu şirketleredir.

JEOPOLİTİK RİSKLERİN ARTMASI

Türkiye’nin haklılığı veya haksızlığı bir yana, ABD ve AB ile de dış politikada sürtüşmeler yaşaması buna bağlı olarak jeopolitik risklerin artması başlı başına bir not indirim nedenidir. Çünkü Türkiye’ye borç veren bankaların ve doğrudan yabancı sermaye yatırımı yapan şirketlerin merkezleri buradadır. İspanya, Fransa, İngiltere, Amerika, Almanya bankaları Türkiye’nin başlıca alacaklılarıdır. Hatırlayalım, 2003’te Moody’s Türkiye temsilcisi Kristin Lindow Irak işgali için tezkere geçmezse notumuzun indirilebileceği tehdidini savurmuştu. Sonunda emperyalist bir işgal söz konusuydu. TBMM’nin buna geçit vermemesi ise onurlu bir davranıştı. Ancak Moody’s misyonu gereği böyle bir uyarıda bulunmak zorundaydı.

Moody’s dış kırılganlık endeksine göre Türkiye’nin döviz rezervlerinin dış borç ödemelerini ve yabancıların döviz mevduatlarını karşılamakta yetersiz kalacağı iddia ediliyor. Haziran itibariyle Türkiye’nin 1 yıl içerisinde ödenecek 171,4 milyar dolar dış borcu bulunuyor. Bunun 46,8 milyar dolarını TL mevduatları da dahil yabancıların Türk bankalarındaki mevduatları oluşturuyor.

Türkiye’nin kurumsal yapılarının çöküş içerisinde olduğunu herkes biliyor. Son bir nokta: Türkiye’ye haksızlık yapılıyor mu? Bence yapılıyor. Çünkü farklı hükümetlerin 40 senedir çoğu zaman kendini halkının yoksulluğu karşısında ne yapıp edip dış borçlarını sadık biçimde ödemesi gibi bir sicili vardır. Hatta 2001 krizinde olduğu gibi devlet özel sektörün borçlarını dahi üstlenmiştir…

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız