Okurlar bağışlamıyor!
ATTİLA AŞUT ATTİLA AŞUT

Gazetelerdeki yazım yanlışlarını okurlar da yakından izliyor. Hatta bizim görmediğimiz birçok yanlışı onlar köşemize taşıyor! Bu alanda “gönüllü denetmenler” yetiştiğini bile söyleyebilirim. “Düzeltmenler”in yerini adeta onlar almış!

Kendisi de Türkçe öğretmeni olan okurumuz E. S. (iznini almadığım için açık adını yazmıyorum), gazetemiz yazarlarından Fikri Sağlar’ın bir yazısındaki yazım yanlışlarını tek tek sıraladığı iletisinde diyor ki:

“Sayın Aşut, gazetelerin ‘musahhihlerini’, ‘mürettiplerini’ zaman zaman eleştirdiğinize tanık oluyorum. Fikri Sağlar’ın 1 Ekim 2019 tarihli yazısında ürettiği bileşik sözcüklerle saptadığım diğer yanlışları dikkatinize sunmak istiyorum. Saygılar...”

“İktidarın Zaafları” başlıklı yazıda okurumuzun altını çizdiği yazım yanlışları ve bozuk tümceler şöyle:

-“Toplanma yerini bilmek, orada yaşamını sürdürebilecek tüm ekipmanın varlığı görmek istiyor.”

-“Sayısını unuttuğum dünkü paketin sunumu dinlerken aklıma gelen İMF’in kamuyla paylaştığı rapor oldu.”

-“17 yıldır Türkiye’yi ve İstanbul’u yönetenlerden beklenen, deprem için toplanan paralarla bu güne kadar neler yapıldığını daha açık söylemeleri…”
Bunlara bir yanlış da ben ekleyeyim. Yazının bir yerinde şöyle deniyor:

-“Durup dururken çıkarılan, CB. Yd. Ahmet Oktay’ın yaptığı toplantıya ‘İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu katılmadığı’ şeklindeki polemik AKP’yi daha da derinden yaraladı.”

“CB. Yd.” kısaltmasıyla anlatılmak istenen eğer Cumhurbaşkanı Yardımcısı ise o kişinin adı Ahmet değil Fuat’tır. Ahmet Oktay; üç yıl önce yitirdiğimiz değerli bir gazeteci, yazar ve ozanımızdır.

Bu tümcedeki “CB. Yd.” kısaltması da kuraldışıdır. Ayrıca tırnak içindeki ifade, “… Ekrem İmamoğlu’nun katılmadığı…” biçiminde olmalıydı.

Yeri gelmişken, 18 Ekim günlü Cumhuriyet gazetesinde Ataol Behramoğlu’nun “Yazma Hevesi” başlıklı yazısında geçen “Ayşegül Arslan” adını da “Ayşenur Arslan” olarak düzeltmek gerekiyor.

Dalgınlıktan kaynaklanan böyle yanlışları hepimiz yapabiliriz. Zaten “düzeltmenlik” kurumu da bunun için vardır. Köşeyazıları, dokunulmaz kutsal metinler değildir. Bir yazı dil ve bilgi yanlışı içeriyorsa, kimin yazdığına bakılmaksın düzeltilmeli. Editörler ve düzeltmenler işlerini doğru yapsa, Cumhurbaşkanı Yardımcısı ile ülkemizin en tanınmış TV programcısının adları gazetede böyle yanlış çıkar mı?

HAFTANIN NOTU

Kargo şirketleri tüy dikti!

Kargo şirketlerinin çağdışı hizmet anlayışını daha önce de bu köşede eleştirmiştik. Hemen hepsiyle bir biçimde ilişkimiz oldu. Sanki aynı tornadan çıkmışlar! Al birini vur ötekine! Dağıtıcıların en bilindik numaraları, kapınızı çalmadan, apartman girişine, “Geldik, evde yoktunuz. Kargonuzu falan şubeden alabilirsiniz” notu bırakmaları! Aradığınızda telefonları ya hep meşguldür ya da “yoğunluk nedeniyle” yanıt verememektedirler!

Genellikle evde olmadığınız zamanlarda gelirler. Gelmeden ya da geldikten sonra telefon etmezler. Getirdikleri koliyi teslim etmek yerine geri götürmeyi marifet sayarlar!
Bu çağda randevulu çalışmak çok mu zor? İnsanlar Godot’yu bekler gibi, evlerinde bütün gün kargo mu bekleyecekler? Günümüz koşullarında böyle bir şey olabilir mi?
Bana kitap ve dergi gönderen arkadaşlardan özellikle rica ediyorum. Ev adresimi değil lütfen posta kutusu adresimi kullansınlar ve bun için de PTT Kargo’yu yeğlesinler. Çünkü PTT, posta kutusu adresine gönderi kabul eden tek şirket. Üstelik kitaba indirim uyguluyor. Ayrıca adres etiketine telefon numarası yazılırsa, kargonun dağıtım süreci konusunda alıcıya SMS’le bilgi veriliyor. Bunlar PTT Kargo’nun üstünlükleri bence. Ötekiler yakında nal toplayacaklar!

(Not: Posta Kutusu adresim şöyle: P. K. 776, Kızılay, 06445 ANKARA).