ÖDP Manisa: JES’lerle doğa suçu işleniyor, izin vermeyeceğiz

04.02.2019 13:34 YEŞİL BİRGÜN
BİRGÜN / MANİSA Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Manisa İl Örgütü, Manisa’nın Kula, Kırkağaç, Akhisar, Şehzadeler, Turgutlu, Ahmetli, Salihli, Demirci, Alaşehir, Köprübaşı ve Yunusemre ilçelerinin sınırları içinde bulunan 24 jeotermal kaynak ve doğal mineralli su arama ve işletme sahası için, 12 Şubat’ta Manisa’da yapılacak ihale öncesi bir açıklama yaptı. ÖDP Manisa İl Örgütü, “Doğal felaketler […]

BİRGÜN / MANİSA

Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Manisa İl Örgütü, Manisa’nın Kula, Kırkağaç, Akhisar, Şehzadeler, Turgutlu, Ahmetli, Salihli, Demirci, Alaşehir, Köprübaşı ve Yunusemre ilçelerinin sınırları içinde bulunan 24 jeotermal kaynak ve doğal mineralli su arama ve işletme sahası için, 12 Şubat’ta Manisa’da yapılacak ihale öncesi bir açıklama yaptı.

ÖDP Manisa İl Örgütü, “Doğal felaketler kader değil, uygulanan yanlış politikaların sonucudur. Siyasi iktidara sesleniyoruz. Doğayı, yaşamı yok eden politika ve yatırımlardan vazgeçin,” çağrısında bulundu.

Türkiye’nin önemli stratejik tarımsal ürünlerini yetiştiren ve on binlerce ailenin geçim kaynağı olan Manisa Ovası’nın gözden çıkartılarak uluslar arası kapitalist kuruluşların istekleri doğrultusunda “enerji havzası” haline getirilmeye çalışıldığını belirten ÖDP, açıklamasında şunlara yer verdi:

“Yenilenebilir, Temiz Enerji” üreteceğiz iddiasıyla suyu, havayı, toprağı kirleten Jeotermal kuyulara verilen izinlerle verimli tarım arazileri delik, deşik ediliyor. Elektrik Santrali çalıştırmaya yetecek sıcaklıkta jeotermal akışkan bulunduğunda da ovanın ortasına kurulan santraller çalışmaya başladığında bacalarından su buharı, ve içinde canlı yaşamını olumsuz etkileyen karbondioksit, Kükürt dioksit, Hidrojen sülfür, Civa, Azot, Amonyak, Hidrojen, Bor, Metan, Etan, Radon, partiküller madde vs. bulunan gazlar salınmakta. Havadaki bu kirlilik ekolojik dengesizliği ve küresel iklim değişikliğini tetiklemekte. Nem ve bu gazların yağmurlarla birlikte asit yağmuru olarak yağması bağlarda ve incir bahçelerinde hastalık ve zararlıları arttırdı, kurutulmak istenen üzüm ve incirlerin kurumasını engelledi ve bu nedenle insan sağlığı açısından en tehlikeli toksinlerden birisi Okratoksin-A maddesi daha fazla görülmeye başladı. Bu toksin maddenin kaynağı meyvelerin yeterli kurutulamaması nedeniyle oluşan mantarlar. JES’lerin olduğu bölgelerde üzüm ve incir JES’lerin olmadığı bölgelere göre 1-2 hafta daha geç kurumakta. Bu nedenle Aydın’da incir, Manisa’da üzüm üretimi ve canlıların yaşamı için tehlike çanları çalmaya başladı.

İncirde ve üzümde daha önce yaşanmayan problemler yaşanmaya başladığı gibi koah, kanser gibi insan hastalıklarında da artışların gözlendiği Tabip Odası raporlarında yer almaya başladı.

Jeotermal kuyuları ve santralleri yüzünden yer altı kaynak sularına ve sulama sularına da başta bor ve ağır metaller bulaşmaya başladı. Birçok kuyuda yapılan analizlerde olması gereken değerlerin çok üstünde Bor başta olmak üzere birçok ağır metale rastlanmaya başladı. Bir avuç şirket para kazanacak diye binlerce üretici ve tüketicinin hem sağlığıyla, hem sosyal yaşamı ile oynanmakta.

