birgün

5° AÇIK

SPOR 04.01.2021 09:47
author

Münir Özkul’un atkısı

1907 yılının ilk günlerinde başlar büyük hikâye. II. Abdülhamid’in futbol üzerindeki baskısı görece azalmış, Kuşdili Çayırı’nda top koşturmak biraz daha rahat olmaya başlamıştır. Kadıköy’ün gençleri için vakit artık tamamdır.

Ziya Bey, Ayetullah Bey ve Enver Necip Bey, Necip Bey’in evinin selamlık katında toplandıklarında artık ok yaydan çıkmıştır. O kulüp, o gün, orada muhakkak kurulacaktır. Kurulur. Adını semtten, amblemini Fenerbahçe Burnu’ndaki fenerden, renklerini papatyanın sarıyla beyazdan alır.

Vakit diye bir mevhumları yoktur. Paranın pulun zamanın mekânın bir önemi yoktur. Nasıl olur nasıl yapılır yoktur. Artık sadece Fenerbahçe vardır. Hemen ertesi gün kendilerini kumaşçıda bulurlar. İlk antrenmana Ziya Bey’in İngiltere’den getirttiği düğmeli sarı-beyaz üst ve lacivert şortla çıkarlar.

Fenerbahçe Spor Kulübü’nün sarı-beyaz olan renkleri 1909 sonbaharında sarı-lacivertle değiştirilir. O günden bu yana sarıyla lacivert asla ayrılmaz, Fenerbahçelilerin kalbinde, çubuklu formada, anne örgüsü atkılarda.

munir-ozkul-un-atkisi-824522-1.

İşte o atkı en çok Münir Özkul’a yakışır.

Ertem Eğilmez'in yönettiği Mavi Boncuk filmindeki atkı. Hem o sarı lacivert atkı hem de dünyanın en kıymetli rolleri en çok ona yaraşır.

Yaşar Usta’yla sinemamızın en sahici, en inandırıcı işçi profilini çizmenin şanı onundur.

Mahmut Hoca’yla “Okul sadece dört yanı duvarla çevrili, tepesinde dam olan yer değildir. Okul her yerdir. Sırasında bir orman, sırasında dağ başı. Öğrenmenin, bilginin var olduğu her yer okuldur. Yaşamayı, mücadele etmeyi, doğa ile savaşmayı öğrenirsiniz. Bilgili olmayı, en önemlisi kendinize karşı saygıyı öğrenirsiniz. Bu saydıklarım eğer bir okulda yoksa orada sadece bir taş yığını vardır” diyerek hocalığın kitabını bir daha yazmanın şerefi onundur.

“Tiyatro dediğin nedir ki! İki kalas bir heves” diyen Fasülyeciyan’ın tiyatro aşkını anlatabilmenin onuru onundur.

Yaşarken her dakika uydurma ölüm haberleriyle yüreğimiz ağzımıza geldi. Senelerce. Sonra 5 Ocak 2018’de bir haber geldi. Yine inanmadık. İnanmak zorunda kaldık. Öldü sandık. Halbuki ölümsüzdü.

Öldüğünüzü sandığımız o gün söylediğim gibi: Bütün o eşsiz karakterler için size minnettarız Münir Özkul. Siz bu ülke insanına dünyanın en büyük aktörüyle aynı havayı soluttunuz. Rahat uyuyunuz.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol