O seneler bu seneler

17.11.2019 09:50 BİRGÜN PAZAR
Sanıyorum, Liverpool taraftarlarının, ağız birliği yapmasalar da düşünce birliği yaptıklarını söyleyebiliriz. Groundhog Day laneti bozuldu ya da bozulmaya çok yakın ve ‘o sene’ bu sene olmasa da kesinlikle Klopp ile yaşanacak senelerden biri olmalı.

Anıl Güler

Büyük bir futbol kulübünün taraftarlarının -kulübün köklerinin geldiği şehirde veya dünyanın herhangi bir bölgesinde olsun fark etmez- demografik yapılarını çıkarmaya kalktığınızda doğal olarak her değişken için binlerce farklı veri elde edersiniz. Yaş, cinsiyet, meslek… Eğer mümkün olsaydı ve bir de bunun yanında düşünce haritalarını çıkarabilseydiniz yine farklı binlercesiyle karşılaşırdınız. Önümüzdeki sezon şampiyon olacaklarını düşünenler, ligi orta sıralarda bitirmenin başarı sayılabileceğini düşünenler gibi… Sezon sonu şampiyonluğu arzulayanların çoğu bile bunu farklı bir yoldan ister. Fark atarak, ezeli rakibi yenerek veya son hafta dramatik bir şekilde.


İster Liverpool şehrinde isterse dünyanın herhangi bir yerinde, Liverpool futbol kulübünü destekleyenlerin her birine tek tek sorun. Tüm verileri, demeçleri toplayın. Sonucunda bir düşünce haritası çıkarın. Çıkardığınız haritanın özeti de tek bir cümleden oluşsun. Kesinlikle ama kesinlikle şöyle olacaktır: “Ne olursa olsun, nasıl olduğu önemli değil, kimi yenerek veya hangi maç sonunda olduğu önemli değil, bu sene şampiyon olmayı istiyoruz.”

2001 yılında kazanılan UEFA Kupası, 2005 ve 2019 yıllarında kazanılan Şampiyonlar Ligi Kupaları, yaklaşık yirmi yıllık süreçte kazanılan irili ufaklı kupalar, Liverpool’un ‘müzmin kaybeden’ kimliğini ya da algısını bir türlü değiştiremiyor. Çünkü Liverpool, 1989-90 sezonundan bu yana İngiltere’de lig şampiyonluğu yaşayamıyor.

1993 yapımı, keyifli, sürükleyici, eğlenceli ve bir o kadar da hayat dersleriyle dolu Groundhog Day (Bugün Aslında Dündü) filminde başkarakterimiz Phil, kibirli, kendini beğenmiş bir hava durumu sunucusudur.

Kameramanı ve yapımcısı ile birlikte ‘çerez’ denebilecek bir haber için küçük bir kasabaya giderler. Phil o gün yaşadığı her andan nefret etmektedir çünkü daha iyi bir hayatı hak ettiğini düşünmektedir. Kasaba çıkışındaki yolları kapatan kar nedeniyle o gece orada mahsur kalırlar. Ertesi gün mistik bir şekilde Phil, aynı berbat güne uyanır. Bu laneti binlerce gün boyunca yaşar. Bir dönem ölümsüz olmanın keyfini çıkarır, bir dönem depresyona girer ve hayatın sıkıcı döngüsünden bıktığını fark eder. Film boyunca birçok macera yaşayan Phil, laneti ‘olması gerektiği gibi bir insan’ olduğunda kırar. Ve bu hikaye bana oldukça benzer şekilde Liverpool’u hatırlatır.

Liverpool taraftarı her sene ligin ilk maçından itibaren ‘o sene’nin ‘bu sene’ olduğu inancıyla tribüne koşuyor ya da ekran başına geçiyor ama maalesef 30 yıldır o sene, o sene değil. Her sezon ne yaşanırsa yaşansın, Liverpool taraftarı ertesi sezon yine aynı kâbus senaryo ile karşılaşıyor. Nefret ettikleri, diğerleri tarafından alaya alındıkları şeyleri tekrar tekrar yaşıyorlar. Bu döngü henüz kırılmadı. Kimsenin de net bir şey söylemeye cesareti yok, hele ki Gerrard’ın kayıp düştüğü o Chelsea maçından sonra. Ama her zamankinden farklı ve güçlü bir inanç söz konusu.

Son dört yıldır “O sene bu sene” sloganı, dile getirilmese de bence biraz değişmiş durumda. Şöyle ki:

Jurgen Klopp, Liverpool’un yeni menajeri olduğunda dünya futbol kamuoyu bundan daha iyi bir eşleşme olamayacağının farkındaydı. Klopp’un ‘heavy metal’ karakteri ve oyun anlayışı, takım üzerinde hakim oldukça, bu harika birliktelik daha da iyi anlaşıldı. Çılgın Alman ilk basın toplantısında “4 yıl içerisinde Liverpool ile bir kupa kazanamazsam, kariyerime İsviçre’de devam ederim.” derken, Liverpool camiası gözlerinden kalpler çıkarak yeni hocalarını selamlıyorlardı. 2015’ten bu yana geçen sürede bir Şampiyonlar Ligi, bir Süper Kupa kazandı. Bir UEFA Avrupa Ligi finali, bir de Şampiyonlar Ligi finali kaybetti. 4 yıl için oldukça doyurucu ama hala Premier Lig kazanmış değiller. Geçtiğimiz yıl tarihin en başarılı lig ikinciliği gibi ironik bir sonuç elde ettiler.

Klopp’un karakterinin, oynanan oyun tarzının, takım karakterinin, şöyle bir anlayışın oturmasında çok büyük katkısı var: Liverpool taraftarı beklenen o senenin bu sene olmasa da Klopp ile yaşanacak bir sene olacağına yüzde yüz inanıyor. Bu sene olmadı mı? Tamam, hadi Klopp ile bir kez daha deneyelim!

Liverpool geçtiğimiz hafta en büyük rakibi Manchester City’i de yenerek büyük avantaj elde etti. Taraftarlarda ve kamuoyunda büyük bir coşku hakim ancak ben öyle şampiyonluk şarkıları söylendiğini duymuyorum ama herkesin içinden “Bu sene de, bu olağanüstü performansa rağmen de mi şampiyon olamayacağız? Peki, seneye ya da ondan sonraki sene nasıl olsa şampiyon olacağız!” dediğine eminim.

Binlerce badireler, mutlu günler, berbat günler yaşadı. Sınavlardan geçti, uçurumlardan ayağı kaydı düştü. Coşkuyu iliklerinde hissetti, hayal kırıklığının tadını sonuna kadar aldı. Yani Liverpool, yaşaması gereken ne varsa yaşadı. Artık laneti ve döngüyü bozmak için gereken gerçekleşti, olması gereken kimliğine büründü. Bir sabah saat 06.00 olup, radyolu alarm çaldığında, Kırmızılar yepyeni ve aydınlık bir güne uyanacak.

cukurda-defineci-avi-540867-1.