Google Play Store
App Store

Antalya’da serada çalışan Suriyeli tarım işçilerinin kaldığı konteynerde çıkan yangında kadın tarım işçisi Leyla Ahmed ile 5 çocuğu yaşamını yitirdi. İSİG Meclisi Gönüllüsü Akış, olayla Dilovası faciası arasında fark bulunmadığını belirterek “Mülteci çocuk işçiliği ülkenin en görünmeyen ama en yakıcı sorunlarından” dedi.

Kaynak: Emek Servisi
Mülteciyi yok sayan cinayet düzeni
Fotoğraf: AA

Bayramın ilk gününe ülke göçmen işçi cinayetiyle uyandı. Antalya’da Suriyeli tarım işçisi aile, kaldıkları konteynerde iddialara göre ısınmak için konteyner dışındaki bir mangalın üstünde ateş yaktı. Mangaldan çıkan yangında 5’i çocuk 1’i kadın 6 göçmen yaşamını yitirdi.

Antalya Kepez’e bağlı Gaziler Mahallesi’nde önceki gece saat 01.30 sıralarında seralarda çalışan Suriyeli tarım işçisi ailenin kaldığı konteynerde iddialara göre ısınmak için yaktıkları mangaldan alevler yükseldi.

Bölgeye giden sağlık ekipleri çıkan yangında 27 yaşındaki Leyla Elali ve 5 çocuğu; 9 yaşındaki Muna, 8 yaşındaki Fatma, 7 yaşındaki Hayat, 5 yaşında Iman ile 4 yaşındaki Mahmud’un cansız bedenlerine ulaştı.

ÜÇ GÖZALTI

Ayrıca yangının civar konteynerlere sıçraması üzerine 29 yaşındaki Suriyeli Şevvah Ahmed, 53 yaşındaki Mahmud Ahmed, 2 yaşındaki Ahmed Ahmed ile işletme sahibi 51 yaşındaki Rahman Genç de hastaneye kaldırıldı. Olayla ilgili inceleme başlatılırken 3 kişi gözaltına alındı.

Yurttaşlar, iftaiyenin bölgeye geç ulaştığını ifade ederken yangını kendi çabasıyla söndürmeye çalışan diğer işçiler de dumandan etkilendi.

Leyla Ahmed 27 yaşındaydı

Yangında yaşamdan koparılan mülteci tarım işçisi Leyla Elali Ahmed, sadece 27 yaşındaydı. Leyla’nın en küçüğü 4, en büyüğü 9 yaşında olan çocukları da yangında hayatını kaybetti.

Leyla öldüğünde 7 aylık hamileydi. Yaralı kurtulan eşi açık cezaevinden bayram iznini geçirmek için çıkmıştı.

Antalya Valisi’nin "Yangının nedeni olduğu değerlendiriliyor" dediği mangallı soba, akşam saatlerinde yakılmıştı.

Muhtarlar itfaiye için talepte bulunmuş

Çocukların yaşamdan koparıldığı Gaziler Mahallesi’nin muhtarı Süleyman Kaplan, "Gece saatlerinde bir yangın çıkıyor, Suriyeli vatandaşların kaldığı konteynerde. Maalesef 5 çocuk ve annesi vefat etti. Annesi hamileydi. Çocukların babası da yaralandı, yoğun bakımda. Tarım işçileriydi. Akşamdan mangal yakmış, ateşi söndürmemişler. Biz bu kadar duyduk. 5-6 muhtar olarak daha önce buraya bir istasyon kurulması için talepte bulunduk ama olumlu bir dönüş olmadı. Bölge olarak bir itfaiye aracı istedik. Çünkü itfaiye, uzak olduğu için geç geliyor. Bir boş merkez de var. Acilen bir istasyon istiyoruz" dedi.

Tarım kenti mülteci emeğinden besleniyor

Antalya’da örtü altı tarım da tarlalar da mülteci emeğiyle ayakta duruyor.

Resmi kayıtlara göre Antalya’da 7 bine yakın Suriyeli yaşarken bu sayının Akdeniz Bölgesi’nde 879 milyon kayıtlı mülteci var.

Bunların hepsi tarım işçisi olarak çalışmazken sayının çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor. Toprak sahiplerinin, "Suriyeliler ucuz, giderlerse üretemeyiz" dediği, mülteci işçilere Türkiyelilerden yüzde 30 daha az ödeme yaptıkları öğrenildi.

Seralarda çalışan Suriyeli bir işçinin ücreti 1200 lira ile 1500 lira arasında değişiyor. 27 yaşında, 5 çocuk annesi Leyla da günlük 1200 lirayı ancak bulan ücrete çalıştırılıyordu.

Bu işlere mecbur ediliyorlar

İSİG Meclisi Gönüllüsü Araştırmacı-Yazar Hüseyin Özgür Akış, yaşanan faciaya ilişkin değerlendirmede bulundu. Akış, “Antalya’da yaşanan yangın, tek başına bir ‘kaza’ olarak görülemez.

O bölgede mülteci işçilerin kaldığı barakalar var ve insanlar ısınmak için ilkel yöntemler kullanmak zorunda kalıyor. Daha önce de benzer olaylar yaşandı; İzmir’de yaklaşık bir buçuk yıl önce yine bir barakada yangın çıkmıştı” dedi.

Yaşanan faciada asıl meselenin yangın değil, güvencesiz yaşam koşulları, derinleşen yoksulluk ve iş güvenliğinin yok sayılması olduğunu söylen Akış, konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:

“İnsanlar neden bu barakalarda yaşamak zorunda kalıyor? Bu soruyu sormadan hiçbir şeyi anlayamayız. Yangının yaşandığı aileye bakıyoruz: Yedi aylık hamile bir kadın, beş çocuk… Eşi bir buçuk yıldır cezaevinde. Bu tablo, meselenin ne kadar çok boyutlu olduğunu gösteriyor. Türkiye’de mülteci işçiler artık işçi sınıfının bir parçası ama yok sayılıyorlar. Tekstilde, inşaatta, tarımda, ağır sanayide çalıştırılıyorlar. Üstelik çoğu zaman asgari ücretin altında ve hiçbir iş güvenliği olmadan. Yerli işçilerin koşulları da kötü ama mülteci işçiler çok daha ağır şartlarda çalışıyor. Çocuk işçiliği ise başlı başına büyük bir sorun. Aileler birlikte çalışıyor, çocuklar da üretimin içine çekiliyor. Bu insanlar hem en güvencesiz işlerde çalıştırılıyor hem de en güvencesiz koşullarda yaşamaya mahkûm ediliyor.”

“Bugün Antalya’da yaşanan yangınla, aylar önce Dilovası’nda yaşanan ve kadınlarla çocukların hayatını kaybettiği yangın arasında hiçbir fark yok. İkisi de aynı düzenin sonucu” diye konuşan Akış, son olarak şunlara değindi: "Bu tabloyu yaratan; işçileri güvencesizliğe iten, denetimi ortadan kaldıran ve insanları barakalarda yaşamaya mecbur bırakan sistemdir. Bugün mesele sadece ücret değil, doğrudan hayatta kalma meselesi. Bu yangınların önüne geçmek için işçi sınıfının mülteciler dâhil birlikte ve örgütlü mücadele etmesi gerekiyor. Ayrım yapmadan, ortak bir mücadele hattı kurulmadan bu tablo değişmez. Mülteci çocuk işçiliği Türkiye’nin en görünmeyen ama en yakıcı sorunlarından biri. Antalya’daki yangın da bunu bir kez daha acı şekilde gösterdi.”