birgün

6° AÇIK

GÜNCEL 15.01.2020 23:23

Öğrencilerin açlıkla sınavı

Hayat pahalılığı, burs ve kredilerin yetersizliği nedeniyle yaşamlarını sürdürmekte zorluk çeken üniversite öğrencileri yaşadıklarını BirGün’e anlattı. Öğrencilerin gelirleri kiraya ve faturaya giderken ihtiyaçlarının çoğunu ise toptancıdan karşılıyor

Öğrencilerin açlıkla sınavı

Rıfat Kırcı-Mahir Bağış

İstanbul Üniversitesi’ndeki yemekhane direnişi ve Sibel Ünli’nin intiharının ardından öğrencilerin sorunları gündemde önemli yer tuttu. Çoğu ailelerinden uzakta, okuyabilmek için çalışmak zorunda. On binlercesi yurt ve burs yetersizliği nedeniyle okullarından verim alamıyor. MEB’in verilerine göre son 5 yılda 1 milyon 115 bin 530 öğrenci üniversitelerinden kaydını sildirdi ya da kaydını dondurdu. Öğrencilerin artan sorunlarını, taleplerini ve çözüm önerilerini konuşmak için İstanbul ve Ankara’da öğrenci evlerine konuk olduk.

‘Ayakkabımın altı delinmiş’

İstanbul Şişli Feriköy’de ücra bir mahallede misafir olduğumuz evde 4 kadın öğrenci kalıyor. Öğrenciler bin 700 lira olan kiralarını kendi aralarında paylaşıyor ve faturaları ortak ödüyor. İlayda Gökçer, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji bölümü 2’nci sınıf öğrencisi. Okuldaki ilk senesinde okul yurdunda kalan Gökçer yurdun kapatılması nedeniyle eve taşınmak zorunda kaldığını anlattı.

Çamaşırları ellerinde yıkıyor

“Okulda öğlen yemeği veriliyor. Bütün programımı buna göre ayarlıyorum” diyen Gökçer maddi imkânsızlıklarını şu şekilde anlattı: “Akşam acıkmamak için öğle yemeğimi olabildiğince geç yemeye çalışıyorum. Evin deterjan gibi ihtiyaçlarını toptancıdan toplu alarak karşılıyoruz çünkü daha ucuza geliyor. Temel ihtiyaçlarımızı bile karşılamakta güçlük çektiğimiz için sosyal aktivitelerden uzak kalıyoruz. Ayakkabımın altı delinmiş, okula giderken su içinde kaldı ayaklarım.”
Nur Tale ise aynı üniversitede gazetecilik okuyor. Ailesinin desteği ve aldığı krediyle okumaya çalıştığını söyleyen Nur “İstanbul’a Kocaeli’nden geldim. Aileme karşı sorumluluk hissediyorum. Babam işçi, annem çalışmıyor. Kendileri için harcayabilecekleri parayı bana yolluyorlar. Devletin verdiği kredi yetersiz çünkü” ifadelerinde bulundu. Evlerinde çamaşır makinelerinin bozulduğunu ve çamaşırları ellerinde yıkadığını anlatan Tale “Makineyi ikinci el almıştık. Bir kez daha bozulmuştu, o zaman tamir ettirebilmiştik. Ancak şimdi bunu karşılayamadık. Bu soğukta onları yıkayacağım diye ellerim kızarıyor, sızlıyor” dedi.

Sosyal yaşam sürdürmek imkânsız

Ankara Üniversitesi öğrencileri Sedat Ç. ve Deniz Y. aynı evde kalıyor. Birkaç ay önce ev tuttuklarını söyleyen Deniz Y, “Okulu kazandığım zaman devlet yurdu çıkmadığı için mecburen özel yurda gitmiştim ancak çok pahalıydı. Son olarak evde yaşama şansımı denemek istedim” dedi. Bin TL kirası olan bir evi uzun zaman aradıktan sonra bulabildiklerini ve Çankaya Belediyesi’nden aldıkları eşyalarla döşediklerini belirten Sedat Ç., “Kira ve faturalar ödendikten sonra geri kalan ile sosyal bir yaşam sürdürmek imkansız. Sinemaya ya da tiyatroya ayda ancak bir kez gitmek mümkün. Bunun dışında bir de dönemlik ders kitabı masrafımız var. Ortalama 600 TL de o tutuyor” diye konuştu.

Memleketten yiyecek gelmese…

Hacettepe Üniversitesi öğrencileri Hasret Tekçam ve Güneş Anlıak ise şunları kaydetti:

“Kira dışında doğalgaz 650 TL, elektrik 110 TL, su 70 TL, internet 70 TL ve aidat ise 50 TL… Kira ve faturalar bütçemizin tamamına yakınını tüketiyor. Marketler çok pahalı fakat ailelerimiz memleketten kurutulmuş ürün, konserve gönderiyor. Onlar göndermese aç kalırdık. Eskiden evde yemek yapmak çok daha ekonomikti. Şimdi bir akşam yemeği için en az 30 TL harcamak durumunda kalıyorsunuz. Bu yüzden dışarda ucuz bir şeyler yemek yemeye çalışıyoruz.”

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız