birgün

16° AÇIK

KÜLTÜR SANAT 31.08.2021 08:56

Müzisyen Taner Öngür: Devlet bürokrasisi beni hep yormuştur

Alarm albümüyle 29 yıl sonra yeniden dinleyiciyle buluşan usta müzisyen Taner Öngür, “Eskiden bir albüm yayımlamak için bürokratik bir süreçten geçmek gerekiyordu. Devlet bürokrasisi beni hep yormuştur” dedi.

Müzisyen Taner Öngür: Devlet bürokrasisi beni hep yormuştur

Cihangir Köroğlu

Moğolların gitaristi Taner Öngür, 1992’de yayımladığı ilk solo albümü Alarm’ı, “Alarm 21” adıyla yeniden yayımladı. Öngür’ün 1976 -1992 yılları arasında yazdığı şarkıları günümüz filtresinden geçirdiği albümde enstrümanların tamamı Taner Öngür tarafından çalındı. Albümü kendi girişimi olan @tanerong records etiketiyle yayımladı. Müzik dinleme alışkanlıklarının değiştiği bir dönemde yeni üretimlerinin yanı sıra eski şarkılarını da düzenleyerek dinleyicilerle buluşturan Anadolu Rock müziğinin önemli isimlerinden Taner Öngür ile son albümüne ve bağımsız müzik çalışmalarına dair konuşurken, elbette ki müzik sektörünün son zamanlarda yaşadıklarına değinmeyi de ihmal etmedik.

2020 yılında bağımsız yayıncılığa geçtiniz ve ardından tüm şarkılarınızın teliflerini alarak, çeşitli üretimlerde bulundunuz. Bağımsız yayıncılığa geçiş süreci nasıl gelişti?
1992’den itibaren Moğollar ile olan çalışmalarım dışında zaman zaman solo çalışmalar da yapıyorum. 2017’den itibaren ise, Tantana Records ile az sayıda da olsa plak yapım işine girdik. Her sene bir LP plak olarak 4 albüm yaptık. 2020 yılında daha önce dijital platformda veya kaset ve cd olarak basılmış solo albümlerimin yapımcıları ile anlaşarak yayın haklarını geri aldım. Bu albümleri yeniden mix ve mastering yaparak teker teker dijital platforma yükledim. Bu bir anlamda kendi ürettiğim işleri kendi kontrolümde yayınlamak ve takip etmemi sağladı. Eskiden bir albüm yayınlamak için bürokratik bir süreçten geçmek gerekiyordu. Devlet bürokrasisi beni hep yormuştur. Dijitalleşen müzik dünyasında albüm yayınlamak için artık şirket kurmaya, elinde bir kâğıt ile kapı kapı dolaşmaya gerek kalmadı. Aslında epeydir aklımda vardı, pandemi sürecinde yapım işlerine girişmeye zamanım oldu ve başladım.

Alarm21 albümünün söz ve müziklerinin tamamı size ait. Ve bunların yanı sıra albümdeki tüm enstrümanları da siz çaldınız. Hatta albüm kapağı da sizin tasarımınız. Bu durumun ciddi bir birikimin sonucu olduğunu düşünüyorum. Sizin düşünceleriniz neler?
İlk solo albümüm “Alarm” 1992 yılında sadece kaset olarak yayınlandı. 80 ve 90 arası 10 yıllık bir Almanya macerasından sonra ülkeye geri döndüğüm. Turgut Berkes ve Fuat Güner’in ortaklığında yönetilen F.T. stüdyosunda tonmeister olarak çalışmaya başladım. Stüdyonun boş saatlerinde çoğunu Almanya’dayken yazdığım şarkıları kaydettim. Serde tonmeisterlik ve prodüktörlük olunca bu çalışma benim için pek zor olmadı. 1964’ten itibaren profesyonel olarak müzikle uğraştığım düşünülürse bu birikim aslında doğal bir gelişme. Tabii ki ben bu birikimi hiçbir zaman yeterli bulmuyorum. Öğrenmem gereken daha o kadar çok şey var ki. Kapak tasarımı konusunda ülkemizde çok yetenekli gençler var. Sağ olsunlar bana da bugüne kadar hep yardımcı oldular. Onların yaptığı işlere bakınca kapak tasarımı yaptım demek çok iddialı. Kapaktaki alarm logosunu çok sevdiğim arkadaşım rahmetli Turgut Berkes çizmişti. 1992’de yayınlanan alarm albümünün kapak fotoğrafına bakan dikkatli gözler aynı logonun orada bir detay olarak yer aldığını fark etmiştir. Çok beğendiğim bir logo olmasının yanında Turgut’u hatırlatması sebebiyle de kapak olarak bu logoyu kullanmak istedim.

1992 yılında ilk yayınladığınız tekli albüm olan Alarm’ı, geçtiğimiz günlerde Alarm 21 adıyla yeniden dinleyiciyle buluşturdunuz. Daha önce çıkmış bir albümü tekrar yayınlamak fikri nasıl gelişti?
Alarm albümünü 1992’de ortaokul arkadaşım Alirıza Türker’in yapım şirketi raks firmasından yayınlanmıştı. 2000li yılların başında, herkes dinlesin diye Youtube’daki kanalımdan yayınlamıştım. Fakat hemen arkasından Esen Müzik’in itirazı dolayısı ile Youtube’dan bana telif hakkı ihlali ile ilgili bir bildirim geldi. Şaşırdım. Bütün şarkıların söz ve müziği bana aitti, kayıtlarını ve mix’ini ben yapmıştım, bu nasıl olabilirdi? Hemen eski arkadaşım bu albümün yapımcısı Alirıza Türker’i aradım ve “Kardeş bu nedir?” diye sordum. O da bana “Tanerciğim kusura bakma ben elimdeki tüm repertuarı Esen müziğe devretmiştim, söylemeyi unuttum” dedi. İyi tamam dedikten sonra, bu albümdeki şarkıları yeniden düzenleyerek yeniden kaydetmeye başladım. Bazen vazgeçtim. Kendi albümlerimi bağımsız olarak yeniden yayınlama işi gelişince bitirdim ve yeniden yayınladım. Aslında bu tip durumlar müzik sektöründe çok yaşanıyor. Siz albümün her şeyini kendiniz yapıyor ve sonra bir şirkete veriyorsunuz. Onlar da zaman içinde sizi unutuyorlar ya da nerdeyse tanımamazlıktan geliyorlar. İşte bağımsız yayıncılık bu açıdan üreten sanatçı için çok önemli.

Türkiye toplumsal açıdan hemen hemen her gün bir krizle karşı karşıya geliyor ve hayat olduğu gibi devam ederken, ilk müdahale müzik alanına yapılıyor. Bu duruma dair değerlendirmeleriniz nelerdir?
Evet, sormayın… Bu konuda geçenlerde Twitter hesabımdan paylaştığım ironik bir tweetimi yazarak bu soruya cevap vereyim: “Gelecekte yaşanması muhtemel tüm felaketler için bütün konserleri şimdiden iptal edelim, örneğin olası İstanbul Depremi, 2022 yazı yangın felaketleri, Karadeniz’deki olası seller, olası terör saldırıları, gibi falan filan…”