birgün

17° PARÇALI BULUTLU

SPOR 12.07.2021 09:40

Mücadele rakiplerle değil eşitsizlikle

İktidarın gerici politikaları sporda da kadın ve kız çocuklarını hedef alıyor. Erkek şiddeti ve mobbinge maruz kalan Akpınar ise “Önyargıları yıkacağım ve sporuma devam edeceğim” diyor. Eşitsizliğin yeni olmadığını vurgulayan Spor Yazarı Sülüm de “Hentbol Federasyonu felaket yönetilen bir federasyon. Destek açıklamalarını samimi bulmuyorum” ifadelerini kullandı.

Mücadele rakiplerle değil eşitsizlikle

Sarya TOPRAK

Spor yapan gençler yalnızca rakipleriyle değil ülkedeki eşitsizlik ve gerici zihniyetle de mücadele ediyor. Gençleri spora yönlendirmek yerine spordan uzaklaştıran AKP iktidarı özellikle de kız çocuklarını hedef alıyor. Spora karşı olan cinsiyetçi yaklaşım, ekonomik nedenler gibi pek çok sebep gençleri spordan koparıyor. Gözyaşları içerisinde geçtiğimiz günlerde yaşadıklarını anlatan Merve Akpınar da bunlardan biri. Spor yapmak için canlabaşla mücadele eden veren Akpınar, “Başta Türkiye ve 'köyümdeki kız çocuklarının kaderini değiştireceğim ve sesi olacağım'. Hem meslek sahibi olup onu yapacağım, hem de spora devam edeceğim ki onların o ön yargılarını yıkayım. Ondan hep spora devam ettim, bırakmayı da hiç düşünmüyorum” sözleriyle ülke gündemine oturdu. Yalnızca birkaç cümle yaşadıklarını anlatarak adeta spor camiasında yaşanan adaletsizliği, gericiliği özetleyen Akpınar’ı ve eşitsizliği Spor Spikeri ve yazarı Ozan Can Sülüm ile konuştuk.

Sizin spora başladığınız dönemle kıyaslarsanız genç sporcular için imkânlar arttı denebilir mi?
Aslında Merve Akpınar olayından yola çıkacak olursak ülke coğrafyasının tamamında şartlar eşit değil. Geçmişe kıyasla şartların çok değiştiğini düşünmüyorum. Ben 15 sene önce lise takımıyla beraber ne yaşadıysam şu an spora hevesli gençlerin çoğu aynı şeyi yaşıyor. Antrenman tesisinden maç yapacak yerlere kadar ciddi imkân sorunları var. Daha da önemlisi bu yerlerin kalitesi aslında. Üst yapıda en önemli takım olan Beşiktaş şampiyonlar ligi arenasına İstanbul’da salon bulamıyor. Beşiktaş’ın altyapısı ya da Beşiktaş’ı geçtim herhangi bir okulun takımının ne kadar zor şartlarda olduğunu tahmin edebiliriz. Örneğin Bağlarbaşı Spor Tesisi vardı, benim dönemimde maçlar orada oynanırdı. Orası yıkıldı. Ve orası yıkım aşamasına gelene kadar hiç elden geçmedi. Yere çorap düşürünce tekrar giymekten imtina ederdik. Hentbolda durum bu şekildeydi. Daha prestijli okullar dahi böyle salonlar kullanırken doğuda, taşrada nasıl şartlarda olunduğunu siz düşünün. İmkânlar salon tesis açısından çoğalmadı. Görsel ve prestij anlamında çoğaldı fakat bu gençlere veya altyapıya herhangi bir şekilde yaramadı.

Merve Akpınar'ın da anlattığı üzere kız çocukları ve kadınlar spor camiasında daha çok mobbinge maruz kalıyor. Siz de bu gibi şeylere şahit oldunuz mu?
Kız çocukları ve kadınlarla ilgili olarak direkt şahit olduğumdan şeylerden öte şundan bahsetmek istiyorum; Türkiye’nin tarihe geçmiş iki kadın hentbolcusu var. İsimleri Yeliz Özel ve Yeliz Yılmaz. Parmakla sayılacak 5 tane kadın hentbolcu varsa ikisi onlardır. İmkân konusunda çok şikâyetçiler ve altyapıda erkeklere tanınan şanslarla kız çocuklarına ve kadınlara tanınan şanslar arasında çok ciddi fark olduğunu söylüyorlar. Antrenörlerin davranışlarının farklı olduğunu söylemek mümkün. Altyapılar çok erkek egemen olduğu için güvende hissetmeme hali de oluyor. Özellikle okul takımlarında çekişmeli tribünü oraya çekebilecek bir maç varsa her şey çok sert ve ofansif noktaya giden yerlere varıyor. A takım seviyesindeki bir ekiple 13-14 yaşındaki kız çocuklarının bu ofansif hali kaldırma durumu aynı olmuyor. Dolayısıyla hem altyapı antrenörlerin davranışları hem okul yöneticilerinin, hem de hentbolu yönetenlerin davranışları pek yardımcı olmuyor. Mobbing olarak tanımlamak abartılı olabilir fakat mobbinge varmadan şartların eşitsiz olduğunu söylemek mümkün. Spor ve altyapılar çok erkek egemen olduğu için kız çocuklarının yaşadıklarına kayıtsız kalma hem o dönemki spora bakışlarını hem de hayatlarının genelini ciddi şekilde etkiliyor.

mucadele-rakiplerle-degil-esitsizlikle-898009-1.
Ozan Can Sülüm - Spor Spikeri ve yazarı

Büyük spor kulüplerinin ve Hentbol Federasyonu'nun Merve Akpınar'a destek açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ne büyük spor kulüpleri ne de Hentbol Federasyonu’nun destek açıklamalarını samimi bulmuyorum. Hentbol Fedarasyonu dediğiniz fedarasyon kendi erkek milli takımının maçlarını salonda izlemeye dahi gitmiyor. Böyle bir yönetim, böyle bir başkan var. Beşiktaş hentbol takımı Türkiye’nin en başarılı takımı olarak şampiyonlar ligine gitti. Şampiyonlar liginden daha üst düzey bir organizasyon yok zaten ve bu takım İstanbul’da maçını yapamadı. Çünkü salon standartlara uygun değildi. Bunu yönetimden bilemeyiz belki Beşiktaş’tan da bilemeyiz ama sonuç olarak İstanbul’da salon bulunamadı. Federasyon bunun için bir şey yapmadı, Beşiktaş’a kimse yardımcı olmadı. Geçmişte Muratpaşa Belediyesi Türkiye şampiyonu oldu ve şampiyonlar ligine gitmek istediler. Fakat salon yine tribün eksikliği nedeniyle yeterli görülmedi. Bu 5 sene önce oluyor, bundan 2-3 sene sonra Beşiktaş da salon bulamıyor. Yani bu noktada bir şey yapmayan, imkânları iyileştirmeyen Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’dür, Spor Bakanlığı’dır. Elini taşın altına koymayan herhangi birisi sırf Merve bunları söyledi ve onlar da Merve’nin söylediklerini sosyal medyadan paylaştılar diye samimi olamıyorlar. Hem samimi değiller hem bir şey yapmıyorlar. Üst yapıya dair planı olmayan ve dokunamayan insanlar Merve’yi sadece sosyal medyada desteklemekle veya Merve’ye bir telefon etmekle kalırlar. Kız çocuklarının kaderini değiştireceğiz cümleleri bu şekilde lafta kalan şeyler oluyor. Açıklamalarda sahici olmadıkları için pratikleri hayata geçirmek pek mümkün değil. Herhangi bir pratik planları olmadığı için uygulamaya dökemezler. Türkiye’de spor herhangi bir şekilde planlı gitmediği için yani herhangi bir jenerasyonu yetiştirip milli takıma aktarma ve altyapılarda ciddi bir çabayla bir jenerasyon yakalayıp yetiştirmek gibi bir çaba olmadığı için yıldan yıla imkânlar azalıyor. Bu yüzden herhangi bir sahicilik ve samimiyet görmüyorum. Bu sebeple bir şeyin değişeceğini de düşünmüyorum.

Merve Akpınar basına yaptığı açıklama sonrasında Urfa'da okula alınmadı. Yetkililer bu konuda bir yaptırım uygulamalı mı?
Merve’nin okula alınmaması meselesi benim bildiğim kadarıyla okula alınmıyor olması değil. Mesele Merve’nin nerde antrenman yaptığını çekmek isteyen basın mensuplarının izni olmadığı için içeri alınmaması. İşin arka yüzü daha farklıysa ben bilmiyorum. İkisi de korkunç tabii. Merve basına bu açıklamaları yaptığı için alınmadıysa bu benim yorumlayamayacağım kadar rezalet bir şey. Fakat ben ikinci noktada da izin olmamasını bir yana bırakarak bu tesislerin tek tek çekilmesi gerektiğini düşünüyorum. Herkes görmeli. Biz çocuklardan, üst yapıdan sürekli gelişmelerini bekliyoruz. Başarılar getirmelerini bekliyoruz. Fakat onların ne imkânsızlıklar içinde olduğunu bilmiyoruz. Bu yüzden insanların gözünün açılması için o çekimlerin yapılması gerekir. İzin verilmeliydi. Bunun bir yaptırımı olur mu bilmiyorum. Ama hangi şekilde olduysa olsun her ikisinin de yanlış olduğunu düşünüyorum ben. Özellikle de çekim izniniz yok, buraya gelmeyin dedilerse bu daha farklı boyutta bir rezalet. İnsanların artık ne tür imkânsızlıkların olduğunu görmesi gerekiyor. Buradan doğru ya beklentileri düşürmek gerek ya da bu gençlere yardım etmemiz, tesisleşmemiz gerekiyor.

mucadele-rakiplerle-degil-esitsizlikle-898010-1.
Merve Akpınar: ​"Başta Türkiye ve köyümdeki kız çocuklarının kaderini değiştireceğim ve sesi olacağım."

Spor kulüplerinin, federasyonların, siyasilerin Merve hakkında bu kadar fazla destek mesajı yayınlamasının sebebi sizce nedir? Bu yapılar ve kişiler bu şartlarda spora erişmeye çalışan birçok kişi olduğunun zaten farkında değil mi?
Bu soru benim cevabına gülebileceğim bir soru. Hentbol Federasyonu sosyal medya hesaplarından web sitesine felaket yönetilir. Zaten genel olarak felaket yönetilen bir federasyon. Bu federasyon Merve’yle ilgili paylaşımları gururla retweet yaptı. Bu şu demek; bizim görevimiz hentbolu geliştirmek. Gençleri iyi yetiştirmek. Biz bunu beceremedik ve bu kız ağlıyor. Bu şekilde hentbol görünür oldu. Bizim yapamadığımızı bu kız yaptı. Bu acınası bir durum. Biraz daha yayacak olursak başkanların, yöneticilerin Merve’ye destek açıklamaları yapmasını bu yüzden samimiyetsiz buluyorum. İnsanlar bu eşitsizliklerin ve imkânsızlıkların yıllardır devam ettiğini görerek bir şey yapmıyor. Biri çıkıp bir şey diyor, herkes onlarca paylaşım yapıyor, destek oluyor. 1 hafta sonra ortada bir şey kalmıyor. Türkiye’de özellikle spor yöneticiliğinin problemlerinden birisi bu. Siz bir başarı kazandığınızda sizi ararlar, sizle fotoğraf çektirirler, paylaşırlar, PR yaparlar sonra ise unuturlar. Muhtemelen Merve de böyle olacak. Ben eskiden bunlar farkında ama bir şey yapmıyor diye düşünürdüm. Şimdi farkında olmadıklarını düşünüyorum. Çünkü Türkiye’de sporu yöneten insanların sporla en ufak alakası yok. Bu yüzden ne sorun var, ne aksilik var bunları tam olarak bilemiyorlar. Siz eğer sporu yönetmesi için bir iş insanını veya fabrika sahibini oranın başına getiriyorsanız ve bu kişilerin yanında bu tesisin ihtiyaçlarını söyleyecek kimse yoksa “ne eksiğimiz var?” sorusunun cevabını bilmiyorlar. İyileştirmeye yönelik bir şey yapmıyorlar. Bu kadar destek mesajı yayınlanmasının ben ilgisizlikten değil bilgisizlikten olduğunu düşünüyorum. Beşiktaş erkek hentbol takımıyla yaptığım röportajda hentbol takımının kaptanı şampiyonluk maçı için mahalleliye bakkala vs. “bizim maçımız var gelsenize” dediklerini anlatmıştı. Bunun sebebi taraftar toplamak. Bir ekibin kaptanı bunu yapan. Bu oyuncu bunu yaşıyorsa o zaman Merve’nin yaşayacakları da aşağı yukarı böyle. Çünkü yöneticiler hiçbir zaman değişmiyor.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol