birgün

20° PARÇALI BULUTLU

BİRGÜN KİTAP 27.09.2020 10:37

Mutsuz insanlar fotoğrafhanesi

Mutsuz insanlar fotoğrafhanesi

M. Murat UÇAR

Edebiyat bazı kişiler için dünyanın seyir defteridir. Ne yaptıklarını ya da ne hissettiklerini okuduklarından ve eğer az biraz yetenekleri varsa yazdıklarından çıkarabilirsiniz. ‘Ay Işığında Sancı’ ise Doğan Ateş’in seyir defteri. Roman hacimce kısa olmasına rağmen satır aralarına gizlenen başka metinleri ve kendini öyle bir fark ettiriyor ki yüz yirmi altı sayfalık bir kitabın iki katı yoğunluğu bir kurşun gibi kişinin zihnine işleniyor. Eser, klasik sayılabilecek bir konu ile başlıyor. Sahip olduğu sahafı bir anda bırakan Rıfat’ın kendi hikâyesini sevmediği için sevebileceği hikâyeler arama hevesiyle rotası belirsiz bir otobüs yolcuğuna çıkmasıyla şekilleniyor. Yolda bulduğu diğer hikâyelerle otobüs bir mutsuz insanlar fotoğrafhanesine dönüşüyor.

Aileden, arkadaştan, aşktan payını alan bu yalnızların bir otobüs ve otobüsün temsil ettiği yeni hikâye arama fikrinde birleşmeleri romanın temeli ancak roman kendi içinde katmanlı bir yapı izliyor. Bu katmanların ilki yazar ile roman arasındaki bağ ile gösteriyor.


Yazarın arka planına bakıldığında ise Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nin Antropoloji bölümünü görüyoruz. Ankara tabiriyle Dil Tarihli olmak hem yazarın hem de bahsi geçen romanın kaynaklarından biri olmuş. Romanda yazarla benzer kaderi paylaşıp aynı üniversitenin aynı bölümüne giden karakterin peşinden derslikler, orta avlu gibi mekânları gezmek mümkün. Öte taraftan antropoloji bilgisi Ateş’e bir bakış açısından fazlasını, insanın farklı yönlerini görebilecek bir vizyon sunmuş. Romanın başından sonuna bu antropoloji bilgisi insanlar ve insanımsılar gibi ifadeler başta olmak üzere kendine sıkça yer buluyor.

Ankara Üniversitesi mezunu olması yazara Ankara’yı kişinin zihninde canlandıracak bir imkân sağlıyor. Bir nostalji ile bütünleşen Ankara flanuerlüğü romanın başında dinozorlardan, yapılmayan parklardan başlıyor. Sonrasında Kolej’e, Kurtuluş Parkı’na ve Ankara Kalesi’ne yönelen bir biçimde metnin Ankara kısmını oluşturuyorlar. Yukarıda otobüsten bahsettik. Yaşadığı olayın üzerinde yarattığı baskıyı kabullenemeyen Rıfat’ın, arkadaşının otobüsünü alıp kendini yola vurarak var etmeye çalışması bir erkeklik krizi sorunu gibi işler. Romandaki tüm karakterlerin erkeklik krizi içinde bulunduğunu söylemek mümkündür. Babayla, devlet babayla, diğer erkeklerle aralarında hep bir sorun olan bu adamlar otobüsün etrafında birleşirler. Otobüs bilinmeyen rotada ilerlerken yolunda karşılaşılan herkes bu krizlerin bir kısmını devralır.

Erkeklik krizinin bir parçası da siyasi bir krizden ileri gelmektedir. İşte bu yüzden roman siyasi birçok konuya da yer verir. Siyasi krizlerin ana başlıkları ise üniversiteler sorunu, işçi hakları, kentsel dönüşüm adına yapılan işlerin kent estetiğini bozması, olası su savaşları ve kayıplardır. Bu konuları satır aralarına gizleyen yazar farklı anlatım türlerini dâhil ederek metni zenginleştirir. 1980 Darbesi zamanından Gezi Direnişi’ne giden yolda bahsedilen tüm siyasi krizleri erkeklik krizlerine ekleyerek yozlaşmanın büyüklüğüne dikkat çeker. Rıfat umudunu kaybetmez ve çözüm yolları sunar. Gitmek, özgür kalmak ve mutlu olmak isteyen birinin türküleridir bunlar. Krizlerden doğaya sığınan Rıfat’ın otobüsü bir kargaya göre takip etmesi ve erkeklik krizindeki bireylerin doğaya dönüşü ileride gelişecek olan ekomaskülen eleştirinin bir ayak sesi olarak değerlendirilebilir.

Doğan Ateş’in metinde yer verdiği roman ve şarkı isimleri hem onun birikimini yansıtır hem de okuru, yazarın ve romanın dünyasına çeker. Borges’den Ferit Edgü’ye Ahmet Hamdi Tanpınar’dan Valeria Luiselli’ye hem Türkçe hem de yabancı dildeki edebiyatlara hâkimiyeti yazarın okuma evreni hakkında bilgi verirken edebiyat dünyasında kendine çizdiği hattın haritasını oluşturur. Bu hattın takip ettiği çizginin sonunda postmodern anlatıya sırtını dayayan ‘Ay Işığında Sancı’ günlük, anı, mektup ve rüya sekanslarıyla örülü bir yapı sunar. Farklı türde edebi metinlere yer vermesi ve ara ara “Kendine güldürme Doğan” diyerek kendine bile parmak sallayan hâli romanı postmodern ve dikkat çekici yapar. Özellikle son bölümde yazarın kendi içine dönüşleri ve genel anlamda anlatıda bakış açısı prensibinin yıkılması buna çok önemli örneklerdir. İşte bu, romanı Doğan Ateş’in seyir defteri yapar.

Müzik ise yazarın dünyasında bambaşka çınlamaktadır. Romanda bir anın ifadesini verirken anı güçlendiren şarkılar okur için romanla yakınlaşma anları yaratır. Duke Livington ve Pink Floyd gibi daha sert parçalar hazırlayan grupların şarkılarının yanında Kendim Ettim Kendim Buldum’u koyarak içinde çalan iki türe de yer verir.

Yazar içinde taşıdığı bu ikili hâli diline de yansıtır. Susku, devcileyin, lalüebkem gibi nispeten daha eski kelimelere yer veren yazar eserin dilini romanla şiir arasında tutar. Bu bilinçli olduğunu düşündüğümüz tercih romanı okurken kişinin ufkuna farklı sesler duyurur.

‘Ay Işığında Sancı’ İthaki etiketiyle Türkçe edebiyata demir atan Doğan Ateş’in ilk kurşunu. Okuru kendi bilinci ve kişiliğini düşünmeye iten, özgür olma fikrini ortaya atan ve bu fikirle ateşli bir ruhun gelişini gösteren ‘Ay Işığında Sancı’ bizlere zırhını parlatıp kendini savaşa hazırlayan bir yazarı müjdeliyor.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız