Öfke akacak kanal arıyor
İktidar ayak oyunlarıyla siyaseti konsolide ederken halkın ajandasındaki gündem farklı. Toplumsal muhalefet her kürsüde sesini duyurmaya çalışıyor. İtirazlar henüz ortak mücadeleye dönüşmüş değil. Siyasetçi, akademisyen ve ekonomistler “Rejimi yenmenin yolu birleşik muhalefetten geçer” diyor.

Mehmet Emin Kurnaz
mehmeteminkurnaz@birgun.netElinde toplumun geniş kesimlerini ikna edecek bir argümanı kalmayan Saray yönetimi, siyaseti farklı araçlarla konsolide ederken milyonların ajandasındaki gündemler farklı. Hemen her kamuoyu yoklamasında ülkenin en yakıcı gündeminin açık ara farkla ekonomik kriz, işsizlik ve geçim sıkıntısı gibi temel başlıklar olduğu görülüyor.
Derinleşen yoksulluk tabandaki öfkeyi giderek büyütürken toplumsal muhalefetin fay hatlarında ise açığa çıkmaya hazır bir enerji biriktiriyor. CHP’nin sayısı 8 ayda 70’i bulan mitingleri devam ederken diğer yandan ülkenin dört bir yanında işçiler, çiftçiler, yaşam savunucuları da irili ufaklı eylemlerle alanları dolduruyor.
Akacak bir kanal, gidecek bir yol arayan toplumsal muhalefet, bulduğu her kürsüden sesini duyurmaya çalışıyor. Birbirinden farklı nedenlerle örgütlenmiş olsa da tüm itirazların odak noktasında rejimin neden olduğu yoksulluk, adaletsizlik, talan, baskı ve gericilik gibi çıktılar var. Milyonların isyanının ortak ve birleşik bir mücadeleye dönüşmemiş olması ise en büyük eksiklik.

Akademisyen, siyasetçi ve ekonomistlerle tabandaki söz konusu itirazları rejime karşı topyekun bir mücadele aracına dönüştürmenin yöntemlerini konuştuk:
ÇARE BİRLEŞİK HALK MUHALEFETİ
SOL Parti MYK Üyesi Alper Taş:
Halkın bir arayışı, bir değişim isteği var. İnsanlar bıkmış, usanmış, çıkış yolu arıyor. Bu iktidar nasıl yenilir? Bu rejim nasıl aşılır? Toplum içten içe kaynıyor. Bir kesim bu öfkeyi örgütlü bir şekilde dışa vuruyor, yerel düzeyde tepkisini gösteriyor. Bir kesim ise öfkesini içinde yaşıyor, çevresine ve konuşmalarına yansıtıyor ama bunu örgütlü bir şekilde sahaya taşıyamıyor.
Toplumda biriken öfke ve tepki var. İnsanlar aç, işsiz, yoksul. Emekliler perişan, gençlerin geleceği belirsiz ve yurt dışına gitme hayali kuruyorlar. İşsizlik almış başını gidiyor. Ekolojik tahribat da çok ciddi boyutlara ulaşmış durumda. Doğa tüketiliyor. Tüm bunlar bir tepki doğuruyor ama tepkiler yerel ölçekte ve sınırlı kalıyor. İnsanların ayağına basıldığında tepki gösteriyorlar, bağırıyorlar, ses çıkarıyorlar; ancak genelde izleyen konumundalar.

Bu tepkileri örgütlü bir güce dönüştürmek gerekiyor. SOL Parti olarak biz uzun süredir bunun altını çiziyoruz. Bu rejimi yenmenin yolu, özellikle tabandan başlayan bir birleşik muhalefeti inşa etmekten geçiyor. Bulunduğumuz şehirlerde, ilçelerde, köylerde, mahallelerde bu rejimden rahatsız olan tüm kesimleri bir araya getirmek, örgütlü bir biçimde sahaya taşımak zorundayız.
Sadece miting yapmak yeterli değil. İnsanlar mitingde tepkisini ifade ediyor ama sonra kendi yaşamına dönüyor. O insanları yerinde örgütleyecek, tabanda örgütlenmeyi sağlayacak yapılar kurmak gerekiyor. Yerel düzeyde halk meclislerine, inisiyatiflere ihtiyaç var.
Bunun yanında toplumsal mücadele alanlarını ortaklaştıracak hareketler de kurmalıyız. Birleşik gençlik hareketi, işçi ve emekçi hareketi, ekoloji hareketi, kadın hareketi, çiftçi hareketi gibi. Sol ve demokrasi güçleri ile emekten yana olan kesimler bu mücadele alanlarında birleşik bir koordinasyon içinde olmalı. Özetle süreci üç ana başlıkta ele alabiliriz:
1. Üst düzeyde, siyasi partiler ve örgütler arasında koordinasyon zeminleri kurmak.
2. Toplumsal mücadele alanlarında birleşik hareketler yaratmak.
3. Yerelde halka dayalı meclisler ve inisiyatiflerle tabandan örgütlenmek.
Bu mücadele tek bir formda değil, çok boyutlu bir biçimde ilerlemeli. Hiçbir yapı diğerini dışlamamalı. Birleşik bir halk muhalefeti inşa etmek hepimizin önündeki temel sorumluluk.
SİYASETİN MERKEZİ HALK OLMALI
Siyaset Bilimci Cangül Örnek:
“Toplumsal hareketlilik Türkiye’de sürekli gündemde. Özellikle kırlarda, çevre direnişlerinde, maden direnişlerinde bunları sürekli görüyoruz. Bir yandan da halkın can verdiği, çocukların, çocuk işçilerin, kadın işçilerin can verdiği çok ciddi felaketler art arda yaşanıyor. Ama Türkiye’deki sorun bunların bir türlü siyasetin merkezine çekilemiyor olması. Ne zaman bunun üzerinden bir politikleşme söz konusu olsa, çok baskın bir siyasi gündem bu tartışmanın üstünü kapatıyor. Bunun hızla siyasetin merkezine çekilmesi ve bunun üzerinden siyaset üretilmesi lazım.

Örneğin ana muhalefet partisinin siyasetine baktığımızda iktidarın da sıkıştığı yerde daha çok kendisini tartışan, kendisinin başına geleni tartışan bir muhalefet yaptığını görüyoruz. Dediğim gibi bunun iktidarın sıkışmasıyla doğrudan ilgisi var ama buradan çıkışın yolu da bu farklı direnişleri, işçilerin gündemini oluşturabilecek farklı felaketleri, iş cinayetlerini siyasetin merkezine taşımak. Bunların üzerinden hesap sormak. Bu bazen Tarım Bakanı olur, bazen Ulaştırma Bakanı olur. Çünkü neredeyse hiç kimsenin sorumluluk üstlenip hesap vermediği bir katliamlar ülkesine dönüşmüş durumda Türkiye. Bunların mutlaka siyasetin merkezi gündemi haline gelmesi ve bunlar üzerinden iktidarın bir savunma yapmak zorunda kalması gerekir.”
ŞİMŞEK PROGRAMI TEPKİ ÇEKİYOR
İktisatçı İnan Mutlu:
“İki buçuk senedir Türkiye’de uygulanan Şimşek programı çok klasik bir kemer sıkma programı. Enflasyonu düşürmek için tek bir amacı var: Daha fazla insanın yoksullaştırmak. İşçi, emekli, çiftçiler gibi toplumsal kesimler programın doğrudan hedefi. Bu tür programlar dünyanın neresinde uygulanırsa uygulansın itirazlar yükseliyor. Bangladeş’te; Arjantin’de, Pakistan’da en son örneklerini gördük.

Geldiğimiz noktada karlılık krizini aşmaya çalışan sermaye ve iktidarların yapmaya çalıştıkları şey çok açık. Emeğe saldırı, doğaya saldırı ve sermayenin yeniden yapılandırılması yoluyla bu sıkışmışlığı aşmak. Uygulanan ekonomi programına şu an için organize, daha derli toplu itirazlar göremesek de, parçalı bir biçimde itirazların yükselmesi de kaçınılmaz. Muhalefete yapılan saldırıları da bu kapsamda değerlendirmek gerekiyor. Sokakta bir ekmek kavgası var. Bu kavganın ne kadar siyasetin gündemini işgal edebileceği geleceği şekillendirecek. İktidar tüm araçlarıyla bu kavganın görünmez ve parçalı kalmasına çalışırken, toplumsal muhalefetin bütünlüklü bu saldırıya karşı ekmek kavgasının siyasetin temel gündemi olmasını sağlaması için hareket etmesi gerekiyor.”
SİYASİ SEÇKİNLERİN GÜNDEMİ AYRI
Siyaset Bilimci Ahmet Murat Aytaç:
İçinden geçtiğimiz süreçte Türkiye’nin dört bir yanında çiftçiler, tekstil işçileri, belediye emekçileri irili ufaklı ama kararlı eylemler düzenliyor. Sarayköy’de traktörlü miting yapan çiftçiler, Tokat’ta binlerce işçiyle yürüyen tekstil emekçileri, İzmir’de grevdeki mağaza işçileri; hepsi artan yaşam maliyetlerine, güvencesizliğe ve hak gasplarına karşı sesini yükseltiyor. Bu eylemler yalnızca geçim derdi veya ekmek-peynir davasıyla yapılmıyor, insana yaraşır bir yaşam sürdürme için verilen onur mücadelesi olma niteliğini de yansıtıyor. Uygulanan emek karşıtı politikaların tabanda biriktirdiği öfke, dağınık ama yaygın ve birikimli bir karşı duruşa dönüşüyor.

Bu gelişmeleri sınıfsal farkındalığın ve emek siyasetinin yeniden güçlenmesinin işareti olarak görmek mümkün. Emekçiler, yıllardır bastırılan taleplerini daha örgütlü biçimde dile getirmeye başlıyor. Siyasi sonuçları bakımından bu süreç, ya mevcut aktörleri zorlayarak dönüşüme itecek ya da yeni toplumsal-siyasal oluşumların yolunu açma potansiyeli içeriyor. Ancak hem iktidar hem ana muhalefet, bu hareketliliğe karşı büyük ölçüde kör. Siyasi seçkinlerin gündemi cumhurbaşkanlığı meselesine, güç ve prestij kavgalarına sıkışmışken, halkın gerçek gündemi –geçim, adalet, güvence– cevapsız kalıyor.
***
HER YERDE İRİLİ UFAKLI EYLEMLER VAR
YURTTAŞLAR DÖRT BİR YANDA SOKAKTA
Denizli: Denizli Sarayköy’de çiftçiler, Ziraat Odası’nın çağrısıyla eylem yaptı. İlçe meydanında taleplerini dile getiren Sarayköylü üreticiler, tarım desteklerinin artırılmasını ve kredi borçlarının ertelenmesini istediklerini söyledi.
Tokat: Yüzlerce işçi ve emekçi, hakları için direnen Şık Makas işçileriyle Ekmek ve Adalet Mitingi’nde bir araya geldi. BİRTEK-SEN üyesi işçiler, “Bu yalnızca bizim değil, tüm Tokat halkının emek mücadelesi” dedi. İşçiler, mitingin gerçekleştirileceği Cumhuriyet Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirdi.
Dersim: Dersim’de, Dersim Doğa, Yaşam ve Çevre Platformu tarafından "Doğa ve Yaşam Mitingi" düzenlendi. Binlerce kişinin katıldığı mitingde, "Talana, ranta, madene izin vermeyeceğiz" yazılı pankart açıldı.
Trabzon: Emek ve Demokrasi Platformu, yoksulluk, adaletsizlik ve eşitsizliğe karşı “Halk İçin Bütçe, Demokratik Türkiye” yürüyüşü düzenledi. Kahramanmaraş Caddesi’nde başlayan yürüyüş, Atatürk Alanı’nda sona erdi.
Uşak: SOL Parti, “Ekmek, toprak, su ve memleket için saltana karşı demokrasi ve özgürlük için birlikte yürüyelim!” sloganıyla 22 Kasım Cumartesi günü, Uşak Stadyumu önünden "Uşak, üretici yürüyüşü" düzenleyecek. Parti tüm yurttaşlara yürüyüşe katılım çağrısı yaptı.


