Muhalefette de iktidar bir eleştiri
Ali Şimşek Ali Şimşek

 

Eleştiriyi ivmelendiren en önemli unsurlardan biri de deklase iktidardır. Yani iktidar herkesi alamayacağı için, hatta kapitalizm koşullarında konsolide ve rafineleşme eğiliminde olduğu için iktidar dışı kalanlar ya da düşenlerin eleştirilerinden bahsediyorum. İktidardan düşenlerin ya da iktidar alanları azalanların rahatsızlıkları eleştiri için çok önemlidir. Çünkü iktidarı seçmemiş ya da istese de olamayacak konumlamaların göremeyeceği yönler ve “ihbarlar” ancak bu deklase alandan gelebilir. Bu anlamda dönüştürücü bir eleştiri, deklase alan üzerinden çok önemli bir “eleştirinin eleştirisini” geliştirebilir. Fakat burada çok önemli bir risk de var. Eğere eleştiri sadece deklase olanın eleştirisi üzerinden inşaa edilirse, iktidarın neliğini sorgulamaktansa, kişisel rahatsızlıklar üzerinden örtük de olsa yeni bir iktidar istencini yankılayabilir. Bu rahatsızlık bir petrol devinin açtığı FullArtPrize Güncel Sanat Ödülü dolayısıyla daha da artmış görünüyor. Geçmişin sert muhalifi şimdinin iktidarı Halil Altındere'nin Pilot Galerisi koordinasyonuyla organize edilen yarışma, daha çok tartışılacak gibi görünüyor.

Dışardan eleştiri eksikliği

Geçen haftalarda “Sanatçı da Burjuva olursa” başlıklı yazımda son yıllarda yoğunlaşan bir eğilimden bahsetmiş, sanatçı profilinin de üst sınıflara doğru kayma eğilimini vurgulamıştım. Diğer vurgu ise eleştiri kurumunun da aynı eğilim gösterdiğiydi. Türkiye de resim, güncel-çağdaş eleştirisi tümüyle böyle bir eğilimde denilebilir. Türkiye'de çıkan sanat dergileri ya galerilere ya da büyük sermaye gruplarına bağlı olarak çıkıyor. Yani edebiyat eleştirisi gibi “dışardan” hatta amatör alanlar çok mümkün değil bu alanlarda. Sanat Dünyamız ya da Art Unlimited gibi dergiler tümüyle sanat networklarinin promosyon faalitleri izlenimlerinden öteye gidemiyorlar. Örneğin bir dönemin önemli eleştirmenlerinden Levent Çalıkoğlu, İstanbul Modern gibi tartışılan bir kurumun şef küratörü şimdi. Türkiye'de eleştiri bir tarafıyla iktidar kariyerinin önemli basamakları olarak iş görüyor. Uzun bir dönem Karşı Sanat Çalışmaları bünyesinde pişen iktidara talip olmayan verimli bir “dışarısı”ise malesef hala ortalıklarda görünmüyor. Karşı Sanat'ın sanat alanında yıllara yayılan bu kadar zengin sol bir birikimi neden kullanamadığı başka bir yazının konusu olur; ve mali nedenlerin yetersizliği gibi bir mazaret meşrulaştırılamaz.


 

Ali Artun ve e-scop

Kişisel blogları ve bizim kendi sayfalarımızı (Fırat Arapoğlu ve Rahmi Öğdül gibi) saymassak, e-scop sitesi ve Ali Artun'un kitapları da güncel-çağdaş sanat alanı içindeki eleştiri boşluğunu doldurmaya çalışıyor. Artun, özellikle Sanat-Hayat dizisiyle birçok önemli kitabı Türkçeye kazandırmış bulunuyor. Özellikle son kitabı “Çağdaş Sanatın Örgütlenmesi – Estetik Modernizmin Tasfiyesi” çok sert sermaye eleştirisi içeriyor. Yeni Mediciler olarak nitelediği Dubai gibi yeni finans-sermaye merkezleri üzerinden çağdaş sanattaki eğilimleri okumaya çalışıyor Artun. Hatta bazen zehir zemberek bir dil kullanarak içimizdeki rahatsızlığa su serpiyor bile denilebilir. Yalnız onun eleştirilerinde beni rahatsız eden en önemli yön; güncel-çağdaş sanatın postmodernizmine karşı yeni bir estetik modernizm ve avangard koyma özlemi. Ayrıca Artun'un 1980'li yıllarda çok etkin bir rol alan Abidin Dino, Fikret Mualla ve Yüksel Arslan gibi, 1950 sonrası Türkiye modernizmi konusunda neredeyse bir otorite olan Galeri Nev'in ortaklarından biri olması, yazının başındaki deklase eleştiri vurgusunu gözetmemi gerektiriyor. Çünkü yükselen güncel-çağdaş sanat, geçmişin gözde eğilimlerini geri püskürtmüş onları sadece müzayede alanlarına almış görünüyor. Ayrıca Merkez Bankası koleksiyonları üzerinde de uzunca bir süre Galeri Nev'in ağırlığının olduğu sanat çevreleri tarafından biliniyordu. Bu bir tarafıyla galerinin Ankara merkezli olmasıyla da ilgili. Kısacası Artun'un demir leblebi üslubunda bu geri çekilişin rahatsızlığını da okumalıyız diye düşünüyorum: yani eleştirinin eleştirisini de yapmak gerekiyor.. Yani eleştiri alanında yaşayacağımız risklerden biri, eğer bir “dışarısı” bulamazsak, eleştirinin çok rahat “muhalefette de iktidar” bir konum içine alınıp evcilleştirilebileceği oluyor.