Osman Baydemir: Yıkıma ‘Evet’ denmez

22.03.2017 22:41 SİYASET
“Bölge’deki bu yıkıma kim ‘evet’ der! Paketin geçmesi, nesiller boyu tehdit ve şantajla yönetilmeyi kabul etmektir”

ERK ACARER - erkacarer@birgun.net
@eacarer

Nevruz öncesindeki çalışmalarla birlikte referandum kampanyası yürüten HDP’li Osman Baydemir ile bir araya geliyoruz. Baydemir, Bölge’de yaşanan baskı ve tehdide dikkat çekerek, net ifadelerle anayasa paketine neden ‘Hayır’ verilmesi gerektiğini anlatıyor. Baydemir, getirilmeye çalışılan başkanlık anayasasının Kenan Evren anayasasından bile daha geri olduğunu vurguluyor.

‘Tercih hakkı tehdit edilir mi?’
Baydemir; Türkiye’de referandum yapılıp, halkın söz hakkının büyük baskı altında tutulduğunu ifade ederken, çelişkileri aktarıyor:

“Referandum meşruiyet zemini için topluma danışmaktır. Batı medeniyetlerinde sıkça başvurulur. Özellikle İskandinav ülkelerinde tercih edilir. Halka başvurmak, temsili demokrasiden, doğrudan demokrasiye kayıştır. Ancak Türkiye’de referandum, tercih hakkının tehdit edildiği bir seçim tarzına dönüştü.”

‘Şantajla kampanya yürütüyorlar’
Baydemir; bu süreçte ‘hayır’ı örgütleyenlerini adeta ellerinin kollarının bağlandığını ve dillerinin kesildiğini şu cümlelerle aktarıyor:

“Bu paketi topluma sunmak, halkın tercihini belirlemek demektir. Ne var ki Türkiye’de referandum gayrimeşru bir hale geldi. Rakiplerinin ellerini kollarını bağlamışsın, HDP Eşbaşkanları cezaevinde. Yine rakiplerinin dillerini kesmişsin. 157 gazeteci tutuklu. Referandumu OHAL koşullarında yapıyorsun. Demokrasiden ve demokratik ortamdan söz etmememiz mümkün olabilir mi? Üstelik süreç tamamen tehdit ve şantaj içinde geçiyor.”

‘Söyleyecek sözleri yok’
“Evet içerik sunmuyor” diyen HDP’li vekil şöyle sürdürüyor: “Anlatacak bir şeyleri yok. ‘Hayır’ı Kandil ya da darbe ile ilişkilendirmekten başka argümanları bulunmuyor. Üstelik iktidarın ‘Evet’ kampanyası silah ve silahlı propagandayla sürüyor. Lice’de, Nusaybin’de operasyonlar yaşandı, yaşanıyor. Özellikle kırsal kesimdeki nüfus baskı altında tutuluyor. Saray ve iktidarın bir hedefi var; bu yol için her şey mübah görülüyor.”

‘İktidar politikalarını gözden geçirmeli’
Baydemir; “Aslında 16 Nisan’da sandıktan ‘hayır’ çıkması hükümet, devlet ve saray için de bir fırsattır” diyor ve bunun nedenini şöyle açıklıyor: “Hâlâ Suriye’de devam eden yanlış politikadan, Kürt karşıtlığından, Avrupa birliği (AB) ile entegre olma düşüncesinden vazgeçmekten dönmek için bir fırsat vardır. Türkiye toplumu ‘Hayır’da buluşabilirse, hükümet tüm bu politikalarını gözden geçirme olanağı bulacaktır.”

‘Bu yol, yol değil’
“Paket Kürtlerin yürütme faaliyetlerindeki temsiliyetini tümden ortadan kaldırıyor” diyen HDP’li Osman Baydemir şu ifadeleri kullanıyor: “Kürtler için seçim barajı yüzde 10’dan yüzde 50’ye çıkıyor. Bu paket, Kürtler açısından aynı zamanda son iki yılda Bölge’de gerçekleştirilen bütün zulümlere karşı çıkma fırsatıdır. Kürtlerin her bir ‘Hayır’ı, kayyumlara, dokunulmazlıkların kaldırılmasına, cezaevi süreçlerine, şehirlerin yakılıp yıkılmasına karşı bir duruş demektir. Bu, AKP’nin MHP ve Ergenekon’la kurduğu savaş cephesine ‘hayır’dır. Kürtlerin her bir hayır’ı, ‘Bu yol, yol değildir haykırışı’ olacaktır.”

