birgün

16° AÇIK

author

Ölümüne yayılmacılık

DÜNYA 17.01.2022 09:05
Abone Ol google-news

Salon.com, Pentagon'un normalde aylıkken, Biden yönetimi döneminde nihayet bir yıl sonra yayınladığı 'Havagücü Özeti'nde (Airpower summary) ABD ve müttefik güçlerinin dünyaya saçtığı bombaların verilerini aktarmış. Son 20 yılda pek çok ülkeye 337 bin bomba/füze fırlatılmış. Bu günlük ortalamada 45 saldırı anlamına geliyor. ABD ve müttefikleri Şubat 2020'den bu yana Afganistan, Irak ve Suriye topraklarına -Trump döneminde 2 bin 68, Biden yönetimi altında da 1178 olmak üzere- 3 bin 246 bomba ve füze bırakıvermiş.

2019'da üç ülkeye 12 binden fazla bomba/füze atılmışken, hatırı sayılır bu düşüş hayra yorulabilir. Kötü haber böyle devam edeceğinin garantisinin olmaması. ABD ve ABD öncülüğündeki 'etkili savunma örgütü' NATO'nun varlık sebebi bombaların var olması, kullanılması ve 'meşrulaştırma' gerekçelerinin hiçbir zaman ortadan kaldırılmamasının garanti altına alınması. Bunun için 'nüfuz alanlarının' sürekli olarak genişlemesi ve başkalarının her türlü 'nüfuz alanlarının' biteviye dağıtılması gerekiyor.

Geçen hafta tam da beklenen oldu. Varşova Paktı'nın ortadan kalkmasıyla yeni varlık sebepleri arayıp her seferinde bulan/yaratan ABD ve NATO, Sovyetler Birliği'nin mirasçısı Rusya Federasyonu'nun kendisine yönelik çevreleme harekatında artık gidecek bir yeri kalmadığından hareketle son 30 yılda yaptığı en önemli diplomatik çıkışını elinin tersiyle itti. Doğrusu 'demokrasi' ve 'neoliberal düzene entegrasyon' teması adı altında yerel düzeyde yarattıkları büyük yıkımların yerini 'büyük güç çatışması' temasının alması için ellerinden geleni ardına koymuyorlar

MOSKOVA'NIN TALEPLERİNİN ÖZETİ

Moskova'nın taleplerini 2021 sonundaki yazıda aktarmıştım: 'ABD/NATO'nun Trump döneminde küresel silahsızlanma mimarisinin son 30 yılda yapıtaşı olan anlaşmaları art arda ortadan kaldırdığı ve Doğu Avrupa'ya nükleer dahil silah konuşlandırmalarının önünü açtıkları bir ortamda; iki 'turuncu devrimle' neo-naziler kullanılarak vasallaştırılmış Ukrayna üzerinden girişilen yeni saldırının durdurulması. Özeti budur.

Moskova, aralık ortasında Batı'nın ideolojik aygıtı olan medyası aracılığıyla eğilip bükülüp sızdırılmasın diye tekliflerini dünya kamuoyuna açıklamıştı. Geçen hafta ABD-NATO-AGİT üzerinden üç temas kuruldu. Rusya Federasyonu, 10 Ocak'ta Cenevre'de ABD ile, 12 Ocak'ta Brüksel'de NATO-Rusya Konseyi üzerinden masaya oturdu. En zayıf halka 1999 İstanbul zirvesiyle çerçevesi çizilmiş, ABD/NATO'nun oyuncağına dönmüş AGİT mekanizmasıyla 13 Ocak'taki yapılan temastı. Güvenliklerini ABD/NATO'ya havale edip işlerine bakma yanlısı Avrupalıların çıkarlarıyla savunmaları arasında kurdukları bağlantıdaki acziyetlerini sergileyen sayısız örnek mevcut. En başta 'Avrupa ordusu' ve 'Kuzey Akım-2' tartışmaları. Dolayısıyla bu oyunda Avrupa'ya ancak 'figüranlık' düşebilir.

ANA TEMAYA DOKUNMAYAN SABUN KÖPÜKLERİ

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcıları Sergey Ryabkov ile Alexander Gruşkin ve Savunma Bakan Yardımcısı Alexander Fomin Cenevre ve Brüksel'de muhatapları ile masaya oturdu. ABD/NATO'nun tutumu 'ana temaya dokunmayan sabun köpüklerini havaya saçma' şeklinde ifade edilebilir.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un, 'kibirli, boyun eğmez ve tavizsiz' diye nitelediği Batı pozisyonunu ABD heyetine öncülük eden Dışişleri Bakan Yardımcısı Wendy Sherman ve NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg açık bir red yanıtı olarak ortaya koydu:

