Nilhan Osmanoğlu, İnönü’ye iftirasının arkasında durdu

07.02.2019 18:40 GÜNCEL
2. Abdülhamid’in torunu Nilhan Osmanoğlu, Türkiye’nin 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü hakkında söylediklerinin arkasında olduğunu belirterek, “Haya ve ahlak, mert insanların kârıdır; şahsım olarak tarihten günümüze intikal eden mirasın şuuru içerisinde davranmaktan asla geri durmayacağım” dedi. Eski Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün Türkiye’ye dönmek isteyen Osmanlı hanedanı üyelerine “Bunun bir bedeli var” dediğini ve ellerindeki mücevherleri aldığını ileri […]

2. Abdülhamid’in torunu Nilhan Osmanoğlu, Türkiye’nin 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü hakkında söylediklerinin arkasında olduğunu belirterek, “Haya ve ahlak, mert insanların kârıdır; şahsım olarak tarihten günümüze intikal eden mirasın şuuru içerisinde davranmaktan asla geri durmayacağım” dedi.

Eski Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün Türkiye’ye dönmek isteyen Osmanlı hanedanı üyelerine “Bunun bir bedeli var” dediğini ve ellerindeki mücevherleri aldığını ileri süren 2. Abdülhamid’in torunu Nilhan Osmanoğlu, tepkilerin ardından yazılı açıklama yaptı.

Osmanoğlu, “Şadiye Sultan ve İsmet İnönü arasında geçen, aile büyüklerimiz tarafından bize intikal eden anıyı hiçbir şekilde kendi yorumumu katmaksızın anlatmam sonrası, Cumhuriyet değerlerini kendi uhdesinde gören ve her ne hikmetse bunu seçim öncesi gerçekleştiren bir zümre, yine tarihi bizler üstünden tahrip ederek saldırıya geçmiştir” ifadelerini kullandı.

Sürgün zamanını yaşamış aile bireylerinin anlattığı hakikatlerin birçok tarihçinin kitabına kaynak teşkil ettiğini ileri süren Osmanoğlu, açıklamasına şöyle devam etti:

“Osmanoğlu ailesinin ferdi olarak, gerekli gördüğüm her konuda araştırmalar yaparak, yazarak ve bunları anlatarak, susmayı tercih etmemekteyim. Bu benim şahsi kararımdır söylediklerimin ve söyleyeceklerimin arkasındayım. Her zaman birleştirici bir tavırdan yana oldum. Ne Selçuklu’yu Osmanlı’dan, Ne de Osmanlı’yı Türkiye Cumhuriyeti’nden ayırdım. Kendileri bizlerin değer verdiği tarihi şahsiyetlere karşı hadlerini aşarak hayasızca saldırırken, bunu fikir özgürlüğü ve tarihi gerçekler kılıfına sokmakta, bizler tarihe mal olmuş kendi ideolojilerinden birisine eleştiri değil yaşanmış bir olayı anlattığımızda hemen köşelerinden çıkarak fütursuzca saldırıya geçmektedirler. Haya ve ahlak, mert insanların kârıdır; şahsım olarak tarihten günümüze intikal eden mirasın şuuru içerisinde davranmaktan asla geri durmayacağım.”