“Kenan Evren Anayasası’ndan bile geride”
Baydemir, paketin ne olduğunu açık ifadelerle özetliyor: “1982 Anayasası bugüne kadar çeşitli revizyonlara uğradı. Buna rağmen bu anayasanın meşruluğu hâlâ yok hükmünde. Bu paketin onaylanması ise, 1982’den bu yana bütün revizyonların dahi geri alınması anlamı taşıyor. Bu paketin geçmesi 82 Anayasası’nın bile gerisine gitmek demek.”

‘Korkunun ecele bir faydası yok’
“Ver kurtul” mantığına vurgu yapan Baydemir, “Tehdit ve şantajın sonu yok” sözleriyle devam ediyor: “Paketin geçmesi, ömür boyu, nesiller boyu tehdit ve şantajla yönetilmeyi kabul etmektir. Kapımızda bir bela var. Zorla eve girmeye çalışıyor. Onu eve mi alacağız? ‘Evet’ geçerse, zulme boyun eğecek, tersi durumda bu belayı def etmiş olacağız. Geri adım atıp kabullenmenin faydası olmaz. Bu çocuklarımızın meselesi; Vallahi korkunun ecele faydası yok!”

En büyük çağrısı AKP tabanına
HDP vekili “En büyük çağrıyı AKP’yi iktidara getiren ve orada tutan camiaya yapmak isterim” diyor: “Sizler, AKP ve Erdoğan şimdiye kadar ne istedi de vermediniz? Sözde bir lokma bir hırka geleneğinden geliyorlardı, bir yüzükle siyasete girdiler. Siz yoksullukla boğuşurken onlar zenginlik içinde yüzüyorlar. Ey alnı secdeye değen kardeşlerim. Sizler bu coğrafyada mazlumluğu yaşadınız. Sizlere zulmeden diğer muktedirlerle bugünkü iktidarın uygulamaları arasında ne fark var? Sizlere yapılanların bin katı bugün başkalarına yapılıyor. Siz bunlara ‘Hayır’ demeyecek misiniz?”

‘Ülkeyi seviyorsak, bu musibete hayır diyelim’
Baydemir; “Eğer 16 Nisan’da ‘Hayır’lı bir sonuç elde edilirse hiç kimse kaybetmeyecek” ifadeleriyle aktarıyor: “Kimse iktidarından olmayacak. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 2019 yılına kadar koltuğunda oturacak. Ülkenin düşmesi engellenecek. Açıkçası en büyük görev AKP tabanında. Eğer ülkeyi seviyorsak, bu musibete ‘Hayır’ demeliyiz. AKP’ye de özellikle son 2 yıllık politikasını gözden geçirmesi için bir şans verilmeli. Ancak bu sayede, herkesin ortak bir dille hazırladığı bir sözleşmenin kapısını aralayabiliriz.

Baydemir, ‘Kürtler evet verecek ya da sandığı boykot edecek’ söylemlerine de net bir karşılık veriyor: “Yaşananlar ortada, hangi Kürt bu zulme ‘evet’ der? Bu referandumun pek çok anlamıyla birlikte bizim açımızdan iki maddelik bir özeti var. Birincisi Türkiye demokrasisi ve çocuklarımızın geleceği, ikincisi Kürt coğrafyasındaki, yıkım ve halkın iradesizleştirilmesi oylanıyor.”

“Herkesin ‘hayır’ı farklı olabilir”
HDP Urfa Vekili Baydemir, “Önemli olan ortak akılda birleşmek” diyor: “Bizim ‘Hayır’ımızla başkasının ‘Hayır’ı arasında fark olabilir. Herkesin ‘Hayır’ı kendisine. Hayır’ların oluşması ve sandıkların ‘Hayır’la dolmasıyla herkes kazanmış olacak. Biz hakikaten de hayır’da büyük hayır olduğuna inanıyoruz!”