"NATO'nun genişlemesini sağlayan açık kapı politikasından vazgeçmeyeceğiz. Rusya uluslararası sınırları güç yoluyla değiştirmeye kalkışırsa izlemeyeceğiz." Malum BM onaysız operasyonları ancak ABD/NATO yapabilir! Ve Sherman ve Stoltenberg, klasik '...ama diyaloğa açığız' söylemlerini eksik etmedi. Bu bağlamda 'sabun köpükleri'nin özeti de şöyleydi:

'Askeri tatbikatlarda şeffaflığı artırmak, uzay ve siber tehditler, silahsızlanma görüşmelerini ve nükleer politikaları gözden geçirmeyi konuşuruz. Moskova ve Brüksel'de ofisleri yeniden açarak sivil ve askeri iletişim kanalları açılabilir."

Kanalları kapatan, Rusya'nın diplomatlarını geçen ekimde sınır dışı eden kendileri. Silahsızlanma anlaşmalarından çeşitli gerekçelerle ilk ayrılan kendileri. (Trump Orta Menzilli Nükleer Füzeler Anlaşması INF'ten 2018'de tek taraflı çekildi. Trump'ın çekildiği START'ı en azından görüşmek üzere 5 yıllığına donduran Biden oldu.) Doğu Avrupa ve Karadeniz'de düzenli/düzensiz ve sayıları giderek artan tatbikatlar yapan kendileri. Polonya ve Romanya'ya füze konuşlandıracak tesisleri -bu yıl sonunda operasyonel olacak- hazırlayan kendileri. Ukrayna'da İngilizlerin üsleneceği liman inşa eden kendileri. Ukrayna'nın paramiliterlerine özel eğitimler sunan, Kiev'deki rejimi açıkça silahlandıran, NATO üyeliği vaatleriyle hayallerini süsleyen kendileri.

Enteresan tarafı, bu koşullarda Moskova'ya ordusunu nereye konuşlandırılıp konuşlandırılmaması gerektiğini söyleyebilmeleri.

YARIM KALMIŞ HİBRİT DARBENİN RÖVANŞI

NATO 1990'lardan bu yana beş genişleme dalgası yaşadı. En son genişleme hesabı 2014'de Ukrayna'daki Maydan darbesinde haddinden fazla karıştı. Batı Avrupalılar gibi yaşama hayalleri olan Ukraynalılar sokağa dökülürken, Kiev'de kiralık Gürcü keskin nişancıları, Bandera'nın çocukları, Odesa'da insanları yakan neo-naziler ve parlamento içindeki 'turuncu klikler' eşliğinde hibrit darbe yapıldı. Bu darbe Ukrayna'yı 'işlevsiz' kılacak şekilde Donbass'ta Rusya'nın kolaylaştırıcılığını yaptığı isyanla durduruldu. Kiev'dekiler, Almanya ve Fransa kanadının da mecbur kalmasıyla, Rusya'nın usta bir diplomasiyle kendisini doğrudan dahil etmediği diplomatik süreçte Donbass'taki isyancılarla Minsk Anlaşmalarını yapmak zorunda kaldı. Tabii Batı desteğiyle hiç uygulamadılar. Avrupalılar ahlaki üstünlük iddialarını çökertecek şekilde Ukrayna'nın neo-nazilerine yatırım yaparken, Rusya da güneydoğuda Rusça konuşan nüfusla ilişkilerini geliştirdi. Rusya hiçbir zaman özerk cumhuriyetleri tanımadığı gibi Minsk'in açık tarafı olmadığından, bugün 'oturup Kiev'le Donbass'ı çözün' denilmesinin anlamı yok.

Maydan hibrit darbesinin daha mühim sonucu Kırım'da yaşandı. Moskova darbenin öncesinde Ukrayna'yla kendisine epey pahalıya patlayacak şekilde Karadeniz Filosu için kiralama anlaşmasını yenilemişti. Tabi o dönemde 'işgal niyeti vardıysa neden anlaşma yapmıştı' diye soran da olmadı. Neticede ABD'nin Maydan hibrit darbesi, Kırım'ın 1954'te Hruşçov tarafından hediye edildiği Ukrayna'yı terk edip yeniden Rusya Federasyonu'na katılmasına yol açtı. Maydan, ABD/NATO'nun yüzüne gözüne bulaştırdığı büyük bir jeopolitik yenilgiye dönüştü. Kırım'da sandık kurulup referandum yapılması, ABD jeopolitik çıkarlarına uymayan bir demokrasinin kabullenilmeyeceğinin sembolü oldu.

Velhasıl, Rusya hibrit darbeyi lehine çevirmekle kalmadı, Batı sınırlarını güvenceye alıp 2015'te herkes 'Putin Esad'ı satacak' diye konuşurken, ABD'nin Suriye'deki ılımlı İslamcı rejim değişikliği girişimini de baltaladı. Üzerine bir de o günden bugüne Almanya'yla Kuzey Akım-2 hattını tamamladı.

