Nâzım’ın yolunda ortak hayal çağrısı
Büyük şair Nâzım Hikmet, ölümünün 62’nci yıldönümünde ‘Ortak Hayal’ adlı sergiyle Kadıköy’de anılıyor. Sergi Nâzım’ın yaşamına ışık tutarken çevresindeki Cumhuriyet aydınlarıyla ilişkilerini de gözler önüne seriyor.

Deniz Burak BAYRAK
İnsanın insanı sömürmediği bir dünya kimilerine ütopya gibi gelebilir. Ütopyalar aşılmak için vardır. Türkiye’de sosyalizm umudu 1917’den beri kitlelerin ‘ortak hayal’i oldu; adil ve özgür bir dünya savunucuları tarafından o umut hâlâ dipdiri duruyor. Bu umudun önde gelen taşıyıcılarındandı Nâzım Hikmet.
Hayalin, sesi en yüksek çıkan figürü olan Nâzım, ölümünün 62’nci yıldönümünde onunla birlikte filizlenen düşünceleri paylaşan arkadaşlarıyla birlikte Kadıköy Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde açılan sergiyle anılıyor. Tarihsel birer kişilik olmalarının ötesinde ülke tarihinde bir sıçrayışın sembolleri olan isimlerin Nâzım ile birleştikleri noktalar vardı. Serginin adı olan ‘Ortak Hayal’; büyük şairle birlikte yürüyenleri hatırlatan, Cumhuriyet tarihinin düşünsel ve kültürel zeminini gösteren ve bu zeminin paydaşlarının Nâzım’la birlikte yeşerttiği umutları gözler önüne seren bir perspektifte.
Muhsin Ertuğrul’dan Semiha Berksoy’a, Adalet Cimcoz’dan Abidin Dino’ya ve Serteller’e kadar erken Cumhuriyet döneminin sanatsal/güncel anlayışını kendi bağlamlarında temsil eden isimlerin varlığı, estetik olmanın ötesinde son derece sınıfsal ve ideolojik. Birbirlerinin yaşamında iz bırakmanın yanında tarihe unutulmaz çentikler atmış kişileri yansıtan ve mekânın duvarlarını süsleyen dokümanlar kişisel bir geçmişin ötesinde yakın geçmişin unutulan satır aralarını aydınlatıyor.
AYNI YOLDA YÜRÜMEK
Kitap kapaklarının illüstrasyonları, sinema anıları, mahpusluk fotoğrafları, sanatsal kritikleri, konjonktürel tanıklıkları, mektupları ve hepsinden öte dostluklarıyla var olmuş bir Nâzım Hikmet portresi var sergide. Ancak kurulan dostlukların, ‘aynı yolda yürüme çağrısı’ olduğunun farkındalığını duyumsatan bir ölçü hesaba katılmış Ortak Hayal hazırlanırken. Bu hesabı dikkate aldığında, kolektif bir birlikteliğin, yürünen yola ve yolcuya güç katacağının ayırdına varıyor izleyen.
Nâzım’ın ve arkadaşlarının hayali günümüzde topluma miras kalan yapıtlarında yaşasa da sergiden anlaşılan şu: Şair yaşarken onun hayali âdeta her gün bu ülkenin gündemini meşgul etmiş. Bu kimi zaman Muhsin Ertuğrul ile çektiği ve şu an kayıp filmlerimizden olan, 1937 yapımı ’Güneşe Doğru’ ile sinema seyircisine yansımış, kimi zaman Avni Arbaş’ın desenleriyle resim düşkünlerine göz kırpmış.
Şairin açlık grevine başlamasının ardından TKP’nin gençlik örgütü tarafından, Nâzım’ın uğradığı haksızlıklarla mücadele için yayımlanan fikir ve politika dergisi her gün manşetine onun mücadelesini altın harflerle kazımış. Annesi ressam Celile Hanım’ın başlattığı imza kampanyasında çekilen fotoğraf son derece çarpıcı; açılan dövizde şu sözler yazılı: “Haksız yere mahkum edilen oğlum Nâzım Hikmet açlık grevindedir. Ben de ölmek istiyorum. Gece gündüz oruçluyum. Bizi kurtarmak isteyenler bu deftere adreslerini yazarak imzalasınlar.”
BİRLİKTE ÜRETME ÇAĞRISI
Ortak Hayal sergisi, sergi olmanın ötesinde Nâzım ile birlikte yürümeye, beraber üretmeye bir çağrı niteliği de taşıyor. Nâzım Hikmet Kültür Merkezi tarafından yapılan ‘Ortak Hayalin Çağrısı: Yürüyelim!’ başlıklı açıklama, “Bugün ‘enformasyon çağı’ adı altında cehalet örgütlenip bireycilik ve rekabet yüceltilirken, Nâzım’ın çağrısıyla bir araya gelmeye, bir ‘ortak hayal’ etrafında kolektif üretime de davet ediyoruz" diyor. Senan Kara’nın seslendirdiği Nâzım’ın ‘Yürümek’ şiirinin ses enstalasyonu da bu çağrıya ivme katan somut ürünlerden biri. Bu çağrı, yaz boyunca açık olacak sergiye herkesi gelmesini amaçlıyor. Bu çağrı, yaz boyunca açık olacak sergiye herkesin gelmesini amaçlıyor. Nâzım’ın ve arkadaşlarının hayaline ortak olmak için iyi bir fırsat değil mi?


