Google Play Store
App Store

8. Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerinde uzlaşmaya varılmadı. İktidarın utanç tekliflerinin karşısında bir sonraki merci olan Hakem Heyeti’nin sicili de parlak değil. KESK ve Birleşik Kamu-İş Genel Başkanları “Hakem Heyeti iktidarın emrinde, süreç biz bitti demeden bitmeyecek, kararı kamu emekçisi verecek” diyor.

“Orta oyunu”na karnımız tok: Son söz emekçiden gelecek
Fotoğraf: BirGün

Bilge Su YILDIRIM

6 milyon memur statüsündeki kamu emekçisi ve emeklisini doğrudan, en az 12 milyon yurttaşı ise dolaylı olarak ilgilendiren 8. Dönem Toplu Sözleşmesi’nde taraflar uzlaşamadı, sözleşme Hakem Heyeti’ne taşındı. Kamudaki 11 işkolunun 10’unda yetkili konfederasyon olan Memur-Sen, Çalışma ve Sosyal Bakanlığı tarafından 18 Ağustos’ta masaya getirilen üçüncü ve son teklifi de reddederek dün süreci Hakem Heyeti’ne taşıdı. İlk teklifini 2026’nın ilk 6 ayı için yüzde 10, ikinci 6 ayı için yüzde 6, 2027’nin ise her 6 ayı için yüzde 4’er zam şeklinde 12 Ağustos’ta masaya koyan iktidar, 15 Ağustos’ta 2026 yılı için taban aylığa bin lira zam daha ekleyerek teklifini güncellemişti.

Masaya konan zam oranlarını “utanç teklifleri” olarak nitelendiren kamu emekçisi konfederasyonları 18 Ağustos’ta yurt genelinde bir günlük iş durdurmuş, eylemler üzerine ise işveren konumundaki Çalışma Bakanlığı son teklifini vermek üzere konfederasyonları masaya çağırmıştı. Bakanlık, 18 Ağustos’ta masaya bir utanç teklifi daha koydu. 2026 yılı için önerdiği bin liralık artışı yineleyen iktidar, 6 aylık dönemler için masaya koyduğu zam oranları birer puan artırdı. Böylece açıklanan üçüncü ve son utanç teklifi 2026 yılının ilk yarısı için yüzde 11, ikinci yarısı için yüzde 7 ve taban aylığa bin lira zam, 2027’nin her yarısı için de yüzde 4’er zam oldu.

Memur-Sen, dün masadan uyuşmazlıkla kalkarak süreci Hakem Heyeti’ne taşıdıklarını duyurdu. Süreçle ilgili açıklamalarda bulunan Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, şu ifadeleri kullandı: “Gelen teklifler ne ücret dengesini sağlamaya ne de çalışma barışını temin etmeye yetecek düzeyde değil. Onun için başlangıçtan itibaren teklife de bu anlamda tepkimizi ortaya koyduk. Üretimden gelen gücümüzü kullandık, iş bıraktık. Çeşitli platformlardan seslendik. Maliye Bakanlığı önüne kadar yürüdük. Bu konuda üzerimize düşenin fazlasını yerine getirdik. Ama gelen teklif yükselmedi. Onun için toplu sözleşme uzlaşmazlıkla sonuçlanmıştır. Hizmet kolu sözleşmeleri kısmı da hizmet kollarının iradesidir, hizmet kollarına bırakılmıştır.”

Bugünün BirGün'ü

İşveren konumunun temsilcisi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ise masaya koydukları tekliflerin ardından bu kez de yaptığı açıklamayla kamu emekçileriyle alay etti. “Oransal zam dışındaki kısımlarda da çok büyük başarılara imza attık. 11 hizmet kolunun tamamında memur sendikalarımız için çok önemli mali, özlük ve sosyal haklarda kazanımlar sağladık” ifadelerini kullanan Işıkhan,  sürecin de ‘Türkiye yüzyılına yakıştığını’ söyledi. Işıkhan, açıklamasını şu ifadelerle sürdürdü: “Nasıl ki bugüne kadar Cumhurbaşkanımızın liderliğinde memurlarımıza en ileri hakları ve ücret iyileştirmelerini yaptıysak bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz. Hiçbir vatandaşımızı, hiçbir memurumuzu Türkiye yüzyılına yakışan bir süreç içerisinde enflasyona ezdirmeyeceğiz.”

HEYET’İN SİCİLİ KARANLIK

Sürecin Hakem Heyeti’ne taşınma ihtimaline ise kamu emekçilerinden ve konfederasyonlardan tepki yağdı. Eleştirilerde, Hakem Heyeti’nin bağımsız hareket edebilen bir mekanizma olmamasından ötürü sürecin heyete değil Meclis’e taşınması talebi öne çıktı. Memur-Sen ise dün sabah saatlerinde sözleşmeyi Heyet'e taşıdığını duyurmasına karşın Başkan Ali Yalçın akşam saatlerinde "İnisiyatif hükümettedir" açıklamasında bulundu. Heyet'e güvenmediklerini ifade eden Yalçın, "Önümüzde hakem süreci var. Hakeme ne bizim ne de kamu görevlilerinin zerre miktarda inancı ve güvenci yoktur. Çünkü geçmişte hakemlik edenlerin hakkaniyetten uzak tutumları, adil olmayan kararları, olmayan iradeleri, hakemleri Kamu Görevlileri Hakem Kurulu olmaktan çıkarıp, kamu işvereni hakemi haline getirdi" şeklinde konuştu. Sürecin henüz sonlanmadığını hatırlatan Yalçın, sözleşmeyi şimdiden Heyet'e taşımayacağını duyursa da yine herhangi bir eylem çağrısında bulunmadı.

En az 10 milyon yurttaşı ilgilendiren iki yıllık sözleşmenin nihai halini oluşturma yetkisinin teslim edildiği Hakem Heyeti’nin 11 üyesinin 6 üyesi bizzat AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından atanıyor. Heyete, işçiyi temsil etme iddiasıyla oturan konfederasyonlar Memur-Sen 2, Kamu-Sen 1 üye gönderirken son üye ise Memur-Sen tarafından belirlenen akademisyenler arasından yine Erdoğan tarafından seçiliyor. Böylece 11 kişilik heyetin 7 üyesini Erdoğan belirlemiş oluyor.

Ek olarak Hakem Heyeti, bugüne dek devreye girdiği sözleşmelerde Bakanlığın masaya koyduğu tekliflerden farklı bir karara varmış da değil. 2012 yılından bu yana üç kez devreye giren Hakem Heyeti, her seferinde masaya konan teklifi kabul etti.

Memurlar ile 2012 yılından bu yana yapılan 7 toplu sözleşme görüşmesinden 4’ünde uzlaşma sağlanırken, 3’ü masada imzalanmayarak Heyet’e taşındı. Üç toplu sözleşmede toplam 6 yılın maaş zamları Hakem Heyeti tarafından belirlendi. Hakem Heyeti’nin kararı, sadece 2012 yılı ilk 6 ayı hariç diğer dönemlerin tamamında iktidarın en son verdiği teklifin birebir aynısı oldu. 2012’nin ilk yarısında Heyet tarafından yapılan değişiklik ise masaya konulan yüzde 3,5’luk teklifin yalnızca yüzde 4’e çıkarılmasından ibaretti.

Hakem Kuruluna gidilen ikinci dönem olan 2020-21’de de iktidarın yüzde 4+4 ve 3+3 teklifleri olduğu gibi kabul edildi. Memur-Sen bu dönemde, 2020 yılı için 1 Ocak 2020’den geçerli olmak üzere yüzde 3 refah payı + taban aylığa 200 TL zam + birinci altı ayda yüzde 8, ikinci altı ayda yüzde 7 zam, 2021 yılı için ise 1 Ocak 2021’den geçerli olmak üzere yüzde 2 refah payı birinci altı ayda yüzde 6, ikinci altı ayda yüzde 6 zam artışı teklifinde bulunmuştu.

Heyet’e başvurulan son dönem olan 2024-2025 yıllarında iktidarın teklifi 2024 yılı için ilk 6 ay yüzde 15, ikinci 6 ay yüzde 10, 2025 yılında da ilk 6 ay yüzde 6, ikinci 6 ay yüzde 5 oranında zam olmuştu. Taraflar arasında uzlaşma sağlanamamış, Hakem Heyeti’nin verdiği belirleyici karar ise kamu işvereninin son teklifinin tekrarı olmuştu.

BU NOKTAYA NASIL GELİNDİ?

İktidarın 2026 için kümülatif 18, 2027 içinse 8 olan zam teklifinin karşısına Memur-Sen, ilk yıl için kümülatif yüzde 88, ikinci yıl için de yüzde 46 zam talep etmişti. İktidarın son teklifiyle birlikte taraflar arasındaki makas farkı ilk yıl için 70 puan, ikinci yıl için 38 puan oldu.

İktidarın geçen ay imzalanan Kamu Çerçeve Protokolü’nde Türkiye Ağır Sanayii ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri Sendikası (TÜHİS) aracılığıyla masaya getirdiği teklifler, memurları ilgilendiren 8. Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerinin nasıl geçeceğini de önden göstermişti. Bu tehdide rağmen yetkili konfederasyon Memur-Sen, iktidar 15 Ağustos’ta ikinci teklifi sunana dek üyeleriyle birlikte hiçbir eylem örgütlemedi. 7 kamu konfederasyonu ve 1 bağımsız sendikanın ortaklaşa aldığı 18 Ağustos’ta bir günlüğüne iş durdurma eylemine de bir araya gelmeden çağrı yapan Memur-Sen, kitlesinin çoğunu da sokağa taşıyamadı. Konfederasyonların ortak hareket etmesine karşın tek başına iş durdurma ve miting gerçekleştirme kararı alan Memur-Sen’e bağlı pek çok sendika, konfederasyonun iş durdurma eylemine katılmadı.

