birgün

20° PARÇALI AZ BULUTLU

GÜNCEL 05.08.2019 08:37

Ölüme karşı Cüneyt

Kötü haberi alınca ilk işim Cüneyt’i cep telefonundan aramak oldu. Çünkü trafikte ne kadar dikkatli ve kuralcı olduğunu biliyordum. Daha birkaç ay önce, Mayıs ayında, Trakya Üniversitesi Sinema Topluluğu’nun Bergman etkinliği için Edirne’ye gidecektik. Sabah erkenden Cüneyt’i evinden aldım. Henüz tam uyanamadığından olsa gerek, yolculuk sırasında araba kullanma tarzıma hiç laf etmemişti. Ama etkinlik bittikten sonra dönüş yolundayken bir sürüş dersi hocası gibi sürekli müdahale etmeye başladı: “Aman yavaş git! Şu öndeki araçla takip mesafesini biraz daha uzun tutsana!” Benim de haşarılığım üzerimdeydi, Yeşilçam filmlerinden arakladığım şivelerle karşılık veriyordum: “Beni neden rencide edoorsun patron? Yoksam bana güvenmoorsun?!” O da yoldaki diğer taşıtları göstererek “Sana güvenoorum da onlara güvenmoorum!” diyordu. Yaklaşık üç ay sonra, haklı olarak güvenmediği taşıtlarla dolu bir yolda hayatını kaybetti.

Kötü haberi alınca ilk işim Cüneyt’i cep telefonundan aramak oldu. Çünkü Cüneyt ile ölüm arasında, tıpkı Ingmar Bergman’ın Yedinci Mühür filmindeki gibi bir ilişki vardı: Haçlı seferlerinden dönen şövalye, deniz kıyısında karşılaştığı Ölüm’ü her gün satranç oynamaya ikna eder. Oyun sürdüğü müddetçe şövalye yaşayacaktır. Ortaçağın karanlığında, ölüm eşliğinde bir yolculuk başlar. Cüneyt o şövalye gibiydi, ölümle olabilecek en hazin biçimlerde karşılaşmış, en değerli taşlarından bazılarını kaybetmişti. Bu arada sağlığı da bozuluyordu ama Elif, Ayşegül ve ailenin yeni üyesi Pasak’la birlikte yeni stratejiler geliştiriyordu; ölüme karşı yaşam, Thanatos’a karşı Eros.

Bilinçdışı böyle çalışıyor işte; kötü haberi alınca ilk işim Cüneyt’i cep telefonundan aramak oldu, çünkü Cüneyt Cebenoyan gibi bir insanın yaşamını herkes, ölümünü ise sadece kendisi doğrulayabilirdi.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız