Neşeli bilim kitabı

11.10.2019 10:42 BİRGÜN KİTAP
Herkes İçin Parçacık Fiziği kitabı işte bu atomaltı dünyayı, bizim de içinde olduğumuz 'görünür Evren'deki her şeyi oluşturan parçacıklar dünyasını, bilimsel derinliği koruyarak, herkesin anlayabileceği bir dil ile anlatıyor

Hayatlarımız çarpışarak geçiyor. Neye dokunsak, kime çarpsak, onda bir parçamız kalıyor. Hani bir sinema klişesi vardır: Büyük bir aşk tesadüfî bir karşılaşmadan, bir çarpışmadan doğar. Çarpıştıklarında çiftin ellerindeki kitaplar, notlar, ne varsa etrafa dağılır. Çarpışmanın etkisiyle ortaya çıkan enerji zamanı değiştirir. Bu çarpışmaya kuantum gözüyle bakabilseydik eğer; ağır çekimde etrafa dağılan elementleri, elementleri oluşturan atomları, atomların çekirdeğindeki protonları, nötronları, onların da içindeki kuarkları, çekirdeklerin etrafında dönen ışıklı elektronları, fotonları, taşıyıcı parçacıklar bozonları, ta güneşten gelip her şeyin içinden geçen nötrinoları ve daha nice parçacığı görebilirdik.

Pan Yayıncılık tarafından yayımlanan Herkes İçin Parçacık Fiziği kitabı işte bu atomaltı dünyayı, bizim de içinde olduğumuz 'görünür Evren'deki her şeyi oluşturan parçacıklar dünyasını, bilimsel derinliği koruyarak, herkesin anlayabileceği bir dil ile anlatıyor. Kitabın yazarı Pauline Gagnon, Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde (CERN) gerçekleşen insanlığın en muazzam deneylerinde 19 yıl çalışmış bir fizikçi; duyduğu bilimsel heyecanı, azıcık ilgi duyan herkesle paylaşmak isteyen bir bilim kadını. Yazarın şu cümlesi aslında kitap ile ne yapmak istediğinin de ana fikrini veriyor: “Parçacık fiziği, sadece fizikçilere bırakılamayacak kadar eğlenceli”.

Evrenin doğasını, maddenin ne(ler)’den yapıldığını anlamak, insanlığın en eski sorularına yanıt aramak, bilimin en heyecan verici uğraşlarından. Bilim insanları, Evren’in doğumundan bu yana sakladığı sırlarını çözmek için 1954'te devasa bir laboratuvar kurdu. Bu laboratuvar sayesinde Büyük Patlama’nın hemen ardından, Evren’in oluştuğu ilk 3 dakikanın sırlarını tamamen çözmeye bugün daha yakınız. CERN’deki bilim insanlarının çalışmaları, dünyada giderek artan bir çoğunluk tarafından takip ediliyor. Bu alanda yazılan popüler bilim kitapları yaygınlaşıyor. Türkiye’de de özellikle gençler bu alana daha fazla ilgi duyuyor. CERN’de, içlerinde çok sayıda kadının da bulunduğu Türk bilim insanları çalışıyor. Pauline Gagnon’un kitabının Türkçeye çevrilmesi bu yüzden önemli bir katkı. Kitap parçacık fiziğini, laboratuvarın derinliklerinden alıp gün ışığına çıkarıyor. Bizlerin öğrencisi olduğu bir açık hava dersi yapar gibi, bu alana ilgi duyan herkesin neşeyle, eğlenerek okuyabileceği metaforlarla anlatıyor. Her sayfasında parmağınızı kaldırıp soru sormaya heves ediyor, her paragrafta yazarın anlatma iştahını, şevkini hissediyorsunuz.

CERN’de çalışan hangi bilim insanı ile konuşsanız, gözlerimizle göremediğimiz parçacıklardan karakter sahibi birer kişilik olarak bahsettiğini duyarsınız. Maddenin en küçük yapı taşlarını ve bu yapı taşlarının aralarındaki ilişkinin dinamiklerini ararken büyük bir özveri ile çalışmanın yanı sıra, belli ki gerçekten çok eğleniyorlar. Pauline Gagnon bu eğlenceye bizi de ortak etmek istiyor ve bunu da başarıyor. Halka açık konferanslar da veren yazarın, bir konferansında anlatımından etkilenen bir dinleyicinin pelüş parçacık oyuncakları tasarlamış ve Parçacık Hayvanat Bahçesi (Particlezoo) markası yaratmış olması bile bu başarının bir göstergesi.