Karşısında işçiyi temsil eden örgütlü bir güç bulamayan iktidar, dalga geçmeyi sürdürerek, teklifinde yalnızca yüzde 1’lik artışlara gidip yeni teklif açıkladığında konfederasyon başkanı Ali Yalçın’ın yaptığı açıklama, neden işlerin bu raddeye geldiğini ortaya koydu. Yalçın, üçüncü teklifin açıklandığı toplantının ardından şu ifadeleri kullandı:

“Bu toplu sözleşme masasında biz herkesin farkında olduğu bir adaletsizliği düzeltmek için bulunuyoruz. Çalışanlar arasındaki aşırı ücret adaletsizliği, amirin mahiyetindeki çalışanından daha düşük aldığı bir zemin Türkiye’yi uzun süre yordu. Bu son teklif filan olamaz. Çünkü kamuda bu rakamlarla, bu durumlarla asla çalışma barışı olmaz, memurun yüzü gülmez ve bu da milletimizi olumsuz etkiler.”

Üçüncü utanç teklifinin ardından bu ifadeleri kullanan Yalçın, böylece tepkisini, sefalet dayatan iktidara değil, kamuda çalışan işçilere yöneltti. Memur-Sen’in, Hakem Heyeti’ne giden önceki tekliflerde de iktidarı eleştirmeden, çoğunluğu Erdoğan tarafından atanmıyormuşçasına yalnızca Heyet'i eleştirmesi de tepki toplamıştı. Yalçın’ın kamu işçilerini hedefe alan açıklaması da, Heyet’in iktidarın teklifini onaylaması durumunda Memur-Sen’den iktidarı karşısına alan bir tepki gelmeyeceğini kanıtlar nitelikte oldu. Yalçın’ın her ne kadar "İnisiyatif hükümettedir" çağrısında bulunsa da herhangi bir eylem çağrısında bulunmaması, üç gün içinde iktidardan yeni bir teklif gelmemesi ve Heyet'e gidildiği senaryoda hedefine yine yalnızca Heyet'i alma ihtimaline dair soru işaretleri yarattı.

∗∗∗

KESK EŞ GENEL BAŞKANI KARAGÖZ: EMEKÇİYİ DİLENCİ GİBİ GÖRDÜKLERİNİN İTİRAFI

“Biz KESK olarak en başından bu yana Heyet’e başvurulmamasını talep ediyorduk, çünkü Heyet’e gidildiğinde yargı yolu kapanmış oluyor, Heyet ise tüm süreci 3 gün içinde tamamlıyor. 6 milyon yurttaşı doğrudan etkileyen bir sözleşmeden bahsediyoruz. Heyet’in nasıl oluşturulduğu zaten açık, üyelerin çoğunluğu Erdoğan tarafından atanıyor. İktidarın masaya getirdiği teklifler ortada. Zaten gülünç olan bir teklifin üstüne ilk bin lira artış koydu, sonra da ilk yıl için önerdiği zamları birer puan yukarı çekti. Bu, bu ülkenin alın teriyle geçinen emekçisini adeta dilenci gibi gören bir zihniyetin dışavurumudur. Biz bütün yaşamı her gün yeniden yeniden yaratan milyonlarız. Ve öfkeliyiz. İktidara öfkeli olduğumuz kadar masada olan yetkili konfederasyonların sergilediği sendikacılık anlayışına da öfkeliyiz. Gözlerimiz Heyet üzerinde. Ortaklaşarak, birleşerek mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.”

Ahmet Karagöz

∗∗∗

BİRLEŞİK KAMU-İŞ BAŞKANI YILDIRIM: GEREKİRSE KÜLLİYE’YE YÜRÜMEYİ DE BİLİRİZ

“Çoğunluğu iktidar tarafından atanan bir mekanizma, yapısı gereği hakemlik yapamaz. Biz ne yazık ki Heyet’in iktidar lehine bir karar vereceğinden şüphelenmiyoruz, eminiz. Sözümüz çok net, madem Heyet’i Cumhurbaşkanı atıyor, o halde bizim Bakanlarla işimiz yok. Bu yüzden de Birleşik Kamu-İş olarak diyoruz ki Cumhurbaşkanı, süreç bitmeden gerçeği, ne dese ‘Haklısınız efendim’ diyen danışmanlarından değil, bizden dinlesin. Emekçiden duysun gerçekliği. Bu yüzden görüşme talebinde bulunduk. Bu ülkenin cumhurbaşkanının emekçinin açlığına kayıtsız kalmayacağını düşünmek istiyoruz. Görüşme talebimize dönüş olumsuz olursa Külliye önünde açıklama yapacağız. Biz Cumhurbaşkanı sorunları bizden duysun talebinde bulunacağız. Reddedilirse de ne yapıp edip sesimizi duymasını sağlayacağız. Artık Cumhurbaşkanını pas geçip Bakanlarla görüşecek noktayı çoktan geçtik.”

Orhan Yıldırım