ABD yönetimi bugün işte bu kuyruk acılarıyla Ukrayna ve Doğu Avrupa üzerinden rövanşa oynuyor. Nitekim Biden yönetimi, 2021'de başa gelir gelmez ilk işi ilkbaharda Ukrayna oyununu canlandırmak oldu. 'Rusya Ukrayna'yı işgal edecek' tezi piyasaya sürüldü. NATO'nun Rusya sınırlarındaki hızlı aktivasyonunun gerekçeleri örüldü. Şimdi meseleyi, kuzey hattında kağıt üzerinde tarafsız pozisyonları olan İsveç ve Finlandiya'yı NATO üyeliğine çekmekten, Rusya ekonomisini ve doğrudan liderliğini hedef alan yaptırımlara uzanan tehditlere vardırıyorlar. Muhtemelen bu hafta ABD'nin Moskova tarafından detaylarıyla talep edilen yazılı yanıtı ve NATO'nun mektubunda somutlaştıracakları bu tehditleri göreceğiz.

İLK BEKLENECEK SONUÇ: ABD'NİN YENİ YANILTMA OPERASYONU

Şimdiden ABD'nin artık inandırıcılık bakımından ipliği pazara çıkmış istihbaratının 'Rusya işgale hazırlanıyor' fısıltıları paylaşılıyor. Clinton yazışmalarıyla kod ismi 'Suriye'de el Kaide bizim tarafımızda'ya çıkan ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, 'ABD istihbarat topluluğunun Rusya'nın işgal bahanesi üreteceğine dair şu anda seviyesi düşürülen bilgiler geliştirdiğini' açıklaması, ne tesadüftür, yahoo news'un CIA'nın 2015'ten bu yana Ukrayna'da özel harekat güçleri ve istihbarat personelini ABD'nin güneyinde eğitmekte olduğu haberinin ardından geldi. Esasen CIA SSCB döneminden bu yana Lviv'in neo-nazilerine eğitim veriyor. ABD arşivlerinden yola çıkarak Amerika'da bu konuda kitaplar yazıldı.

Resmi acemice tersine çevirmeye çalışan ABD medyası azıcık aklı olanı güldürecek nitelikte. Velhasıl sonunda Irak ve Suriye'de sayısız benzerlerini gördüğümüz kitle imha silahları ve kimyasal saldırı yalanlarının benzerini Ukrayna'da görürseniz, hiç şaşırmayın.

RUSYA'NIN AKLA DÜŞEN YANITLARI...

Peki Rusya? Bunca yıldır esnekliği şüphe götürmez Rusya diplomasisini izlerim, hiç bu kadar net olduklarını görmediğimi belirtmeliyim. Moskova tekliflerinin reddedilmesi halinde önlemlerinin ismini 'askeri-askeri/teknik' olarak koydu. ABD/NATO'ya çok uzun süre papatya falı açtırmayacaklardır. Ukrayna'nın 'devletlilik' halini büyük riske sokacağı aşikar bu gerilimde akla düşen, Donbass dışında bu 'askeri-askeri/teknik' yanıtın Avrupa, Asya ve muhtemeldir ki Latin Amerika'da tezahürlerinin olacağı. Rusyalı diplomatlar, Küba ve Venezuela -bence Nikaragua bile olabilir- dahil konuşlanma ihtimallerine açık kapı bıraktılar. Bu sefer 1962 Küba füze krizindeki gibi yapmaya da gerek yok. (O dönemde de Sovyetlerin durduk yere Küba'ya gittiğini zannedenlere mini anımsatma da bizzat memleketimizdeki jüpiterlerin krizdeki payı olsun.) Hipersonik zirconlarla donatılmış Rusya donanmasına yer açabilecek limanlar kafi. Aynı şekilde Avrupa'da Belarus ve Kaliningrad da akla düşüyor. Yine ABD/NATO'nun vaktiyle 'yaktığı' Balkanlar'daki tezahürler akla düşüyor.

Rusya liderinin Federal Meclis ve belki de Beijing Olimpiyat Oyunları'nda vereceği mesajlar, Moskova'nın olası hamlelerine ışık tutacak. ABD/NATO, jeopolitik yenilgisinin rövanşını almak için nükleer silahlı bir gücü böyle pervasızca boğma hamlesinden ne gibi bir başarı bekliyor, kestirmek güç. Bu gürültüde kimileri Avrupa'nın enerji krizi ile ABD'deki ekonomik krizin olası çatışmayı önleyeceğini söylüyor. Umarım haklıdırlar. Ancak kapitalist sistem sıkıştığında savaş makinasının çarklarının kolaylıkla döndürülebildiğini unutmamak lazım.

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

Birgün'e Abone ol