Siyasi iktidar bir yandan gıda krizi ve fiyatlarından yakınıyor, çözüm bulması gerekirken çözüm bulamaya adım atmıyor, diğer yandan verimli tarım arazilerini ve tarımsal üretimi yok edecek yatırımlara izin vererek toplumu daha da çözümsüzlüğe itiyor.”Yenilenebilir, Temiz Enerji” denilen şeyin “Temizliği (!)” ortaya çıkmaya başladı; Evet Canlıları Temizliyor!. Ve öyle bir “Temizliyor(!)” ki o toprakları bir daha bitkisel üretim yapılamaz hale getirdiği gibi insanların da sağlığını ortadan kaldırıyor.

Son iki aydır ülkemiz mevsim normallerinden farklı bir iklim yaşıyor, “Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre 2018 yılında 840 adet aşırı hava olayları kaynaklı vaka kaydedilmiş. Bunların yüzde 41’i şiddetli yağış/sel, yüzde 29’u ise fırtına ve hortum olarak tespit edilmiş” Ege Bölgesi neredeyse son yüzyılın en şiddetli yağışlarıyla karşılaştı. Bütün bunların nedeni küresel iklim değişikliği ve bu değişikliğe neden olan yatırımlardır. Ekolojik denge bozulmaya başladığında felaketler de ardı ardına geliyor. Bu dengeyi bozan yatırımların en önemlilerinden birisi de ülkemizdeki elektik enerjisinin ancak %2 sini karşılayabilecek kapasitedeki (JES’ler) Jeotermal Elektrik Santralleridir.

Alaşehir çevresinde açılan Jeotermal kuyu patlamalarının, JES’lerin verdiği zararlar gözle görülmesine, binlerce insan şikâyetçi olmasına rağmen Siyasi iktidar ve Manisa Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı“Üç Maymun”u oynamakta “Bilmiyorum! Görmedim! Duymadım!” diyerek Salihli ve Sarıgöl ilçelerinden sonra Kula, Kırkağaç, Akhisar, Şehzadeler, Turgutlu, Ahmetli, Demirci, Köprübaşı ve Yunusemre ilçelerinde de Jeotermal Kuyu açılması izni vermek üzere ihale yapacağını duyurmuştur. Bu kuyuların zararları sadece Manisa ilini etkilemeyecektir, jeotermal akışkanlar yer altı sularına hızla karışarak İzmir ilindeki ve Ege Denizi’ndeki canlı ve insan yaşamını da etkileyecektir. Atmosfere karışan buhar ve zararlı gazlar hava kalitesini bozacak yeni hastalıklara yol açacaktır.

Özgürlük ve Dayanışma Partisi olarak siyasi iktidara ve Manisa Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı’na sesleniyoruz; Anayasa’nın 56. maddesi: “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.” hükmünü içermektedir. Vatandaş olarak bizler bu hakkımıza sahip çıkıyor ödevimizi yerine getirmeye çalışıyoruz. Ama sizler emperyalist kuruluşların ve bir avuç şirketin isteğine uyarak, toprağı, suyu havayı kirletecek Jeotermal Enerji Santrallerine “Temiz, Yenilenebilir Enerji” propagandasıyla izin vererek bu ödevinizi yerine getirmediğiniz gibi hem anayasa, hem doğa, hem de insanlık suçu işliyorsunuz. Bizler bu suça ortak olmayacağız. Sessiz kalmayacağız. Sizlerin de suç işlemesini engel olmak içinde elimizden gelen mücadeleyi vereceğiz.
Özgürlük ve Dayanışma Partisi olarak bu kuyu ve santrallerle ekolojiyi ve canlı yaşamını yok etmenize sessiz kalmayacağız. Doğanın, suyun ve tüm canlıların hakları için mücadele etmeye, ekoloji mücadelesi vermeye kararlıyız.

Sizlere bir kez daha sesleniyoruz ihalelerinizi geri çekin!”