Google Play Store
App Store

Toplumsal desteğini yitiren rejim ayakta kalmak için baskı ve sömürüyü artırıyor. Kamu işçilerinden çiftçilere, öğretmenlerden yaşam savunucularına dek çare birleşik mücadeleyi büyütmekte.

Ortak mücadeleyi büyütme zamanı

POLİTİKA SERVİSİ 

Milyonları yoksulluğa mahkum eden, krizin yükünü halkın sırtına bindiren, ülkeyi yağma ve talana açan, yargı sopasıyla baskıları artıran, muhalefetin elindeki belediyelere savaş açan, gazetecilere, öğrencilere, emekçilere, kısacası itiraz eden herkese göz dağı veren iktidar ülkeyi son sürat uçuruma sürüklüyor.

Toplumda rıza üretecek argümanı kalmayan, pek çok kamuoyu yoklamasına göre oy oranı yüzde 30’ların da altına gerileyen ve siyaseti ayak oyunlarıyla dizayn etmeye çalışan iktidar sırtını ABD’nin Ortadoğu’yu yeniden dizayn planlarına dayayarak ömrünü uzatmanın arayışında.

İktidar, bir yanda komisyon toplantıları ile demokrasi, iç cephe, çözüm söylemlerini tartıştırıp diğer yanda CHP’li belediyelere operasyonlardan vazgeçmezken, Diyanet’in skandal Cuma hutbesinden Orman yangınlarına, e-imza ve diploma skandallarından LGS sınavındaki şaibe iddialarına dek hemen her konuda rejim tel tel dökülüyor.

HER KOLDAN HÜCUMA GEÇTİ

Rejimin başta milyonları derin yoksulluğa sürükleyen ekonomi politikaları olmak üzere liyakatiz, hukuksuz, kanun tanımayan, yağma ve talandan yana hamlelerine karşı ülkede irili ufaklı eylem ve itirazlar gerçekleşiyor. İktidar ülkenin yakıcı sorunlarının gündeme gelmesini, konuşulmasını istemese de halk ülkenin dört bir yanında değişim talebini dillendiriyor. Talepleri karşılanmayan kamu işçilerinden ormanları, dereleri, ağaçları için mücadele eden yaşam savunucularına, İBB operasyonlarına tepki gösteren milyonlardan ataması yapılmayan öğretmenlere, fabrika işçilerinden çiftçilere dek toplumun farklı kesimleri rejime karşı kendi cephesinden ses çıkartıyor. Ancak bir ahtapot gibi her koldan saldıran iktidara karşı topyekun ve ortak mücadele bugün her zamankinden daha acil bir ihtiyaç. Bu rejimi, ancak ülkenin farklı noktalarından yükselen itiraz seslerinin birleşmesi durdurabilir.

Son haftalarda iktidara karşı yükselen sesleri hatırlayalım:

Kamu işçileri: İktidar, 8. Dönem TİS görüşmelerinde 6 milyon kamu emekçisiyle resmen alay etti. Teklifin ardından 7 konfederasyon ve 1 sendika KESK’in öncülüğünde birlikte hareket etme kararı aldı. “Sefalet teklifini kabul etmiyoruz” diyen konfederasyonlar, bugün tüm yurtta iş bırakma eylemi yapacaklarını açıkladı. Bu süreçte Askeri İş Yerlerinde Görevli Kamu Çalışanları Sendikası (ASİM-SEN), Bağımsız Kamu Görevlileri Sendikaları Konfederasyonu (BASK), Birleşik Kamu İşgörenleri Sendikaları Konfederasyonu (BİRLEŞİK KAMU-İŞ), Devlet Memurları Konfederasyonu (DMK), Kamu Çalışanları Hak Sendikaları Konfederasyonu (HAK-SEN), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Yurt‑Sendikaları Konfederasyonu (YURT-SEN) temsilcileri bir araya gelerek ortak bir yol haritası belirlediklerini duyurdu.

•Yaşam savunucuları: Zeytinliklerin madencilik faaliyetlerine açılmasını da içeren torba kanun teklifi 19 Temmuz’da Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda kabul edilmişti. Kanun teklifi kamuoyunda büyük tartışma yarattı ve muhalefet partileri tarafından sert şekilde eleştirildi. Bu yasanın "kamu yararı değil maden ve enerji şirketlerinin çıkarlarını gözettiğini" savunan çok sayıda köylü ve çevre aktivisti teklifinin geri çekilmesi için günlerce TBMM önünde ve ülkenin pek çok yerinde çeşitli eylemler düzenledi. Zeytinliklerinin madenciliğe açılmaması için TBMM önünde günlerce eylem yapan köylüler açlık grevine de başlamıştı.

Öğretmenler: Mülakat sonuçları nedeniyle mağdur olduklarını belirten atanamayan öğretmenler, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) önünde başlattıkları eylemlerini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde sürdürdü. Öğretmenler, “Artık dayanacak gücümüz kalmadı, sadece hakkımızı istiyoruz” diyerek yetkililere seslendi.

İşçiler: Türkiye Maden İşçileri Sendikası tarafından temmuz ayı sonunda alınan grev kararı, ‘milli güvenliği bozucu’ nitelikte görüldüğü gerekçesiyle 60 gün süreyle ertelendi. Karar, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 63. maddesi uyarınca alındı. Grev ertelemesi, Eti Maden İşletmeleri’ne bağlı dört farklı işyerini kapsıyor. Maden-İş, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile TÜRK-İŞ arasında anlaşma sağlanamaması halinde ‘Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü için 1 Ağustos 2025 tarihinde’ ve ‘TKİ Genel Müdürlüğü için ise 8 Ağustos 2025 tarihinde’ greve çıkacağını duyurmuştu. Öte yandan Koç’un tedarikçisi SAG Hidrolik’te sefalet ücretine karşı Birleşik Metal-İş’te örgütlenen işçiler, işten çıkarma ve baskılara rağmen geri adım atmıyor. İstanbul’da turizm şirketi Hotelistan’ın işten çıkardığı çalışanlar haklarını talep etmek için bugün bir araya geldi. SOL Haber’de yer alan habere göre Hotelistan yönetimine ait Taksim’de bulunan Nova Plaza önünde toplanan işçiler taleplerini dile getirdikleri sırada, şirket yöneticilerince işçilerin üzerine üst katlardan defalarca su döküldü.

• Çiftçiler: Rize’nin Fındıklı ilçesinde çay üreticileri, ÇAYKUR’un uyguladığı çay alım politikalarını protesto etti. Bir çay üreticisi, “Çayda sömürü var. ÇAYKUR’un uyguladığı kota ve kontenjanlarla biz çay üreticilerini özel sektör şirketlerine mahkûm etmeye çalışıyorlar” dedi. Polis ise üreticilerin Fındıklı Çay Fabrikası’na yapacağa yürüyüşe izin vermedi. Trabzon’un Beşikdüzü ilçesinde ise 31 Temmuz’da Emek ve Demokrasi Platformu’nun çağrısıyla düzenlenen “Fındığına, Doğana, Demokrasiye Sahip Çık” mitingi kitlesel bir katılımla gerçekleşti. Beşikdüzü Gürhan Yardım Okulu Kavşağı’nda toplanan yurttaşlar, “Havana, suyuna, toprağına sahip çık”, “Üreten biziz, yöneten de biz olacağız”, “Zam, zulüm, işkence; işte AKP” sloganlarıyla Beşikdüzü Belediye binası önüne yürüdü.