Bu kadar yüksek bilgilerle yapılan bilimsel çalışmaların, anlaşılmaz, karmaşık, korkutucu denklemler ve rakamlar yığını değil, hayatın ta kendisi olduğunu ancak iyi bir rehber ile anlayabiliriz. Gagnon, böyle bir rehber. Yazarın kitapla ilgili cümlelerini aktaralım: “Çoğunuz Higgs bozonunu ve CERN’deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nı duymuşsunuzdur. Ama bu kavramları iyice bilen kaç kişi var? Bu kitap sizleri düşünerek, mümkün olduğu kadar basit bir dille ve uzman olmayan meraklı kişileri hedef alarak yazıldı. Kitapta Higgs bozonunun ne olduğunu, aynı şekilde parçacık fiziğinin kilit konularını açık seçik ortaya koymak ve elden geldiğince çok insana erişmesini sağlamak amaçlandı. Dolayısıyla ilgilenen her okuyucu, parçacık fiziğinin hayranlık dolu dünyasını, matematik ve aşırı ayrıntılı açıklamalar konuyu karartmadan keşfedebilecek. Bu kitabı okumak için iyi bir merak dozu yeterlidir; önceden ne lise düzeyi üstünde ileri matematik, ne de fen kavramları gerekiyor”.

'Azıcık ilgi ile donanmış' herkesin 'tökezlemeden' okuyabileceği kitabın planlaması da buna göre yapılmış. Kitabın başına tüm bölüm özetleri konmuş. Ayrıca her bölümün sonunda da konu yine çarpıcı cümleler ile özetleniyor. Kitabın çevirmeninin de fizikçi olması, Türkçe okuyacaklar için önemli bir şans. R. Ömür Akyüz’ün çevirmen olarak düştüğü notlar, kitabın anlaşılırlığını artırıyor.

Kitapta yer alan bölümlere bakıldığında parçacıklar kadar önemli bir başka kahramanın da CERN olduğu görülüyor. Elbette CERN’in günlük yaşama katkıları çok. Birçok alanda gerçekleşen teknolojik gelişmeyi, en küçüğün bilimi olan parçacık fiziğine borçluyuz. Örneğin binlerce bilgiye ulaşmamızı sağlayan 'world wide web' (www) CERN’deki bilim insanlarının bize hediyesi. Bu ağ sayesinde dünya üzerindeki tüm bilgisayarlar birbirleriyle iletişim kurabiliyor.

Herkes İçin Parçacık Fiziği kitabı sadece bir bilim kitabı değil; sosyolojik ve politik bir kaynak olarak da okuyabiliriz. Yazar Pauline Gagnon, bilimsel çalışmalara katılan kadın sayısının artması için de kendini görevli sayan bir bilim kadını. Kitapta, kadın ve bilim ilişkisi üzerine önemli bir bölüm ayırmış. Hatırlayalım, 1927'de gerçekleşen 5. Solvey Konferansı’nın siyah beyaz fotoğrafındaki bilim insanları arasında sadece tek bir kadın vardı; Marie Curie. Bugün bu sayı çok artmış olmakla birlikte arada çok uçurum var ve Gagnon kadınların önünü açma konusundaki fikirlerine, alandan istatistiki sonuçlarla birlikte yer veriyor.

CERN’de beş kıtadan 3000’den fazla araştırmacı çalışıyor. Bu her dil, din, renk ve cinsiyetten bilim insanı demek. Tıpkı sırlarını çözmek için ömürlerini verdikleri parçacıklar gibi, birlikte inşa ediyorlar. Yazar tüm bu işbirliğini öyle heyecanla anlatıyor ki, tek bir hedef için, yüksek bilimsel motivasyon ile bir araya gelen bu insanların deneylerin başarısı sırasında gösterdikleri 'derin zevk' gözlerinizi doldurabilir. Yazar, CERN’deki yönetim ve işbirliğinin şemasını da, dünya barışının sağlanmasında eşsiz bir model olarak sunuyor. CERN’deki LGBT+ topluluğu ile ilgili bölüm de homofobiye karşı önerdikleri ile dikkat çekiyor.

Bitirmeden önce yazarın kitabını ithaf ettiği isimler arasında Isparta uçağı kazasında yitirdiğimiz bilim insanlarından Prof. Dr. Engin Arık olduğunu not düşelim.

Pauline Gagnon’un annesinin aşıladığı ve kitap boyunca hissettiğimiz çalışma zevki ve bilimsel heyecanın, bu kitabı okuyan bilim insanı olmaya aday gençlere de, öğrenmek için geç kalmadığını düşünen yetişkinlere de heves vermesini dileyelim.